Atatürk’ün sözünün üstüne söz söylemek nafile çaba, Atatürk’ü yenme hayali kurmak ciddi idrak sorunudur. Türk Kurtuluş Savaşı elbette ve tam anlamıyla bir KURTULUŞ savaşıdır, emperyalist işgalden, esaretten, zilletten, cehaletten, ezilmişlikten, yokluktan, kulluktan KURTULUŞ savaşıdır.
Tarih bilimdir, fesli delilerin, çakma profesörlerin hezeyanları değil.
Devlet yönetmek ciddi iştir!
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
ABD; 1 Mart tezkeresinin kabul edilmemesi sonucu ülkemize 85 bin asker konuşlandırma, limanlarımızı kullanma ve Irak harekâtını topraklarımızdan gerçekleştirme planının suya düşmesi üzerine 4 Temmuz 2003 tarihinde Irak kuzeyi Süleymaniye’de 11 askerimizi başlarına çuval geçirip aşağılayarak esir aldı.
O güne kadar emsali görülmemiş bu küstahlık karşısında Türkiye Cumhuriyeti hükümeti gereken yanıt şurada dursun, ABD’ye bir nota dahi ver(e)medi, hatta soranlara “Ne notası, müzik notası mı?” denildi.
Bu büyük skandal o dönemde herkese, 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal eden İngilizlerin Meclis-i Mwbusan’ı basıp mebuslarımızı tutuklayarak Malta’ya götürmeleri üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın, henüz ortada devlet, hükümet, meclis, ordu bile yokken Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliye Reisi sıfatıyla emir verip derhal Anadolu’daki bütün İngiliz subaylarını, Başbakan Lloyd George’un eşinin kuzeni Yarbay Ravlinson dahil tutuklatması ve ancak Malta’ya götürülen mebuslarımız ile karşılıklı olarak değiştirilmelerini öngören 23 Ekim 1921 Anlaşması’nın imzalanmasından sonra salıvermesi olayını hatırlatmış, acı acı düşündürtmüştür.
Çuval Skandalı’nın 13. yıl dönümünde de ABD küstahlığını şiddetle kınıyorum.
#4Temmuz2003ÇuvalSkandalı
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
⚠️ Hüseyin Çelik’ten AKP’lileri kızdıracak ‘Abdülhamit’ sözleri:
• TRT’nin ‘Payitaht’ dizisi beni çok rahatsız etti.
• Devletin imkanlarıyla bir tarih dizisi hazırlıyorsunuz, bu ülkenin tarihiyle taban tabana zıt bir dizi. Elbette birilerini rahatsız eder.
• Hayatı boyunca neredeyse Cuma selamlığı dışında sarayın dışına çıkmamış Abdülhamid, elinde silahla düşman kovalıyor. İngiliz büyükelçisi tokatlıyor.
• Öyle bir Abdülhamit yok. Yaşamadı.
• Bizde ilahlaştırma diye bir hastalık var.
• Muhafazakar camia, Kemalizm karşısında bir Hamidizm çıkardı. Ben ikisine de karşıyım.
• Ben, Sultan Abdülhamit’in sansürcülüğünü, para gözlüğünü ortaya koyduğum zaman Kemalistler dört köşe oluyor.
• Sultan Abdülhamit, Türk eğitimini modernize etmeye çalışan adamdır. Batılı okulları kuran adamdır. Bunları görmemezlikten gelmek nankörlük olur.
• Ama bunlarla beraber, Abdülhamit istibdatçıdır, kendisi gibi düşünmeyen adamlara hayat hakkı tanımayan adamdır.
• Sultan Abdulhamit’in İslamcı bir politikası var. Bizim muhafazakarlar o yüzden seviyor. Ama onunki samimi bir müminin Müslüman kardeşliğini öne çıkarmak için yaptığı bir İslamcılık değil.
• Pragmatik bir İslamcılık.
• Sultan Abdülhamit rom içiyordu. Torunları söylüyor. Saraya alınan içeceklerin listeleri var.
• Sultan Abdülhamit’in babası Abdülmecit de alkolik derecesinde içiyordu.
• Sultan Reşat hatıralarında ‘Pederim bize haber gönderirdi; Şehzadelerim toplansın işret etsinler’ diyor. İşret etmek, kafayı çekmek demek.
• Bunlar halife diye hatasız, günahsız demememiz lazım.
• Muhafazakar camianın tarih anlayışı iki kişiden gelir; Necip Fazıl Kısakürek ve Kadir Mısıroğlu.
• Necip Fazıl tartışmasız çok iyi bir şairdir. Ama çok kötü bir siyaset ideoloğudur. Raporları okuduğunuz zaman saçınızı başınızı yolarsınız.
• Kadir Mısıroğlu da eften püften bir adam değildi ama o da gerçeği ortaya koymaktan ziyade inandığı ideoloji için belge arayan bir adamdı.
• İttihatçı düşmal��ğı da var bu camiada. İttihatçılar Abdulahamit’i devirdiği için…
• İttihatçıları Türk ordusunu Almanlara teslim etmekle suçluyoruz ya bu teslimi Abdülhamit yapıyor.
• Sultan Abdülhamit öyle 7 düvele karşı savaşan birisi değil. Bir tane savaş var; Tesselya Harbi. Yunanistan, Osmanlı için sabah kahvaltısı olmayacak bir yer.
• Ufacık yer için Abdülhamit’e övgüler, Gazi ünvanı vermeler falan.
• Girit, Kıbrıs, Rumeli, Kuzey Irak kaybedilmiştir.
• Sultan Abdülhamit zamanında kaybedilen topraklar, bugünkü Türkiye’nin iki katından fazladır.
• Ekonomi felakettir. Abisi moratoryum ilan etmişti. Moratoryum devletin iflas etmesi demek.
• 40 defa dış borç alınmıştır Osmanlı’da, 20’si Abdülhamit zamanında.
• İskilipli Atıf’ın Sultan Abdülhamit’e yazdıklarını taşa yazsa taş çatlar. Tüm ulema Abdülhamit’e karşıdır.
• Milli Mücadele’yi küçümsemek aklı başında bir insanın yapacağı şey değil. Mustafa Kemal de Milli Mücadele’nin komutanıdır.
💥"ASELSAN'I SATMAK..
VATANI SATMAKLA EŞ DEĞERDİR."
🇹🇷Emekli Tümgeneral Rafet Kılıç:
"#ASELSAN, Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ABD’nin ambargolarına karşı, Türk milletinin bağışları ile kurulmuştur.
ABD’li bir şirkete satmak!
Bence vatanı satmakla eş değerdir."
Herkes haddini bilecekmiş, dini değerlerle alay edilemezmiş...
Peki madem öyle neden bakara-makara diyen adama haddini bildirip ters kelepçe takmadınız ve üstelik büyükelçilikle ödüllendirdiniz?
İktidardakiler Türk milletiyle bütün gemileri yakmışlar, emperyalizmden ve siyonizmden meşruiyet alıp suç imparatorluklarını sürdürmekten başka hiçbir öncelikleri ve hedefleri yok.
Yememiş, içmemiş 185 süper (!) vatandaş, komedyen Deniz Göktaş’ı CİMER’e şikayet etmiş!
Sonuç: Gözaltı
Bu şikayetçiler acaba aynı hassasiyeti,
AKP’li eski bakan, şimdi büyükelçi Egemen Bağış’ın, “Her cuma bir ayet sallıyorum. Bu Bakara iyi makara…” diye konuştuğu ileri sürüldüğünde, haberleri gündeme her düştüğünde,
AKP’li eski vekil Yasin Aktay “Heval Tayyip Erdoğan, serok Tayyip Erdoğan, Salli ala Muhammed” şeklinde Salavat’ı değiştirdiğinde; “Erdoğan’ı gördüğümüzde ‘Salli ala Muhammed’ deriz” dediğinde de
Göstermiş midir?
Tabii ki yanıtı belli!
Böyle suç, suçlama; böyle adalet anlayışı olur mu?
#denizgöktaş
#DenizGöktaş
Adı Esra Özatay ..
1976 yılında Almanya’da doğuyor.
İlk ve Ortaokulu İstanbul’da okuyor.
Babası onu ortaokuldan sonra Kuleli Askeri Lisesine götürüp yazdırmak istiyor ama mümkün olmuyor tabi, çünkü o dönem kızların askeri liseye gitmesi yasak.
Liseyi Kadıköy Kız Lisesinde okuyor.
1993 senesinde mezun oluyor.
Tam bu dönemde, Askeri okullar kız öğrenci almaya başlıyor. Sınavlara giriyor ancak kazanamıyor. Yıldız Teknik Fizik bölümünü kazanıyor.
Yılmıyor, bir sonraki sene tekrar giriyor imtihanlara ve Hava Harp Okulunu kazanıyor.
PİLOT olarak mezun oluyor.
Daha sonra bir çok yerde görev yapıyor.
Hayatını kendisi gibi pilot olan Fatih Özatay ile birleştiriyor. Bu güzel evlilikten 2 tane çocukları oluyor, Batuhan ve Zeynep.
O kadar başarılı ve görevine odaklı ki ..
Sonunda çabalarının karşılığını alıyor.
2016 atamaları ile Türkiye’de ilk defa bir KADIN, Türk hava Kuvvetlerinde FİLO KOMUTANI oluyor.
Henüz 40 yaşında ve üstlendiği sorumluluğa bakar mısınız…
Ve bu güzel KOMUTAN diyor ki
“Türk insanının cesaretini, Türk bayrağının asaletini ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünü gökyüzüne çizen Türk Yıldızlarının bir parçası olmaktan onur ve gurur duyuyorum..."
Türkiye sizinle GURUR duyuyor......
#ALINTIVEŞİİRSEL
#PaletimdeRenkler
#keşfetteyiz
#öneçıkar
#herkes
@SaimKaim2@ducane Yazık siz hala kuran da kalmışınız, dünya değişiyor dinler bitiyor, insanlar yeni arayışlar içerisinde, fakat sizde tık yok orta çağa devam.
DENİZ AŞIRI DALGALAR: İstibdad ve Mizah
Bu akşam, saat: 21.00'de, canlı, herkese açık.
Deniz Göktaş'a soruşturma açılmış. Şaşırdık mı? Hayır! Benim tepkim bir acı tebessüm oldu. Ülkem adına içim sızladı.
Baskının olduğu yerde ister istemez eleştiri saklanır, ironiye dönüşür ve mizah ortaya çıkar. Eleştiri inceldikçe incelir ve en sanatsal biçimine kavuşur: "dalga geçmeye".
Acı tebessüme yol açan da budur: hem acı, hem tebessüm. Gülmek değil, kahkaha değil, acı tebessüm, en hafif biçimiyle: tebessüm.
Aşırı tuzluluktan ötürü su altı yaşamının olmadığı denizin adıdır ÖLÜ DENİZ.
Ölü Deniz istibdadın/baskının, otokrasinin simgesi. Doğal yaşamın azlığından çok yokluğu. Oysa toplumun yaşamak için tuzdan arınmaya, nefes almaya ihtiyacı var, gülmeye, neşelenmeye, yaşam umudundan vazgeçmemek için direnmeye ihtiyacı var.
Bu dönemlerde ciddi eleştiriler geri çekilir, ironi ortaya çıkar: mizah, yani gülünç olan. Korkuyu bastırmanın en kısa yoludur dalga geçmek. Evet dalga geçmek, yani küçümsemek, önemsememek, hafife almak. Korku ancak böylelikle cesarete dönüşür.
Seni korkutan şeyden korkmadığını göstermenin en etkili yolu dalga geçmektir: acziyetini kudrete dönüştürmek.
Sanatçılar bunun için var: acziyetimizi cesarete, cesaretimizi umuda dönüştürmek için. Ölü Deniz'i tuzdan arındırmak için sanatçılar sorunlarla dalga geçerek topluma nefes aldırırlar.
Nefes alamazsak ölürüz çünkü.
https://t.co/NHIUP9EfVX @YouTube
Diyorlar ki.......;
- Ama oğlu Kuran-ı Kerimleri toplattı.
Evet toplandı. Çünkü yabancılar tarafından değiştirildiği devlet tarafından fark edilince ne kadar Kuran-ı Kerim varsa hepsi toplatıldı. Düzeltildi. Mühür vuruldu ve tekrar iade edildi. O dönemki Kuran-ı Kerimlerde hala mühür vardır.
- Ama oğlu İskilipli Hoca gibi hocaları, şapka takmadığı için astı.
Evet asıldı. Ama şapka yüzünden değil. Hoca olduğu için hiç değil. Osmanlı zamanında da 31 Mart'a karıştığı için askeri mahkeme tarafından yargılanan, 'Kudurmuş haydutlar' dediği Kuvayi Milliyecilere karşı Yunanlıları tutmasına hatta bildirileri Yunan uçaklarıyla Anadolu'ya atılmasına rağmen affedildi. Ama ne zaamanki çeşitli şehirlerde çıkan isyanlar sonucunda, hükümet konakları basılıp görevliler öldürülünce ve bu olaylarda onun da etkisi olduğu anlaşılınca idam edildi. O dönem yargılanan Tahirül Mevlevi, Hafız Osman, Ömer Rıza gibi hocalar beraat etti, 'hoca' oldukları halde!
- Ama oğlu camileri ahır yaptı.
Evet camiler ahır da oldu. Sinan Meydan, İtalyan arşiv belgelerinde Yunan ordularının camileri tahrip ederek, Kuran-ı Kerimin ayaklar altında çiğnenmesi gibi maddi-manevi baskılar yapıldığını, Milli Mücadele sonrasında Atatürk'ün emriyle yakılan, yıkılan camiler konusunda bir rapor hazırlandığını ve 1 yıl içinde 126 cami ve mescidin onarıldığını, Atatürk'ün Eskişehir Mihalıççık Camii için cebinden 5000 lira vererek yeniden yaptırdığını, İnönü'nün Ankara Bükteş Sokak' ta bir caminin yapımı için 2500 lira bağışladığını, 1924-1935 arasında yüzlerce tarihi camiyi tamir ettirdiğini yazar.
Yalanlar, yalanlar, yalanlar...
İnsanları böyle kandırdınız. Atatürk düşmanlığı henüz Atatürk'ün sağlığında başlamadı mı zaten?! Ölmesi de etkilemedi.
İşin tuhafı mesela içkiye bağlı nedenlerden ölen Osmanlı padişahları umrunuzda olmadı. Abdülhamit'in torunu 'Dedem rom içmeyi severdi.' demesine rağmen o 'cennetmekan' oldu, ama Atatürk'ün rakısı battı... Alfabe Osmanlı'da 70 yıl tartışıldı ama
70 yılı konuşmayıp bir gecede değişti yalanını yaydınız.
Abdülhamit döneminde Türkiye'nin iki katı olan, 1 milyon 592 bin 806 kilometre karelik toprak kaybedilmesine rağmen, bunu hiç sorgulamadınız. Ama Londra ve Uşi anlaşmalarıyla çoktan kaybedilen 12 Adaları,bu adalar 26 ada olarak da söyleniyor .. yıllaarca Lozan'da kaybettik yalanını yüzünüz hiç kızarmadan söylediniz. Üstüne atılan birçok iftiraya gözünüz kapalı inandınız. En çok da din üzerinden vurmaya çalıştınız, bağımsız bir ülke hediye etmese dini sanki çok yaşayabilecekmişsiniz gibi...
BİZ OĞLUNUZU ÇOK SEVDİK,
Ve öyle bir evlat yetiştirdiğiniz için, bu yıl 'da' saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz sizi...; Zübeyde Annemizi.
Hz. Muhammed zamanında çimento henüz icat edilmemişti. Başkasının ayak izini öpüyorsunuz.
Söyleyeyim dedim
"Şirk, put, tapınma, riya... Hz. Muhammed’in 'yasak' dediği ne varsa yapmışlar! Bunlar Anıtkabir’e 'put' diyor, cahil yobazlar!"
Sn. @medreyata Şeyh Sait denilen vatan haininin nasıl bir zalim olduğuna dair unutulan bir olayı aktarıyor.
Şeyh Sait zalim bir katliamcıdır. Günümüzün bebek katilinden hiçbir farkı yoktur!
-Ey Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi hakimi!
- ZP Lideri Ümit Özdağ'a, hain Şeyh Sait'in hatırasına hakaret etti diye 87 gün hapis cezası vermişsin!
-Sen Türkiye Cumhuriyeti'nin hatırasını mı yoksa Şeyh Sait denilen eşkıyanın hatırasını mı üstün tutuyorsun?
-Ey Hakim efendi; Şeyh Sait denilen hainin kim olduğunu bilmiyorsan onu sana özetleyeyim:
1-Sıkı Müslüman ve şeriat savunucusu gözüken bu derebeyi; 1. Dünya Savaşı başlayınca Müslüman Osmanlı ordusuna karşı haçlı Rus ordusunun yanında yer aldı.
a-1914'te Osmanlı hilafet ordusuna karşı isyan etti; ordu bastırınca Hıristiyan Ruslara sığındı.
b-Rusların Doğu Anadolu'yu işgal etmesine yardımcı oldu. Bu yüzden Rus Çarlık Ordusu Komutanı Grandük Nikolay Nikolayevich tarafından kendisine hizmet madalyası verildi.
c-Bu da gösteriyor ki Şeyh Sait'in İslam veya Müslümanlık diye bir amacı yoktu; o bölgede kurduğu sömürü düzenini sürdürmek için çalışıyordu.
2-Cumhuriyet kurulunca, kendi derebeylik düzeninin yıkılacağını anladı. Bu yüzden
*İngilizlerle işbirliği yaparak;
*ülke içindeki padişahçılarla şeriatçılardan ve limanları işleten işbirlikçi burjuvaziden destek alarak;
*Kürdistan kurmak peşindeki Kürt Teali Cemiyeti'nden sıkı yardım alarak ayaklandı ve Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmaya kalkıştı.
3-Türkiye bu süreçte İngilizlerle Musul petrol alanları konusunda çatışma halinde idi. Milletler Cemiyeti'nin Musul'a yolladığı inceleme kurulu üyeleri 11 Şubat'ta buraya geldikten iki gün sonra Şeyh Sait silaha sarıldı ve üç vilayete saldırdı.
4-Bu isyan bastırıldı; Şeyh Sait ve ��bür elebaşılar asıldı ama Türkiye ekonomik olarak çok zorda kaldı ve Musul üstündeki hak iddialarından vaz geçti.
Bugün içinde bulunduğumuz enerji darboğazının 1 numaralı sebebi de Türkiye'ye Musul'u kaybettiren bu ihanettir.
5- Bu sözde şeyh, hain derebeyi, 1914'te Ruslara, 1925'te İngilizlere hizmet edip bu ihanetini de dini savunmak adına gizlemiştir.
6-Bu alçak yalancı yayımladığı fetvada;
*Mustafa Kemal ve arkadaşlarının İslam dininin temellerini yıkmaya çalıştıklarını;
*Kuran'a aykırı davranıp Allah ve Peygamber'i bile inkar ettiklerini;
*Kadınları çıplak ettiklerini;
*Bunların ve bunlara uyanların kanlarının ve mallarının isyancılara helal olduğunu söyleyerek cinayetlerini dine dayandırmışlardır.
7-Hedefinde Türkiye'yi parçalayıp şeriatçı bir Kürt devleti kurmak bulunan Şeyh Sait yaptıkları ile tarihe geçmiş en büyük hainlerden birisidir.
8-Şeyh Sait ve ona benzeyen derebeyleri bölgedeki mazlum Kürt halkının da iliklerini bile sömürüp hiç çekinmeden kanlarını döken haydut takımıdır.
9-Bugün Şeyh Sait'i savunanlar da gericiler, bölücüler ve oralardan oy devşirmek için her türlü ödünü veren çıkarcı siyasetçilerdir.
10-Dönemin sosyalistleri de bu isyanı, TC Devleti'ni yıkmaya yönelik gerici/feodal bir ayaklanma olarak anlatmışlardır.
-Acaba Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, Şeyh Sait'i aklama anlamına gelecek o kararının ne anlam taşıdığını bilmiyor muydu; yoksa bilerek mi vermişti?
-Eğer bu kararı o yargıç bilerek verdi ise Hakimler ve Savcılar Kurulu'nu göreve çağırıyorum.
Bu kurul; devlet üstünden kendi kuruluşuna saldıran birisini aklayan yargıcı o koltukta oturtmamalıdır.
(Bu isyanın geniş anlatımını merak edenler, DERSİM İSYANLARI VE SEYİT RIZA GERÇEĞİ adlı çalışmamın ilgili bölümüne bakabilirler.)
Heybeliada’da bulunan Ruhban Okulunun açılıp açılmaması AKP’nin en büyük sınavı olacaktır.
Sadece dinler arası diyalog süreci yeniden başlatılmak istenmiyor, İstanbul’un tam merkezinde Rum Ortadoks Kilisesi özerkliğini ilan etmek istiyor.
Okul, Türk Anayasa Mahkemesinin verdiği karara uyarak açılabilinirken neden Trump’ın araya girmesine özellikle ihtiyaç duyuluyor?
Demek ki Ruhban okulu sıradan bir teoloji okulu değil ve Anayasa kararına göre de açılmayacak.
Unutmayalım ki Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı ve Kıbrıs Kilisesi Başpiskoposu Makarios (Mihail Hristodulu Muskos) da 1942 yılında Heybeliada Ruhban Okulundan da mezun olmuştur.
Makarios, adanın Yunanistan'a baglanmasını (Enosis) savunan ve Kıbrıs'taki kanlı çatışmalarda rol oynayan en önde gelen kişilerden birisiydi.
Bugün Kıbrıs bu kadar hassas bir sürece girmişken, Ada’daki Türklerin egemenlik hakları yok sayılmak istenirken ve Rum tarafı açıktan resmen Türk düşmanlığı yaparken bu okulun açılması Mavi Vatanımıza doğrudan tehdit, İsrail’in de Büyük Akdeniz Projesinin stratejik kırılma noktası olacaktır.
Bu resim 1903 yılında Hint alt kıtasında çekilmiş. Bengalli bir kadın, sırtında sahip diye hitap ettiği İngiliz erkeğini sırtında taşıyor.
İngiliz, fesli fessiz köpeklerini, Mustafa Kemal Atatürk’e, Türk kadınını bu hale düşürmediği için saldırtıyor.