Bugün, muhterem İhsan Hocamızın muhterem babası merhum Kamil Hocamızın vefat yıl dönümü…
Âlimler birer birer aramızdan ayrılıyor. Onların kıymetini hayattayken bilelim. Zira öyle bir gün gelebilir ki, kıymetini bileceğimiz bir âlimi dahi arar hâle geliriz.
VİDEOYA TELİF ATMAK MI?
Aşağıdaki yazıda videodan sonra olacakları yazmıştım ama bu kadarını beklemediğimden telif meselesini tahmin edememişim.
İki hafta önce bize selefi diyerek, oraya talebe verilmez demişti. Birkaç yazı ve iki videodan sonra "Orası da bizim, onlar bizim yavrularımız, evlatlarımız." dedi. Dün akşam yayınlanan üçüncü videoda kendisinin eski sohbetlerinde açıkça söylediği hususları ele almamıza rağmen videoya telif attırdı.
Mukallid hocanın ifadesiyle "Odanın köşesine geçip video çeken o hadsiz yeni yetmeler" iki haftada birkaç videoyla hem söylemlerinizden dönüş yaptırdı size, hem çaresiz bırakıp telif attırdı.
Çektiğimiz videoyu tekrar yayınlamaya çalışacağız. Ama siz o zamana kadar videonun özetini aşağıdaki kesitlerden izleyebilirsiniz. Hocamız özetliyor: Bir kişinin Allah katında veli oluşuna kesin şehadet edemeyiz diyor. Ama kullar nezdinde zahirine bakarak veli diyebiliriz diyor.
Biz de videoda bu meseleyi daha detaylı ele almıştık sadece. Ama ne yapalım hocamız uygun görmemiş de telif atmış demek ki.
Efendi Hazretleri'nin kesin olarak Allah'ın veli kullarından olduğuna inanıyor musun?
Eğer cevabın "evet" ise, biz biliyoruz ki "Gaybı ancak Allah bilir." Sen bu gaybî bilgiye nasıl ulaştın?
Eğer cevabın "hayır" ise, Mesut Hocam'ın söylediği sözün neresinde hata var? O hâlde burada neden boş laf kalabalığı yapıyorsun?
TANINMA PEŞİNDEKİ YENİ YETMELER :)
Videoda “Mahmut Efendi Hazretlerinin Allah katında veli oluşu gaybır.” dediği için reddiye yapılan kişi benim. Bu konuyu geçen hafta açıklığa kavuşturmuştuk aslında. Ama malum camianın vaizlerine bir talimat geldi sanırım. Birkaç gündür bu zatlar gündemdeki konularla ilgili konuştukları ve reddiyeler yaptıkları kesitler yayınlamaya başladılar. Aşağıdaki konuşmaya dair şunları söyleyeyim:
Belli bir zatın Allah indinde kesin veli olduğunu söylemek، Allah katında kesin mümin olduğunu söylemekle aynıdır. Ehl-i sünnet uleması, hakkında hususi olarak nas varid olmamış kişiler hakkında onların kesin cennet ya da cehennem ehli olduğuna şahitlik etmemeyi bir akide esası olarak kitaplarında zikretmişlerdir. Geçen hafta İmam Ebu Hanife'den bazı ifadeler aktarmıştım:
https://t.co/qtkYt1aAPc
https://t.co/JbFL38pEz2
Neredeyse bütün ehli sünnet akaid kitaplarında bulabilirsiniz bu bilgiyi. Benim Mahmut Efendi Hazretleriyle ilgili söylediğim ifadeler bundan başkası değildir. Biz dünya hayatındaki yaşayışına bakarak alim, müttaki, salih, veli bir zat olduğuna hüsnü zan ederiz. Allah indindeki durumu hakkında bir şey söylemeyiz, sadece onun için Allah'ın rahmetini umarız. Videodaki “Siz kimsiniz?” şeklindeki çıkışınıza cevap olarak oradaki biz ifadesinden kastın bizim de kendilerinin yolunda olmaya gayret ettiğimiz neredeyse tüm ehli sünnet uleması olduğunu söyleyebilirim.
Eğer diyorsanız ki “Biz Mahmut Efendi Hazretlerinin Allah katındaki durumunu da kesin olarak biliyoruz.” bunu açıkça söyleyin biz de ehli sünnet akaidinie göre hükmünüzü verelim. Zira o dediğiniz ifadelerin muhatabı ben değil, İmam Ebu Hanife, İmam Tahavi gibi sizin de akidenizi kendilerinden aldığınız zatlardır. Bu ifadelerinizi onlara karşı kullanarak reddiye yapın. Eğer bir konuda ehli sünnetin görüşünü ortaya koymak edepsizlik oluyorsa sizden istirham ediyorum bir sonraki vaazınızda çok namaz kılıp çok oruç tutan abid salih zatların da kesin olarak cennet ehli olduklarına şahitlik edemeyeceğini söyleyen İmam Ebu Hanife'ye yöneltin bu dediklerinizi. Deyin ki “Bu İmam Ebu Hanife ne kadar edepsiz(!), ilmine, takvasına, zühdüne şahitlik ettiğimiz bir zatın velayetinin gayb olduğunu söylüyor. Bu ehli sünnet uleması nasıl böyle şeyler diyor, Allah dostlarına edepsizlik yapıyorlar.” deyin. “Bu Ebu Hanife büyük alim ama edep öğrenememiş(!), ilimden önce edep.” deyin. Ben onların dediklerinden farklı bir şey söylemiyorum çünkü. Ya da “Biz bu görüşleri kabul etmiyoruz.” deyin. Kürsü sizin, konuşun hocam istirham ediyorum. Videoda değindiğiniz gibi bizim kürsümüz olmadığı için gerekli gördüğümüz yerlerde video çekerek konuları ele alıyoruz. Zaten sizlerin aksine bu konuların kürsüden konuşulmasını da uygun bulmuyoruz.
Eğer diyorsanız “Biz Allah katındaki durumunu kesin bilmiyoruz ama, ilmine takvasına bakarak hüsnü zan ediyoruz.” o zaman on dakika boyunca sizin tabirinizle ‘yeni yetmelere’ konudan bağımsız, ihtilaf mevzisi olmayan, zaten bizim de açıkça kabul ettiğimiz hususlarda ayet okumanıza gerek yoktu. Çünkü bu on dakikayla bir şey söylemiş olmadınız. Biz de aynı şeyleri söylüyoruz çünkü. Siz sadece benim ehli sünnetin görüşünü ifade etmek için yazdığım “Allah katında veli oluşu bizim için gaybdır.” ifademi bir edepsizlik olarak lanse ediyorsunuz. Benim yazdığım ifadede bir edepsizlik olmamasına rağmen sizin mutlaka bir şeyler söyleyebilmek için o cümleye benim öyle bir maksadım olmamasına rağmen edepsizlik anlamı yükleyip reddiye yapıyor gibi görünmeniz hevai bir yorum eklemekten ibarettir. Cümlede bir edepsizlik değil, bilakis ehli sünnet ulemanın görüşünü beyan vardır. Onlara bir diyeceğiniz varsa dediğim gibi kürsü sizin, geceyi gündüzü ibadetle geçiren kişinin dahi kesin cennetlik olduğuna şehadet etmediğini söyleyen İmam Ebu Hanife’dir muhatabınız, ben değil. Hatta İmam bu ifadelerinden sonra ‘Kimseye kesin cennetlik demeyin.’ manasında bazı hadisler de aktarıyor. O hadislerin de açıklamasını yaparsınız artık.
Dediğim gibi okuduğunuz ayetler konuyla alakasız. Ayetlerde anlatılan ilim, takva sahiplerinin derecelerinin yüksek olacağı bir hakikattir. Ancak kimlerin ayetlerdeki sınıflara dahil olduğunu kesin olarak Allah bilir. Biz sizin de dediğiniz gibi dünyadaki zahiri hallerine bakarak hüsnü zan ederiz, Allah Teala’nın onlara rahmetiyle muamele edip makamlarının âlî olması için dua ederiz. Sizin camiadaki vaizlerin son videolarından anladığım kadarıyla mahallün’nizayı/ihtilaf noktasını takrir edememek ya da bilerek etmemek sizlerde bir meleke haline gelmiş. Çünkü her biri, tartışılan konuyla alakasız ayet ve hadisleri okuyup cevap vermiş gibi yapıyor. Siz benim maksadımı anlayıp mı bu dediklerinizi söylediniz bilmiyorum. Eğer bu maksadı anlayamıyor, ehli sünnet ulemasının görüşlerini de bilmiyorsanız kusura bakmayın ben sizi o kürsüye layık görmem. Maksadı anlamanıza rağmen çarpıtarak aktarıyor ve edepsiz gibi ithamlarda bulunuyorsanız bu hiç bir Müslümana yakışmaz. Ancak baş efendi ve trollerinin çarpıtmalarına alıştığımızdan onlarla beraber yürüyenlere de bu ahlakın sirayet etmesine çok şaşırmayız.
“Yeni yetme” gibi ifadelerinizi siz tahkir maksatlı kullansanız da benim için önemi yok. Hamdolsun yaşımız genç, Rabbimizden bize hayırlı işler yapacak uzun ömürler vermesini diliyor ve genç yaşta ilimle iştigal etmeyi bize nasip ettiği için O’na hamd ediyoruz. Sizin hakaretlerinize rağmen yaşınıza ve yaptığınız hizmetlere hürmeten ben bir şey demiyorum.
Bana size nasihat vermek düşmez ama acizane şunları söyleyeyim: Siz vaizsiniz. İnsanlara namaz, zikir, sadaka vb vaaz konularından bahsedin. Faziletli amelleri anlatın. Sizden beklenen bu. Bunları yapmanıza kimse bir şey demez. Sadece dinden olmayan hususları sünnet gibi dine sokmaya çalışmayın, çarpık akideleri insanlara ehli sünnet akidesi gibi pazarlamayın. Bunları yaptığınızda biz konuşma ihtiyacı hissediyoruz çünkü. İlmi meseleleri de kurcalamayın. Zira on dakikalık videodaki istidlal kabiliyetinizden bu işlerde behreniz olmadığı anlaşılıyor. Bunu küçümsemek için söylemiyorum yanlış anlamayın, size karşı öyle bir şeyi yapmayı kendime yakıştıramam zaten. Sadece alanınızın dışına çıkmamayı acizane tavsiye etmek için bunları söylüyorum.
Vesselam
🎁 HEDİYE KİTAP ÇEKİLİŞİ!
Bu gönderiyi beğenip yeniden gönderenler arasından 3 kardeşimize yeni çıkan "Allah'ın Varlığının Aklî Delilleri" kitabımızı hediye ediyoruz.
■ Son Katılım: 28 Haziran 2026 Pazar Saat 20:00
Tam bir ilim ehli örneği değil mi?
Gündemi meşgul eden meseleleri ele alıp delilleriyle açıklamasının ardından böyle bir açıklama yapmak, ilim ehline yakışan tavrın en güzel örneklerinden biridir.
Umarım troller, kiralık kalemler ve ilimden zerre nasibi olmayıp yalnızca görev icabı sosyal medyada bulunanlar da bu açıklamaları dinler ve kendilerine biraz olsun pay çıkarırlar.
Allah Teâlâ Ferdi Hocam'dan, Mesut Hocam'dan ve Murat Hocam'dan razı olsun. Bizleri de onların ilminden ve güzel yolundan ayırmasın.
Müslümanın Müslüman üzerinde hakkı vardır. Zulüm karşısında susan, dilsiz şeytan gibidir.
Ey Müslümanlar! Bir kardeşinize destek vermek, bir paylaşım yapmak, bir etikete (tag) destek çıkmak bu kadar mı zor? Haksızlık karşısında sessiz kalmak, zalimin işini kolaylaştırmaktan başka neye yarar?
Bugün susanlar, yarın aynı zulüm kendi kapılarını çaldığında seslerini duyuracak kimseyi bulamayabilirler.
#YusufZiyaHocayaAdalet
#YusufZiyaHocayaAdalet
Feminist Derneklerin söndürdüğü ocakların, bitirdiği hayatların hesabını kim verecek?
Kadını sömürge aracına çeviren ahlaksız batıdan gelen feminizm illetine daha kaç hayat kurban gidecek? Bu adaletsizlik ne zaman son bulacak?
İFAM'da hiç kimse kabirden tasarrufu inkâr etmedi, etmiyor da. Bilakis kabirden tasarrufun hak olduğuna iman ediliyor.
Daha iki gün önce İhsan Hocam derste kabirden tasarrufun delillerini anlattı. Üç gün önce ise Mesut Hocam bu mecrada aynı meselenin delillerini tek tek sıraladı. Bir meselenin delillerini ortaya koyan ve onu ispat etmeye çalışan bir kimsenin, o meselenin münkiri olduğunu söylemek hangi mantığa sığar?
Karşı çıkılan şey kabirden tasarruf meselesi değil; "Efendi inşallah demediyse Allah'ın sözüdür" veya "Meşâyiha zaman ve mekân işlemez" gibi sözlerdir.
Peki siz neden söylenmeyen bir şeyi söylenmiş gibi göstererek meseleyi kendi istediğiniz tartışma zeminine çekmeye çalışıyorsunuz? Asıl konuşulan konuya cevap vermek yerine, kimsenin savunmadığı bir görüş üzerinden tartışma yürütmenin kime ne faydası var?
Kabirden tasarruf var mı yok mu tartışması, avamın önünde bu şekilde sürdürülmeye devam ederse ortada ne tasavvuf kalır ne de tarikat.
Bu meselelerin gelişigüzel ve ölçüsüz bir şekilde gündemde tutulması, bu saatten sonra sadece vahhabilerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir netice vermeyecektir.!
İhtilafları büyütmek yerine, ümmetin birliğini ve asıl meselelerini öncelemek gerekir..
Ah ah, koca Mahmud Efendi Hazretleri...
Acaba arkasında bıraktığı cemaatin birlik ve beraberlik içinde olmak yerine birbirini tükettiğini, insanların imanını kurtarma derdiyle uğraşmak yerine fer'î meseleler etrafında birbirine düştüğünü görseydi ne derdi?
Bugün yaşananlara bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Bizler gerçekten emanetine sahip mi çıkıyoruz, yoksa asıl davayı unutup tali meselelerin peşinde mi sürükleniyoruz?
Ebu'l-Hasen en-Nedvi'nin "Rekabet Halindeki İki Dava" adlı konferansından:
"İslâm davasını yüklenenler olarak, Müslümanlardan beklenen ne idi? Onlardan beklenen, Avrupa ve Amerika'yı, cahiliyetin vebalini yüklenmiş lideri ve sancaktarı görmeleri ve öyle tanımalarıdır. Onların gözünde en büyük ve ana problemin bu olması gerekir. Zihinlerini bu meşgul etmeli, çalışmaları bu yönde olmalıdır. Müslümanlar dünyanın her bölgesinde kendilerini, cahiliyet davasına karşı İslâm davasının temsilcleri olarak görmeleri gerekir. Milli, siyasi ve mali şartlar ne olursa olsun, zikri gecen sıfatlarla bağdasmayan hiçbir durumda bulunmamalı ve dünyadaki cahiliyet hareketini canlandıracak hiçbir șeyi yapmamalıdırlar. Cahili milletlerin dünyaya yaymaya çalıştıkları cahiliyet düzenine doğru en ufak meyil olmamalarıdır. Aksi takdirde, aynı davanın yolcuları ve yayıcıları durumuna düşerler ki, onlarla günah ve düşmanlık konusunda birleşmiş olurlar. Bundan daha büyük düşmanlık da düşünülemez."
*** YENİ KİTAP ÇIKTI! ***
"Allah'ın Varlığının Aklî Delilleri" isimli kitabımız Tin Yayınları'ndan @tinyayinlari çıktı.
İrtibat&Temin:
https://t.co/rFM5UHOabP
Tin: 0505 265 60 42
Klasik ve güncel çeşitli delilleri yatay olarak sunan bu kitap, Allah'ın hem varlığını hem de diğer özelliklerini ispat ederek “Yaratıcı'nın Allah olduğunu nereden biliyoruz?” sorusuna da cevap veriyor.
■ GİRİŞ: Delille İman ve İnkar (Farklı İnanç Pozisyonları)
■ 1. BÖLÜM: Temel Epistemoloji ve Doğru Düşünmenin Kuralları
■ 2. BÖLÜM: Allah’ın Varlığı, Birliği ve Diğer Özelliklerinin İspatı (“Yaratıcı’nın Allah Olduğunu Nereden Biliyoruz?”)
■ 3. BÖLÜM: Şüpheler ve Cevaplar
Tevfîk O'ndandır...