Yıllar önce Krakow'da komşumuz FizikProf.Henryk, bir gazetenin ekini heyecanla bana getirmişti.mutfak masamın üzerinde alel acele çekilmiş bir fotoğraf.hikayeyi uzatacak değilim. Manşet tam olarak şöyle:''Atatürk'süz Türk olmaz''19MayısAtatürk'üanmaGençlikveSporBayramıkutlu olsun
Adli kontrol uygulamasının nasıl bir ceza olduğunu bugün tekrar yaşayarak gördüm. Halı hazırda haftada 2 gün imza ve yurtdışı çıkış yasağım var. Sanki çok kötü bir şey yapmışım ve kaçacakmışım gibi...
1 haftadır yıllık izin aldım ve annemin yanında hastanedeyim. İmza için yine gidip geldim. Bugün akşam saatlerinde de yine imza atmak için onu yalnız bırakarak başka bir ilçedeki evime imzaya gittim. Geldiğimde damar yolu çıkmış ve ileostomi torbası patlamıştı...
İnsan düşündükçe öfkeleniyor. Sokaklar suçlulularla doluyken memleketin en kötü ve zararlı insanları biziz demek ki cezalandırılıyoruz.
Bu cezanın tek nedeni ise gazetecilik yapmam....
Keşfette önüme böyle bir post düştü. Galiba hiçbir zaman kabul etmeyeceğim. O kadar şaşkınım ki. Sanki Taksim’deki odasında uyuyordu ben postu görene kadar. Anlatabiliyor muyum tam bilmiyorum da, “Nasıl yani ya…”
Paramparça oldum gece gece.
Bu çocuğun DERHAL bulunup, ailesinden alınıp tecrit edilmesi ve rehabilite edilmek üzere bir bakım yerine kapatılması şart..
Kediyi öperek (!) boğuyor...
Ruhsal sorunları olan insanların toplumda barınmaması gerek. Bugün kedi yarın diğer insanlar kurbandır
@boluvaliligi@BoluEmniyet
Bolu'da olduğu belirtiliyor. @bolu_belediyesi
"Le renard est un nuisible. Le loup est dangereux. Le blaireau dérange. Le lynx fait peur. Le chevreuil détruit les cultures. Le sanglier envahit. Les animaux sont toujours les coupables...
Pourtant, aucun d'eux n'a allumé un incendie.
Aucun n'a rasé une forêt. Aucun n'a bétonné une montagne. Aucun n'a détruit la planète par avidité.
Ils ne demandent qu'une seule chose : vivre sur la terre qui les a vus naître.
Les véritables victimes ne sont pas les humains qui se plaignent... Ce sont ces milliers d'êtres vivants qui périssent dans les flammes, perdant leurs petits, leur refuge, leur nourriture et leur avenir.
Le plus grand prédateur de cette planète n'a ni crocs, ni griffes... Il marche sur deux jambes.
Avant de juger les animaux, regardons ce que l'humanité est en train de faire à leur monde... et au nôtre." 🦌🐺🦊💔🌲
Her "esmiyor" dediğinizde aklınıza bu fotoğraf gelsin.
Burası altın madeni için 300 binden fazla ağacın kesildiği Kaz Dağları.
Teşekkürler ,
Erkan Akcay
İngiliz Devlet Adamı Churchill, Lozan Antlaşması için şunları söyler:
“Türklerin yeniden Avrupa’ya girmeleri; Müttefikler için en kötü aşağılanmadır…”
İngiltere Başbakanı Lloyd George, itiraf etmek zorunda kalır:
“Lozan, İngiltere’nin bu zamana kadar imzaladığı antlaşmaların en alçaltıcısıdır.”
ABD’li diplomat James Gerard’ın cevabı kısa ve nettir:
“Lozan’da, Hristiyan medeniyeti çarmıha gerilmiştir.”
@Kahvecibrahim Neyin hırsı anlamak mümkün değil. Şimdi dönüp baksın yarattığı tabloya. Pişkinliğin bu kadarı olmaz diyoruz. Yaşına bakıp ayıplıyoruz sadece. İnsanlar emekli olmasalardı, kurumlar/kuruluşlar yoğun bakım üniteleriyle dolu olurdu...
Erzurum kongresinin yapılmasına karşı çıkan İngiliz Albay Rawlinson ve Atatürk arasında geçen diyalog:
- İşittiğime göre burada yarın bir kongre açacakmışsınız.
- Evet, milletçe açılması kararlaştırılmıştır.
- Açılmaması daha münasip olacaktır.
- Kongre muhakkak toplanacaktır. Millet buna karar vermiştir. Açılmamasını tavsiye eden mütalaanıza h��kim olan sebepleri bile sormayı lüzumlu görmüyorum.
- Hükümetim, bu kongrenin toplanmasına
müsaade etmez.
- Ne hükümetinizden ne de sizden müsaade istemedik ki böyle bir müsaadenin verilip verilmeyeceği bahis mevzusu olsun.
- Kongreden vazgeçmezseniz kuvvet kullanarak toplantının dağıtılması mecburiyeti doğacak.
- O hâlde biz de mecburi ve zaruri olarak kuvvete kuvvetle karşı koyar ve herhâlde milletin kararını yerine getiririz. Ne olursa olsun kongreyi açacağız. Mülakatımız bitmiştir.
@AtillaTasNet Hala konuşuyor. Yazık..Partiyi ne hale getirdi. 65 yaş üstü bireylerden hastane raporu istenirken, ülke kaderinde söz söyleme haddini bulanların serbestçe...
Baskıcı sistemler güçlerini toplumda korku, çaresizlik ve 'başka seçenek yok' duygusu yaratarak korurlar. Halkın umut etmesi, daha iyi bir dünya hayal etmeye başlaması bu statükonun yıkılmasının ilk adımıdır. Umut, korku duvarını yıkarak insanları eyleme geçmeye ve hak aramaya yönlendirir. Gelecek hayali, dayatılan mevcut düzenin tek seçenek olmadığını açıkça gösterir. Ortak bir ideal etrafında birleşen kitlelerin bölünmesi ve yönetilmesi zorlaşır. Rejimlerin en büyük silahı olan 'öğrenilmiş çaresizlik' duygusunu tamamen yok eder.
YENİ parti HALK İSTEDİĞİ İÇİN KURULDU. Bu mücadele tek bir yapının değil, bu ülkenin aydınlık geleceğine inanan her yurttaşın sorumluluğudur. Bu yüzden adaletten ve demokrasiden yana olan tüm siyasi partiler, STK'lar küçük hesapları ve ayrışmaları bir kenara bırakmalı ve statükoya karşı halkın yükselen bu umut dalgasında birleşmeli, omuz omuza vermeli.
Refika Birgül'ün anlatımıyla Atatürk ve portakalların inanılmaz hikayesi:
🔷 Atatürk, yetiştirilmesi için emirler veriyor.
🔷 İtalya'dan fidanlar geliyor.
🔷 Atatürk'ün böyle çok yakışıklı, bir elinde portakal tuttuğu meşhur bir fotoğrafı vardır.
🔷 Geliyor, bir tane portakalı alıyor ve kabuğunu soyuyor.
🔷 Yarısını Salih Bozok'a veriyor, yiyorlar ve tadı çok hoşuna gidiyor.
🔷 Sonra "Ne kadar ekilecek ya bunlar?" diye soruyor.
🔷 Salih Bozok bir yer göstererek, "Şu kadar bir yeri düşündük paşam" diyor.
🔷 Atatürk, "Hayır" diyor, "Buradan gözünüzü alabildiğiniz yere kadar ekeceksiniz."
🔷 Salih Bozok da, "O kadar paramız yok" diye karşılık veriyor.
🔷 Atatürk, "Hayır, bundan sonra para sorun olmayacak." diyor.
🔷 "Gözümüzün alabildiği kadar yere bu portakallar ekilecek, ben parayı halledeceğim." diyor.
🔷 Ve portakallar bolca, bereketli bir şekilde yetişiyor.
🔷 Bolca yetiştikten sonra Ruslar gelip bu portakalları almak istiyor.
🔷 Biz o dönem üretime o kadar alışmamışız ki; bir taraftan çay, bir taraftan muz yetiştirmeye çalışıyoruz.
🔷 "Bu portakalları isteyen var ama ne yapacağız, kaça satalım?" diye herkesi bir panik alıyor.
🔷 Atatürk de diyor ki: "Biz bunları parayla satmayalım."
🔷 "Karşılığında fabrikalar isteyelim, fabrika için makineler isteyelim."
🔷 "Bize aslında o know-how'ı, yani işletilmesini öğretsinler."
🔷 Bunun üzerine bu portakallarla kurulan fabrikaları söyleyeceğim, anlatırken tüylerim diken diken oluyor.
🔷 1. Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası.
🔷 2. Kayseri Sümerbank Tekstil Fabrikası.
🔷 3. İskenderun Demir Çelik Fabrikası.
🔷 4. Şişecam Fabrikası (Paşabahçe).
🔷 Aliağa Rafinerisi, Seydişehir Alüminyum Fabrikası ve Oymapınar Barajı.
Ben bu hayatta annemin 8 yaşımdayken yerde yattığı, bana “kurtarmamız çok zor” dedikleri günü de gördüm. Çok sevdiğim insanları da toprağa gömdüm.
Ama hiçbiri, evet hiçbiri ne Ahmet’i morgda gördüğüm gün ne de 21 Ekim kadar ağır değildi.
Hakim de yargılanacak.
📢 İsmail Saymaz: (Yusuf Tekin'e)
🗣️ “Bugün Kurtuluş Savaşımız, sen ve senin zihniyetinden kurtulmak olacak.”
“Atatürk’e olan garezi nedeniyle kendi Kurtuluş Savaşı’nı küçümseyen, tarihten onu silmeye çalışan bir bakan.
Senin tarihçin Kadir Mısıroğlu olursa; varacağı yer, kendi tarihiyle kavga eden bir bakan olur.
Bizim bugün Kurtuluş Savaşımız, sen ve senin zihniyetinden kurtulmak olacak.