Abimin arabasını ilana koymuştuk. Uzun süredir satılmıyordu. Geçen gün bir tane müşteri (dolandırıcı) aramış ve görüşme şöyle ilerlemiş.
-Merhaba abi. Son fiyat nedir?
+Son fiyat şudur.
-Araç başında pazarlık olmaz mı?
+Budur son fiyat.
-Peki abi arabanın şurası şöyle burası böyle mi?
+Evet.
-Anlattığından farklı bir şey çıkarsa pazarlık olur mu?
+Çıkarsa olur da zaten tüm detayları yazdım. Anlattığım gibi.
-Tamam abi döneceğim 5 dk’ya.
5 dk sonra arıyor.
-Abi ben gelmeye karar verdim. Hanıma söyledim. O da çok sevindi. Hem oraya gelip aracı alırız hem de o bölgede 1-2 gün tatil yaparız.
+Tamam.
-Yalnız abi şöyle bir durum var. Ben sağlık personeliyim. Şu bölümde çalışıyorum. Benim izin alabilmem için oraya araba almak için geldiğimi kanıtlamam lazım. Sana ben kapora göndereyim. Onu kanıt olarak sunarım.
+Tamam.
-Abi noterden göndermem lazım kaporayı ki neden gönderdiğim belli olsun.
+Tamam. Geç notere. Beni ara.
Bir müddet sonra dolandırıcı yeniden arıyor.
-Abi ben geldim notere. Sen bana ibanını söyle. Ben gireyim numarayı. Notere vereyim telefonu. Sen de numara gireceksin. Noter sana tarif etsin.
Telefonu yanındaki kişiye veriyor.
-Merhaba. Siz de telefonunuzdan şuraya şuraya girin.
+Girdim.
-Ödeme kısmına 30 bin yazın.
+Ben niye yazıyorum ödeme kısmına?
-Abi ikinizde de aynı rakam yazmalı ödemenin gerçekleşmesi için. İkinizin de parası önce havuza gidiyor. Sonra sistem onaylıyor ve tüm para satıcıya gidiyor.
+Ben bilmiyordum bu mevzuyu. Telefonu kapatıp bir tanıdığa sorayım.
Abim bayağıdır araba alıp satmadığı için durumu bilmiyor ama işkillenip telefonu kapatıyor ve bir noter tanıdığa soruyor. İşin dolandırıcılık yöntemi olduğu anlaşılıyor. Yeniden arıyor dolandırıcıları. Ama telefon açılmıyor.
Bu dolandırıcının whatsapp profil fotoğrafında da çocuklu bir aile fotoğrafı (muhtemelen güvenilirlik kazanmak için) varmış.
Böyle bir mevzuya denk gelirseniz dikkat edersiniz.
Beğenirseniz veya paylaşırsanız daha çok kişinin önüne düşer ve belki birkaç kişiyi dolandırılmaktan kurtarırız.
Onurlu Türk milleti iktidar ve muhalefet kanallarındaki yayınlardaki Atlantik yalakası söylemlere çıldıradursun
“gelen kıymetli misafirler” (işgalci güçler) ; Kurtuluş yıllarında olduğu gibi “hindiden tüy koparma” derdinde olmadık gazlar verirken, gazetecimsi yaratıklar hangi liderin en çok hangi yemeğimizi sevdiğinden dem vuruyor!
Ben söyleyeyim yemeyi istedikleri petrol ve gaz havzalarımız , içmek istedikleri fırat diclenin suyu, yüzmek istedikleri kara ve ak deniz!
Tarih yeniden yazılamaz.
Tarih “Keşke Yunan Kazansaydı” diye dizayn edilemez.
Birisi Bandırma vapuruna bindi
Birisi İngiliz vapuruna!
Vapur isimleri değişir.
Gerçekler gizlenmeye çalışılır!
Filmin sonu asla değişmez.
Biz dün de bugün de yarın da Samsun’a çıkandan yanayız…
Her sabah uyanıyoruz;
Gençliğe Hitabenin bir cümlesini yaşıyoruz.
100 yıl önce 100 yıl sonrasını gören ve herkese görevini dağıtan Atamızı neyse ki anlayanlar hala çok. “Mevcudiyetimizin ve İstikbalimizin” garantisi bu…
TSK'dan ihraç edilen genç doktor Efran Tumaris Usul:
-Kurum içinde sayısız tutanak tuttum, dilekçe yazdım, her kademeye ulaşmaya çalıştım, CİMER'e başvurdum, savcılığa suç duyurusunda bulundum.
-Erlere tarihi geçmiş ilaç vermem isteniyordu. Bu yüzden erlere ilaç veremiyordum. Yeni ilaç alındığında bile erlere bu ilaçlar verilmiyordu.
-Enfeksiyon vakaları artınca, musluk suyu içtiklerini, içme suyu temini yapılmadığını, kantinde parayla bile su satılmadığını söylüyorlardı.
-Uyuz vakaları artıyordu, erlere 15-16 gündür banyo yaptırılmadığını öğrendim.
-Uyuz olmayan bir eri 17-18 gün bir odada karantinaya almışlar, erin psikolojisi bozulmuş. Ben uyuz olmadığını söylediğimde, benim mesleki bilgimi aşağılayan cümleler kuruluyordu.
-Revirdeki oksijen tüpleri boştu. Bir atak hastasına oksijen tüpleri boş olduğu için müdahalede bulunamadım.
-Doktorun görev tanımında olmamasına rağmen erlere aşı yapıyordum, çünkü acemi birliğinde yapılması gereken aşılar 3-4 ay geçmesine rağmen yapılmıyordu.
-Er kafa travması geçiriyor, başka gün başka bir er iç kanama geçiriyor, ambulans yok. Çünkü rütbeli personel ambulansı şahsi işi için götürmüş.
-Sevmedikleri erlere sevk, rapor, istirahat verdiğimde, numara yaptıkları söyleniyor ve bu kararlarım uygulanmıyordu.
-Bulaşık yıkayan erlerin elleri egzama oluyordu, uyarıyordum ama bir eldiven bile verilmiyordu.
-Yemekhaneye gelmem istenmiyordu, yemeğimi erlerle gönderiyorlardı. Ben asker kızıyım, babam rütbeli olmasına rağmen hayatında bir ere kendi yemeğini taşıttırdığını görmedim.
Şanlıurfa’da 37 derecede ve çıplak arazide kamuflaj altında iki buçuk saat dayanabildim. Ve bu kuşları alnımdan akan ter gözümü yakarken çektim. Sonuç; ülkemizden sanıyorum bu zamana kadar çekilmiş en yakın görüntüleri.
- Kılkuyruk Bağırtlak
- Bağırtlak
#DoğayaKanatAçtık
Türkiye’ye dönen spor bakanı ABD maçı için tekrar Amerika’ya uçuyormuş!
Bilet parasını cebinden ödeseydi!
Halkın vergileri ile ABD ye git gel ne güzel değil mi!
Ümit Özdağ'a Şeyh Said’in hatırasına hakaret ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada hapis cezası verildi. Verilen hapis cezası para cezasına çevrildi...
Şeyh Sait cumhuriyete karşı ayaklanmış, isyanıyla bize Musul-Kerkük'ü kaybettirmiş, çağının FETÖ'sü bir vatan hainidir!
“Önümüzdeki maçlara bakacağız” lafını sevmiyorum hocam. Bir kere de puan hesaplaması yapmadığımız bir etkinlik izlesek keşke. Eskisi yenisi 650 tane marş yapıldı be abi. Baktığında yedekler dahil futbolcu başına 30 marş düşüyor. Öyle gazdaydık yani. Şöyle olsaydı böyle olurdu, şu olsaydı bu olurdu muhabbetlerinden bıktık artık. Bir haykırışlık mutluluğumuz vardı bugün, onu da önümüzdeki maçlara bıraktık. Hayırlısı…