@DeryaKoca_ gençlere verebileceğimiz en kıymetli öğüt şu olmalı; borç batağında da olsanız, paraya aşırı muhtaç da olsanız ağır-tehlikeli iş kollarında, iş kazası yaşama ihtimaliniz olan işlerde çalışmayın! gerekirse intihar edin ama bu işlerde çalışmayın..
@lonsdelm@Xinustune3nokta kimse silahı olan birisinin maaşını, parasını aylarca vermemezlik etmez. sadece silahın varlığı bile yeter. kullanılmasına gerek yok...
para birimimizin değer kaybetmesinin en önemli nedenlerinden birisi de bu sorunun sorulmamasıdır.
insanlar bu soruyu sormak yerine altın, dolar almaya devam ettikçe para birimimiz daha çok değer kaybediyor..
emeklilik sistemi dolandırıcılıkmış gibi geliyor..
kişinin bence asıl sorması gereken soru şu;
"ben neden çalıştığım dönem içerisinde, birikim yapabilecek ve yaşlılığımı oldukça müreffeh bir şekilde idame ettirebilecek kadar para kazanamıyorum?"
farklı bir noktaya daha değinelim.
insanlar altın, dolar, gümüş, euro gibi araçları birikim yapmak için kullanıyorlar
fakat hiç;
"ben neden kendi para birimimle birikim yapamıyorum, neden kendi para birimimle birikim yapmam aptalca bir hamle oluyor?"
diye sormuyorlar..
@unquale tv'yi bir evin olmazsa olmazı olarak görenler ekran karşısında düşünce yetilerini kaybedecekler - yakın bir gelecekte alzheimer ve demans ile dans etmeye başlayacaklar..
görsel dipnot;
Bu haber gözden kaçmasın.
Son bir kaç yıldır artarak yaşanan ama nedense pek gündem olmayan bir mesele: uluslararası köle ticareti.
Üstelik bu mesele öyle savaş, yoksulluk vb sebeplerle göç etmiş Suriyeli, Afgan sığınmacıların uğradığı ırkçı ve ayrımcı uygulamaların yanı sıra ucuz iş gücü olarak kullanılmaları sorununun da ötesinde. Doğrudan patronların ucuz köle ihtiyacını karşılamak için, devletin de yol verdiği, açık bir köle ticareti.
Nepal’den, Hindistan’dan, Pakistan’dan, Mısır’dan… Etiyle, kemiğiyle, pasaportuyla patronlara teslim edilen kölelerden bahsediyoruz. Antep’ten Bursa’ya, Ankara’dan Adana’ya, ülkenin dört bir yanında, onlarca koca koca fabrika ve işletmede, yerli işçilere verdikleri sefalet ücretini bile vermemek için, asgari ücretin bile altında, fabrikadaki konteynerlarda yatıp kalkan, 12 saat köle gibi çalıştırılan ihraç ürünü köle işçiler…
Göçmen görünce kırmızı görmüş boğaya dönen ırkçı ve göçmen düşmanları ise bunu hiç gündem yapmıyor mesela. Çünkü bu kez doğrudan patronların ucuz köle ihtiyacı ve karları söz konusu.
@diclesezenoz’ün bu önemli haberini okumanızı öneririm
Hizmet sektöründe veya kurumsal hayatta sadece işini yapman yetmez o işi yaparken mutlu enerjik ve pozitif görünmen de istenir.
Sınıfsal Gerçek: Bu sermayenin sadece kas gücüne veya zihnine değil, bizzat yüz kaslarına ve mimiklerine de el koymasıdır. Akşam eve döndüğünde kimseye tahammülünün kalmaması bir karakter aşınması değil gün boyu sahte bir neşe üretmek için harcadığın duygusal rezervlerinin iflasıdır.
Yani sen huysuz değilsin duyguların şirketin müşteri memnuniyeti hanesine yazılmak üzere senden zorla satın alındı.
Yoksulluk, insan biyolojisini doğrudan etkileyen somut bir stresördür.
Sürekli Tetikte Olma Hali (Savaş ya da Kaç): Fatura ödeyememek, aç kalma riski veya evden atılma korkusu, vücutta sürekli yüksek kortizol ve adrenalin seviyelerine neden olur. Bu biyolojik yıpranma, zamanla beynin stres yönetim merkezlerini (amigdala ve prefrontal korteks) fiziksel olarak aşındırır.
Geleceksizlik Hissi: Yarınının güvende olmadığını bilmek, beynin en temel ihtiyaçlarından biri olan öngörülebilirlik ve güvenlik arayışını baltalar. Bu da kronik anksiyetenin en verimli toprağıdır.
Bu nedenle ruh sağlığını korumak yalnızca bireysel tedavilerle değil güvenceli istihdam, adil ücret, barınma hakkı ve sosyal güvence gibi yapısal koşullarla da yakından ilişkilidir.
Çocuk İşçiliğine ve İş Cinayetlerine Karşı Mücadeleye…
Haziran ayında 228, yılın ilk altı ayında en az 1063 işçi hayatını kaybetti
https://t.co/QDLijkUsKR
📌 “Kiradan sonra hayata sıra gelmiyor”: Derin yoksullukta barınma hakkı
👉 Derin Yoksulluk Ağı’nın İstanbul’da 19 haneyle yaptığı araştırma, kira baskısının gıdadan sağlığa, eğitimden hijyene kadar yaşamın bütün alanlarını etkilediğini ortaya koyuyor.
https://t.co/d1cal6VCNu
oldukça uzun bir süredir işverenlerin isteklerini gözlemliyorum, bir liste oluşturdum.
işverenlerin başlıca talepleri şunlar;
1- haftalık 7 gün çalışma
(ayda sadece 1-2 gün izin-dinlenme günü)
2- günlük fiili çalışmanın 8 saatten 12 saate çıkartılması.
8- işçi maliyetlerinin düşürülmesi (asgari ücrete indirim)
9- sgk, sigorta sisteminin kaldırılması.
(işçilerin kendilerine özel sağlık, emeklilik sigortaları yaptırması ve sgk, sigorta "yükünden" işverenlerin kurtulması)
bunlar olursa müreffeh ülkeler seviyesine gelirmişiz...