kendi küçük dünyanda huzuru bulmak gibisi yok. düzenli bir ev, pencere önünde açan çiçekler, taze demlenmiş çayın yayılan kokusu. bu dinginliğe eşlik eden dürüst dostluklar ve sadakatle kurulan sade bir hayat. az insan, temiz bir yaşam ve içten gelen derin bir huzur.
İmam Kurtubî rahimehullah şöyle demiştir: "Kim zorlukların altında ezildiğini hissederse, salâvatını artırsın; çünkü onda yakınlığın ve kolaylığın bir sırrı vardır."
"İnsan, yüreğinde bir boşluk ile dünyaya geliyor. Hiçbir şey kâfi gelmiyor; dünyaya dair ve dünyaya ait olan ne varsa doldurmuyor içini. Sonra sevdalar ile teselli buluyor ve fakat o da yetmiyor değil mi? Çünkü o boşluk, dünyaya ait değil."
Arafta Yedi Gece, Cihan Çetinkaya
‘kendi seçmediğimiz hayatlar içerisinde kulluk vazifesi yapmalıyız’ dedi bir büyüğüm. Allah'ım! seni zikretmek, sana şükretmek ve sana güzelce ibadet etmekte bana yardım et!
Sevgi çoğu zaman huzurla yan yana düşünülür. Oysa kitaptaki metinler başka bir şey söylüyor. Sevgi, insanı yerinden eden bir şey. Çünkü gerçekten sevdiğinde karşındaki kişiyi olduğu gibi görmeye başlarsın. Bu da ister istemez kendini de olduğu gibi görmeye zorlar.
duygularını ve düşüncelerini dile getirmekte cömert olan insanları seviyorum, çünkü bir insanı mutlu ettiklerinde kendi mutluluklarının eksilmeyeceğinden eminler. böyle bir cömertlik de olgun ahlak sahibi insanlarda bulunur. onlardan olmak ve onlarla muhatap kılınmak istiyorum..
Bir hocam şöyle söylemişti: “Sûreler bir insanın ihtiyaçlarına göre indirilen 114 ilahî müdahaledir” Yani insan hangi sıkıntıya düşmüşse, onun ilacı Kur’an’da vardır. Bu sözün ışığında, 114 sûrenin hangi hâlde, hangi ihtiyaçta okunması gerektiğini derledim. Umarım faydalı olur.
emir sultan camii'nin avlusundayım. cami içinden gelen tesbih boncuğu seslerini kulağımın dibinde duyuyorum. iman ve aşkı aynı yerden tüttürüyor ben de rab. gördüm. işittim. sevdim. okudum. iman ettim. ve çok su aktı bu avluda gözlerimden. ben bu avluda büyüdüm.