Rojava az önce “hocam saçlarınızın yarısını yeşile boyayın valla Amedspor gibi olursunuz” diyince takımın şampiyon olması durumunda yapacağıma dair söz vermek zorunda kaldım🥹
İnsan incinmemeyi güç sanıyor. Sesini sağlam tutuyor, yarasını saklıyor, kendi yükünü kimseye göstermeden taşımayı öğreniyor. Zırhlara bürünüyor.
Fakat zırh yalnızca darbeyi kesmiyor, teması da azaltıyor.
Bir gün, güvendiği birinin yanında o zırhı indiriyor, kendini korumaktan vazgeçiyor. Sözü yarım kalıyor, sesi titriyor, sakladığı yerlerinden görünüyor. Aaa o da ne? Muhatabı çekip gitmiyor.
Karşısındaki yine de kalıyor. İşte o küçücük “kalış”, içimizde yıllardır nöbet tutan bir şeyi iyileştiriyor. Çünkü ruhun en derin ihtiyacı anlaşılmak, olduğumuz gibi kabul görmek.
Yakınlık da burada başlıyor: Kendimizi savunmaya ihtiyaç duymadığımız yerde. Bazen insanı iyileştiren, yaranın kapanmasından ziyade o yarayla da sevilebildiğini görmesidir.
Olduğu gibi.