mutsuz bi anneyle büyümüş birinin mutlu olması gerçekten zor. mutlu olmayı bilmiyorum. kaygısız, yaşamayı ertelemeden, dünyada bi külfet gibi hissetmeden, var olduğum için her an ve her yerde eksikli olmadan, kendimi bi suç gibi telafi etmeye çalışmadan nasıl yaşanır bilmiyorum
"Külodumu indirdi, boğazımı sıktı, saçımdan tutup yerlerde sürükledi, memelerimi avuçladı, enseme bıçak dayayıp ağzıma yapıştı, tehditle cebirle ağzıma penisini soktu, zorla vajinal ya da anal saldırdı" gibi gibi gibi... Bu tür şeyleri bi polise ya da savcıya anlatmak sizce bi kadın için kolay mı? Hem de, "acaba bu orospu ne yaptı da adam bunları yaptı? deneceğini bile bile? Cehennemin ateşinde cayır cayır yanmak, bunları birine anlatmaktan daha kolaydır inanın. Çoğu mağdur kadın, haftalar, aylar, hatta yıllar sonra anlatmaya cesaret buluyor.
Ozan Güven'in şiddetini adli tıp raporları sayfa sayfa doğruladı, şiddeti duyan gören komşular doğruladı, fotoğraflar doğruladı. Sonuç? 45 gün açık cezaevi. Şiddet saniye saniye kameraya alınsa bile size yetmeyecek, bunu anladık.
Çünkü asıl korkunuz suçsuzken suçlanmak değil, suçluyken hesap vermek zorunda kalmak!
geçen bir yerde okumuştum: "bir sorunu hiçbir şekilde çözemiyosanız, o artık çözülmesi gereken bir sorun değil, kabul edilmesi gereken bir gerçektir." cümleyi okuduktan sonra uzaklara daldım
Pilotlar vatzap grubu açmış seviştikleri hostesleri ifşalıyor, kız yurdunda tadilat yapan işçiler kızların çantalarına prezervatif bırakıyor, eve gelen kurye içer girmeye çalışıyor. Bu ülkedeki kadınların günlük rutinlerine devam edebilmesinden büyük bir mucize ve irade yok.
“eger bir sey size aitse, tamamen sizin icinse, yonunu bir sekilde hep size cevirir. kimse kendine ait olanla vedalasamaz. kimse kendisinin olani arkasinda birakamaz. sizin icin olan hep sizinle kalacaktir.”
kadınlara inanın. kanser olduklarını söylediklerinde de, tacize uğradıklarını söylediklerinde de. ve inanmayanları da en yakınlarınızdan başlayarak hayatınızdan çıkarmaya bakın.