8 yıl önce…
Türkiye’de biri 7, diğeri 4,5 yaşında olan iki evladını geride bırakmak zorunda kalan KHK’lı bir baba, tam 8 yıl sonra bugün çocuklarına ilk kez sarıldı.
Kaybedilen yıllar geri gelmiyor. Çocukluk beklemiyor. Ama hasret, ilk kucaklaşmada yılların sessizliğini gözyaşına dönüştürüyor.
Babanın ilk sözleri ise yürekleri dağlıyor:
“Eksik büyüyen kokularım var benim…
Zalimce ikiye bölmüş biri takvimi.
İki kuzu bırakmışım ardımda;
Ben onların çocukluğunu kaçırdım,
Onlar benim gençliğimi…
Yedi yaşında bıraktığım kuzum gençliğe adım atmış,
Dört buçuk yaşındaki kuzum boyuma yaklaşmış.
Onca sevgiye rağmen,
Araya giren yılların getirdiği o ilk saniyelik yabancılık hissi,
Meğer hasretin en keskin bıçağıymış.
Vaktidir şimdi ağlamanın,
Sığınıp birbirimizin gözlerinde…”
"DEFALARCA ÖLMEK İSTEDİM"
Lohusayken tutuklanan ev hanımı Gurbet Karabağ:
"Oğlum kırk günlükken Afyon'da gözaltına alındım. Üç-dört polis etrafımı sardı. Seni götürür atarız, çocuğunu 12 yaşına kadar bir daha göremezsin' dediler. Duvarlarında insan dışkısı olan bir hücrede 75 gün kaldım. 45 gün hiç dışarı çıkarılmadım. 86 kilodan 58'e düştüm. Cezaevinde dilekçe yazdığım için işkence odasına götürmekle tehdit ettiler. Devleti dolandıran adli suçluyu havalandırmaya çıkardılar, beni çıkarmadılar. Suçum dini sohbet yapmak, Bank Asya'ya para yatırmaktı. Cezaevinde panik atak hastası oldum. Defalarca ölümü diledim."
https://t.co/39y1pN05Tq
#TutsakPolisler in 12. yılı 5.Straburg nöbeti,inşallah bu sene zulümün son yılıdır.
🤲 Allahım dünyada ve Türkiyede zulüm gören mazlumları, zalimlerin elinden, dilinden, gözünden koru,yardımını esirgeme.Zalimlere verdiğin mühleti sonlandır. Amin🤲
#JusticeMarch#AnadoluyaÖzgürlük
İnsanlık onuruna yakışmayan eylemlerin dün ötekine bugün berikine aynıyla, hatta misliyle yapıldığının tanıklarıyız. Yapılanlara sessiz kalmamak ilk adım olsun.
Dünya İşkence ile Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü'nde desteklerinizi bekliyoruz.
İnsanlıkOnuru Kazansın
Değerli arkadaşlar, Avrupa Konseyi Fransa Milletvekili Sandra Regol, bugün ne dedi biliyor musunuz?
"Davanızdan ve adalet talebinizden asla vazgeçmeyin."
Vazgeçmeyeceğiz değil mi?
Adaletİçin SesVer
https://t.co/er9cgGNShm
📢 ETİKET DUYURUSU 📢
📅: 24.06.2026 | Bugün
🇹🇷: 21:00
🇪🇺: 20:00
🇺🇸: 14:00(NY)
Bugün Strazburg’da bir şey çok net görüldü:
Adalet yoksa, çocuklar meydanlara iner.
Adalet yoksa, anneler sınırları aşar.
Adalet yoksa, engelliler bile sessiz kalmaz.
Bu yıl beşincisi düzenlenen Adalet Yürüyüşü’nde binlerce insan aynı gerçeği haykırdı.
Adalet talebi suç değildir.
Adalet istemek vazgeçilecek bir hak değildir.
Beş yıldır değişmeyen şey, insanların adalet arayışı.
Beş yıldır değişmeyen şey, yükselen çaprılar.
Şimdi meydanlarda yankılanan o sesi sosyal medyada daha da büyütme zamanı.
Bu akşam etikette buluşuyoruz.
5. Strazburg Adalet Buluşması'nda binler tek ses oldu, haksızlıklara dur demek için AİHM önünde bir araya geldi. Tüm mağduriyetler bir kere daha dile getirildi.
@SevimDagdelen
Adaletİçin SesVer
🚨 MİNİK KATILIMCILARDAN ADALET ÇAĞRISI
📌 Strazburg'daki 5. Adalet Yürüyüşü'nde her yaştan insan adalet talebini dile getirdi. Yürüyüşün en dikkat çeken katılımcıları ise adalet çağrısında bulunan çocuklar oldu.
#Strazburg#AdaletYürüyüşü#Adalet#Gündem#Türkiye
5. Strazburg Adalet Buluşması'nda binler tek ses oldu, haksızlıklara dur demek için AİHM önünde bir araya geldi. Tüm mağduriyetler bir kere daha dile getirildi.
@SevimDagdelen
Adaletİçin SesVer
“KIZIM BEN TUTUKLANDIKTAN SONRA HASTALANDI VE ÖLDÜ”
KHK'lı akademisyen İbrahim Coşkun:
"Ben tutuklandığımda kızım 4 yaşlarındaydı. Adı Hümeyra Sinem. Normalde sağlıklı bir çocuktu ama ben tutuklandıktan iki yıl sonra hastalandı. Gen bozulmasıyla ortaya çıkan ve nadir görülen bir beyin hastalığı vardı. Bu hastalıkta vücut fonksiyonları tamamen duruyor. Önce konuşmayı, yürümeyi, daha sonra tüm motor hareketleri kaybetti. Yürümek, koşmak, yemek, içmek, görmek… Hiçbiri yoktu. Daha sonra ileri derece kasılmalar başlıyor. Hastalığın tedavisi yok ve 10’lu yaşlarda vefatla neticeleniyor.
“ÇIKMAK İÇİN KIZINI KULLANIYOR BİLE DEDİLER”
Kız çocukları babalarına düşkün oluyorlar, kızım da bana düşkün ve bu halde bana görüşe geliyorlardı. Aramalarda yüzde 99 ağır engelli çocuğa müthiş bir zorluk çıkarılıyordu. Sırf bu yüzden eve gitmek isterdi hemen. 2021’de denetimli sürecim başladı. Kızıma bakabilmek ve son zamanlarında yanında olabilmek için denetimli ve koşullu hakkımı verin diye başvurdum. İyi halli olduğum sabitti. Ama buna rağmen verilmedi ve 8 yıl 9 aylık bütün infaz süreci cezaevinde geçirildi. Çıkmama 1 yıl kala kızım 2024’te vefat etti. İzin vermemeleri ayrı problem, gerekçeleri ayrı problemdi. ‘Çıkmak için kızının hastalığını kullanıyor’ dediler. Oysa hukuki olarak şartları tutan bir insana zaten bu haklar veriliyordu.
Bir babanın ölüm döşeğindeki kızını görebilme hissiyatına karşı bunu söyleyebilmek, karar vericilerin vicdani hassasiyetlerini kaybetmek olarak görüyorum. Vicdan zamanla bürokrasi içinde kayboluyor. Babalar bir dosya numarası, evlatlar birer prosedürden başka bir şey değil. Vicdanını kaybetmiş bir bürokrasinin yapamacağı hiçbir şey olmadığını ben yaşayarak gördüm.
“CENAZEYE ELLERİM KELEPÇELİ GİTTİM”
Necip Fazıl’ın meşhur bir şiiri var. Zindandan Mehmet’e mektup. İlk iki hece şöyledi. Zindan iki hece/Mehmed’im lafta diye. Ben onu biraz değiştirdim. Sincan iki hece Sinemim lafta/ Mazlumlarla baban bir safta/ Bir de, geri adam, elinde yafta /Halimi düşünüp de üzülme Sinem/ Kavuşmak mı/ Belki/ Daha ölmedim. Ben bunu yazarken kavuşmak için bir umudum vardı. Ama çıkana kadar hatırası kaldı. Kızımın cenazesine gitmem müsaade ettiler, ellerim kelepçeli. Köyde bile. Altı jandarma vardı yanımda. Toprak atmama müsaade ettiler, kızımı toprağa ben koydum, ona müsaade ettiler.
“KIZIMIN KALBİNDEN EVVEL SİZİN KALBİNİZ DURMUŞ, DİYE DİLEKÇE YAZDIM”
Cezaevine döndüğümden savcıya ve ilgili kurula ‘Benim kızımın kalbinden evvel sizin kalbiniz durmuş.’ diye dilekçe yazdım. Bunun üzerine beni ağırlaştırılmış müebbetlerin yerine hücreye gönderdiler. Son 14 ayımı hücrede geçirdim. Evlat acısı çok farklı bir şey. Ne zaman bir annen babanın yanında çocuk görseniz yaranız kanıyor. Ve acılarınızla yaşamaya çalışıyorsunuz çünkü unutmak mümkün değil. Ben bu süreçte içerideyken otoriter rejimlerin tabii genotipleri nedir? DNA’sı nedir? Nasıl davranırlar bunlar? Ve tarih boyunca sergiledikleri davranış şekilleri nelerdir? diye çalışma yaptım. Bizim kültürel kodlarımızda, inancımızda merhamet emredilir, şefkat emredilir, adil olunması emredilir. Ama ne yazık ki otoritelik öyle bir hastalık ki tersine çevirebiliyor ve şu denilebiliyor. ‘Merhamet ederseniz merhamet edilecek hale gelirsiniz.’ Oysa Peygamber Efendimiz diyor ki, ‘Merhamet etmeyene merhamet edilmez.' Bu bir sadece ahirete yönelik bir söylem değil. Aileden en tepedeki yöneticiye kadar, karar vericiye kadar söylenmiş bir ahlak dersi.”
#KHKlaraSon
⏳ SON 2 GÜN ⚖️
2 gün sonra Strazburg'da, adalet bekleyen milyonlar için 5. kez bir aradayız.
📅 24 Haziran Çarşamba
🕐 11:00
📍 Av. de l'Europe
Geri sayım bitiyor — sen de gel, sesini yükselt. 🕊️
#AdaletBuluşması#JusticeMarch
KHK YİNE CAN ALDI
İzmir Kırıklar Cezaevi'nde kalp krizi geçiren KHK'lı polis Durmuş Zorlu, dün hayatını kaybetti.
6 Şubat depreminden sonra Hatay'dan İzmir'e taşınan ve taksicilik yaparak geçimini sağlayan Zorlu, 4 çocuk babasıydı.
Mekanı cennet olsun.
https://t.co/fHF0FYB9Yp
İstenen tek şey ADALET... 10 yıldır kapalı kapıların arkasındaki askeri öğrenciler gökyüzüne tel örgülerin altından bakmak istemiyor artık.
AskeriÖğrenciye Adalet
Kursiyer öğrenci Serhat Telli: Acil içtima talimatıyla toplanıp helikoptere bindirilerek Genelkurmay’a götürüldük.
Depo gibi bir alana kapatıldık ve kapı üzerimize kilitlendi. Sabah, gelen üsteğmenin talimatıyla polise sığındık. O tarihten bu yana tutukluyum.
@albayrak_kemal
AskeriÖğrenciye Adalet