Bazen sevdiğimiz, ilham aldığımız ve vizyonuna güvendiğimiz insanların attığı adımlar beklentilerimizle çelişebilir. Namjoon ve Hoseok’un bahsi geçen konserde bulunması da benim için tam olarak böyle bir an oldu. Onlara duyduğum sevgi ve saygı baki, şahsen ben 2016'dan beri onlarlayım; fakat bu durum, yapılan tercihin yarattığı hayal kırıklığını görmezden gelmemi sağlamıyor.
Sırf birilerini çok seviyoruz diye her yaptıklarını kabul etmek zorunda değiliz. Fakat kendinize fan diyorsanız nefret söylemi yaymakla, haklı bir eleştiride bulunmak arasındaki ince çizgiyi koruyarak konuşabilmeliyiz. Ayrıca doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmek; körü körüne savunmaktan çok daha değerli.
BTS bu sene Grammy kazanırdı ama BTS Grammy'nin onları sığdırmaya çalıştığı kutunun içine girmeyi istemediler. Geçen senelerden biliyoruz ki Grammy ırkçı, yabancı düşmanı bir ödül töreni ve bunu sadece BTS'e yapmadılar. Bu yüzden sanatçıların kendi duruşu olması ve zorunda olmamalarına rağmen hem diğerleri hem de gelecek nesiller için dik duruş sergilemesi çok önemli. Yine gurur duydum... BTS paved the way
bts üyelerinin her ünlü olduklarını hatırladıklarında/gördüklerinde şaşırmaları beni patlatıyor ksşdlağdka kral show yapmayın siz bts'siniz alışmanız lazımdı artık... alçakgönüllü lavuklarım ya çok seviyorum 😭🫶🏻🥲
Kim ne derse desin BTS tarih yazdı, yazmaya da devam ediyorlar. Sevin, sevmeyin, kudurun, inkar edin ama ne düşünürseniz düşünün gerçeği değiştiremezsiniz
#방탄소년단#BTS#BTSatTheNationalPalace
Kahramanmaraş'taki saldırıda okulda bulunan öğrenci: "Arkadaşım bana siper oldu, onun sayesinde kurtuldum. Kurşun ona isabet etti.
O okula gitmeye korkuyorum, rüyalarıma giriyor. Bir daha gelirler diye çok korkuyorum."
Sokaklar güvenli değil deniyor… Peki ya okullar? Elinde silahla okula girenler, öldürülen öğretmenler, hayatını kaybeden öğrenciler… Yurtlarda zehirlenmeler, taciz vakaları…
Mafya dizileri, TikTok, oyun, lgbt, laiklik gibi saçma sapan bahanelerle gerçeğin üstünü örtmeyi bırakalım.
Bu ülkede çürümüşlük yıllardır tabana kadar indi. Yozlaşma artık münferit değil sistematik ve en büyük sebeplerinden birini hepimiz biliyoruz ama konuşmaktan kaçınıyoruz. Kaç insanı daha kaybedeceğiz? Kaç çocuğumuz daha hayatını kaybedecek?
Depremler, maden faciaları, üniversitelerde yurtlarda ihmaller,
hastanelerde şiddet, okullarda güvenlik zafiyetleri, işçiler, doktorlar, öğrenciler, öldürülen kadınlar, çocuklar, hayvanlar… Koruyamadığımız bir sürü can!!
Her olaydan sonra aynı cümleler, aynı tepkiler, aynı unutuluş. Hiç mi ders çıkarılmıyor? Bu kaçıncı?
Sadece tweet atmakla yetinen muhalefet siyasetçilerini de, her olaydan sonra hiçbir sorumluluk almayan iktidar siyasetçilerini de görmek istemiyorum. Çoğu kendi çocuklarını yurtdışında okutuyor, korumalarla geziyor, milyonlar kazanıyor. Bedeli ödeyen de, nutuk çekilende yine halk oluyor. Biz oluyoruz. Bizim çocuklarımız, kardeşlerimiz, büyüklerimiz oluyor.
Bu düzen değişmediği sürece, kaybettiklerimizin sayısı artmaya devam edecek ve en acısı da şu ki her yeni kayıp, bir süre sonra sadece bir sayıdan ibaret kalıyor.
Bu ülke bunu hak etmiyor. Biz bunu hak etmiyoruz...