🗣️Candaş Tolga Işık: "2002 Dünya Kupası'nda aldığınız madalyayı başka birine verdiğiniz doğru mu?"
Şenol Güneş: "Başka birine değil, emekçilere verdim."
🗣️Candaş Tolga Işık: "Onlara madalya verilmiyor mu?"
Şenol Güneş: "Zaten beni yok sayıyorlardı; ben de madalyamı vererek kendimi yok saymış oldum 😊
Seremonide bize madalyalarımız verilmişti. Türkiye'ye dönmek üzere uçaktayken malzemecimiz Cengiz Çelik yanıma geldi ve 'Hocam, takımdaki herkeste madalya var ama bende yok' diyerek üzüntüsünü dile getirdi. Ben de hemen yetkili arkadaşlara sordum fakat ellerinde hiç madalya kalmadığını söylediler.
Her ne kadar bazıları beni yoksa da, o turnuvada teknik direktör olarak yer aldığımı zaten herkes biliyor. Ama o çocuk yarın bir gün 'Ben de o turnuva kadrosundaydım' dediğinde, insanlar 'Sen kimsin' demesinler diye kendi madalyamı ona verdim."
Şenol Güneş: "Geçenlerde birilerini dinliyorum; 'İtalyan hocalar şöyle hazırlık yapıyor, böyle taktikle sahaya çıkıyor' gibi övgü dolu sözler söylüyordu. Fakat İtalya'nın kendisi bile Dünya Kupası'nda yer almıyor.
Sen yaptığın bu sözde analizlerle adeta Türk antrenörlerini kötülüyorsun. Maalesef bizim yerli hocalarımız da kendi haklarını korumayı tam olarak bilmiyor.
Güya İtalyan antrenör savunmada ve hücumda ne yapacağını çok iyi planlıyormuş da Türk antrenörler bunları yapmıyormuş. Biz bu taktikleri hiç konuşmadan, çalışmadan mı çıkıyoruz maçlara?
Bizlerin hatası şu: 1 yaptığımızı, 10 anlatmıyoruz, aksine 10 yaptığımızı 1 olarak anlatıyoruz.
Türk antrenörler olarak bu aşağılık kompleksinden bir an önce kurtulmamız lazım. Türk antrenörler, kendilerine yapılan bu münasebetsizliklere karşı maalesef yeterli tepkiyi ve cevabı da veremiyor."
Şenol Güneş, "Bülent Korkmaz'ın 2002 Dünya Kupası’ndaki Brezilya maçında yapılan sistem değişikliği" eleştirilerine yanıt verdi: "Yapılan bir şeyi düşünüp de yapıyorsan o hata değildir. Karar vereceksiniz. Pişman da değilim, zaten oyun da iyi gitti…"
Şenol Güneş: "2002 Dünya Kupası’na giderken kuru fasulyesinden turşusuna kadar birçok yemek malzemesi ve aşçı götürmüştük.
Çok iyi bir aşçımız vardı. Dönemin TFF Başkanı Haluk Ulusoy bu duruma başta karşı çıkmıştı; ancak turnuva bittikten sonra aşçıyı kendi evine özel aşçı olarak aldı😊"
Şenol Güneş: "Biz 2002’de Dünya Kupası’nda üçüncü olup döndüğümüzde, bizi Taksim Meydanı'nda geç saatlere kadar bekleyen binlerce insan vardı.
Havaalanından Taksim'e gelene kadar yolda yaşlısı, genci, mini eteklisi ya da başı bağlı olanı fark etmeksizin herkes aynı ortak duyguları bizlerle paylaştı.
O dönem bize gösterilen bu destek, aslında tüm Türkiye'nin birlikteliğini kanıtlamıştı. Bu yüzden futbolu asla sadece bir spor olarak görmemek gerekir.
Biz o dönem Dünya Kupası'ndaki turnuva yarışında üçüncü olduk, yoksa genel dünya futbol yapısında bir futbol ülkesi olarak anında üçüncü sıraya yükselmedik. Bu ikisi birbirinden tamamen farklı şeyler.
Kuşkusuz şimdi organizasyon ve altyapı olarak o yıllara göre daha iyi durumdayız; ancak turnuva başarılarıyla futbol ülkesi olma gerçeğini birbirine karıştırma hatasına yeniden düşmemeliyiz."
Şenol Güneş: "Bana, 'Hocam bırak bu işleri, torun sev' diyorlar. Ben de düşünüyorum. Sonra bu kez, 'Hocam senin bilgin var, tecrüben var; niye çalışmıyorsun?' diyorlar.
Yapay zekâya sordum; 'Bugünkü Türkiye koşullarında çalışmaman daha doğru' dedi. Yapay zekâyı dinlerim ama sonunda yine kendi bildiğimi okurum."
Doğan Gündoğdu: "Dušan Vlahović'in çok ciddi talipleri var. Vlahović, transfer olacağı takımda kesinlikle yedek kalmak istemiyor; oyuncunun ilk önceliği bu yönde."
Doğan Gündoğdu: "Jaden Philogene, Beşiktaş’a önerilen isimler arasında yer alıyor.
Kulüp bu konuyla ilgili henüz resmi bir aksiyonda bulunmadı ancak oyuncunun önerilen bir isim olduğunu söyleyelim."
Doğan Gündoğdu: "Aral Şimşir, Beşiktaş’ın gündeminde yer alıyor ancak kolay bir transfer operasyonu değil. Midtjylland, Lille’in yaptığı 11 milyon Euro ve bonuslar şeklindeki resmi teklifi reddetti.
Aral, kariyerine Türkiye'de devam etmeye sıcak bakıyor ve bu durum transferdeki bazı denklemleri değiştirebilir.
Genç futbolcu, Beşiktaş'ın yerli oyuncu takviyesi listesinde ilk sıralarda bulunuyor."
Doğan Gündoğdu: "Vincenzo Italiano; 6 ve 8 numara pozisyonlarında oynayabilen, hem derinden oyun kurabilen, ayağı temiz, yetenekli ve kabiliyetli bir isim istiyor. Sahada aktif, takımın en hareketli oyuncusu olabilecek bu profil için hoca yönetime direkt olarak isim de verdi.
Önümüzdeki hafta Beşiktaşlı yetkililerin yapacağı transfer çıkarmasında, bu oyuncunun kulübüyle de masaya oturulacak. Bahsi geçen futbolcunun ismi henüz medyaya hiç yansımadı.
Aranan bu isim U23 kontenjanından değil, aksine oldukça tecrübeli bir oyuncu.
Özellikle uzaktan şutları çok etkili olan, ikili temaslardan kaçınmayan, hava topu mücadelelerinde 'kemik' diye tabir ettiğimiz tarzda sertlik gösteren inanılmaz bir şutörden bahsediyoruz. Takıma katılırsa jeneriklik goller atabilecek bir profile sahip.
Üstelik piyasa değeri ve kulübe toplam maliyeti de çok yüksek seviyelerde değil."
Doğan Gündoğdu: "Wilfred Ndidi’ye bir transfer ilgisi var. Ndidi konusunda Beşiktaş'ın bir satış gerçekleştirmesi olabilir.
Italiano Hoca da oraya Ndidi modelinde değil, farklı bir oyuncu modeli istiyor."
Doğan Gündoğdu: "Junior Olaitan, Vincenzo Italiano’nun çok beğendiği oyuncular arasında yer alıyor.
Olaitan'ın fiziksel kuvvet olarak oldukça güçlü bir yapıya sahip olması, hocanın oyuncuyu kadroda tutmak istemesindeki en büyük etken olarak öne çıkıyor."
Doğan Gündoğdu: "Felix Uduokhai'ye talip olan takımlar var. Uduokhai, takımdan ayrılması kuvvetle muhtemel olan isimlerden bir tanesi.
Gökhan Sazdağı da takımdan ayrılacak isimler arasında yer alıyor.
Italiano Hoca, Milot Rashica'ya cazip teklifler gelmesi durumunda oyuncunun satılabileceğine dair 'ayrılabilir' raporu verdi. Bu doğrultuda Rashica da takımdan ayrılabilir."
Doğan Gündoğdu: "Beşiktaş; João Mário, Jean Onana ve Al-Musrati'den kendilerine takım bulmalarını istedi. Kulüp yönetimi, bu oyuncuların kamp kadrosuna dahil edilmesini planlamıyor."
Doğan Gündoğdu: "Vincenzo Italiano ve ekibi, 27 Haziran'daki kamp gününe kadar oyuncuların yapacakları bireysel çalışmaları tek tek tüm futbolculara gönderdi.
İtalyan teknik adam, tüm oyuncuların antrenörleri tarafından birebir kontrol edilmesini istiyor. Futbolcuların her gün 8-10 kilometre boyunca önce hafif, sonra yüksek tempolu koşular yapması talep ediliyor.
Hocanın bunu istemesindeki en temel gaye, muhtemelen son yılların en sert Beşiktaş kampına şahit olacağız. Italiano da oyuncuların kampta sakatlık yaşamaması ve zorlanmaması adına kendilerine özel olarak verilen bu programları uygulayarak fizik kondisyon seviyelerini yukarıya çekmelerini istiyor."