Ben yaz mevsimini çok seviyorum hatta aşığım. Ama kişisel temizliğine özen göstermeyen, bir deodorant kullanmayan, bir duş almaktan aciz insanlardan nefret ediyorum😬😬
Bir kaç gün içinde, insanlığın hem en güzel yüzünü hem de en çirkin, karanlık ve kokuşmuş yönlerini gördük. Güzel yüzü yaşama ve geleceğe dair umudumuzu beslerken, karanlık yönünden adeta tiksindik.
Bir kaç gündür çoğumuz, psikolojik olarak felç olduk. Öfke, suçluluk, çaresizlik, sevinç (kurtulanlar için), umut, umutsuzluk, güvende hissetmeme gibi duygu fırtınaları yaşadık ve halen yaşamaktayız. En yoğunu çaresizlik ve öfke.
Bu süreçte beynimiz bir savunma mekanizması olarak duygularımızı dondurur. Bu nedenle uyuşmuş ya da aptallaşmış hissetmemiz normaldir. Uyku düzenimizde bozulmalar, somatik (bedensel) tepkiler, yeme düzeninde bozulmalar son derece normaldir. Bu tür semptomlar yaşıyorsanız hemen telaşa kapılmayın. Ayrıca depresif ataklar ve anksiyete (kaygı) atakları da tetiklenebilir. Nevrozlar ve psikozlar alevlenebilir.
Yaşanan doğal afete aktif ya da dolaylı bir destek verme imkanınız yoksa, haberleri izlememenizi ve sosyal ağlara da bir süre ara vermenizi öneririm. Sağlıklı kalmanız, hem toplum sağlığı hem de daha sonrasında vereceğiniz destek açısından çok daha önemli. Mümkün olduğunca günlük rutinlerinizi sürdürmeye ve yaşamla bağlarınızı güçlü tutmaya çalışmalısınız. Bunu yaptığınız için asla suçluluk duymayın.
Psikolojik açıdan yeterli sağlamlıkta değilseniz, olan bitenlerle ilgili görselleri kesinlikle izlemeyin.
Normalleşmek için acele etmeyin. Bir süre hepimiz karışık duygular yaşayacak, günlük hayatımızı sürdürmekte zorlanacağız.
Mümkünse yakınlarımızla ya da dostlarımızla duygularımız hakkında konuşmak bize iyi gelecektir. Ayrıca yapabiliyorsak yardımlaşma faaliyetlerine katılmak da bize iyi hissettirebilir.
Depremden sağ kurtulmuş çocuklara ve yetişkinlere yaklaşım konusunda daha sonra yazacağım. Sağlıcakla kalın.
- Tunç Tataker