Dünyanın heryerinde yaygın olarak kullanılan Signal programını kullandı diye @RTErdogan rejiminin savcıları operasyon yapmış.
Eğer Signal kullanmak suç ise (tabi ki değil) ilk olarak Bilal Erdoğan'ı almaları gerekiyor.
Bilal Erdoğan tv ekranlarında Signal'i övüp tavsiye etmişti. AKP'nin önde gelen isimleri @turanbulent yıllardır Signal kullanıyor.
Başlamışken @elonmusk 'ı da almanız gerekebilir tabi...
Ali Bulaç: Operasyonlar yapılıyor, gözaltılar, tutuklamalar oluyor. Sonra yargılama süreci başlayacak. Ama bir mahkeme, kesin bir karara varmadan cemaatlerin malına, mülküne, kuruluşlarına el konuluyor ve kayyum tayin ediliyor. Kayyum tayin edildikten sonra artık o cemaatin, o birimin mali olarak varlığını devam ettirmesi mümkün olmuyor. Yani bence bu son derece önemli. Eğer kayyum atanacaksa ve mallarına, mülklerine gayrimeşru yollardan elde edilmişse o zaman mahkeme sürecini sonuna kadar beklemek lazım ki bu hukuki bir karar olsun.
@tr724com BIR HAVUZ MEDYASI MIDIR?
Tr724 üzerinde ufak bir deney yapmıştım. Aslında 1 yıldan fazla oldu ama o zaman tweet atmadigim ve içime kapanık bir dönem olduğu için bunu paylaşmamıştım. Şimdiye nasipmiş.
Belki hatirlarsiniz, Osman Şimşek abinin sahte vasiyet davasına dahil olduğu zaman Aydoğan Vatandaş bu konuda bir haber yapmıştı. Haberin çoğusu Herkul'un savunmalarını anlatsa da sonunda Osman Şimşek'in mahkemeye verdiği ve imzanın sahte olduğunu düşündüğünü beyan ettiği rapordan da bahsediyor. Ve bunu bahsederken yorum yapmadan, nötr bir şekilde yazıyor. Ama bunu okuyan kitlenin çoğunluğunun Osman abi hakkında ne düşündüğünü hepimiz biliyoruz. Ama yazı hiçbir şekilde Osman abiye karşı olumsuz bir şey ifade etmiyor.
Şimdi deney kısmı... Ben bu haberin altına "Allah razı olsun Osman abiden" yazdım ve kendi legal ismimle. Hemen üstünde "yorumunuz denetlenmeyi bekliyor" diye bir ibare belirdi. Ve bir aradan sonra (tam ne kadar hatırlamıyorum) yorum onaylanmadı ve bende gözükmemeye başladı. Bu red ettikleri anlamına geliyor mu bilmiyorum. En azından onaylamadiklari anlamına geliyor.
Fakat sonrasına Abdullah diye bir isimle "Cevdet abiden Allah razı olsun" yazdım. Bunda da ilk başta "yorumunuz denetlenmeyi bekliyor" yazdı. Sonrasında en fazla 8 saat sonra (ben o kadar sonra kontrol ettim) yorum onaylandı. Hatta bu yorum şu anda bile hala bu haberin altında tek yorum olarak duruyor.
Makalenin linki:
https://t.co/nVv7TWRolm
(Nedense bu tweet e fotoğraf koymama izin vermiyor, yorumlara screenshotlari bırakacağım)
Enes Kanter Freedom hung out with the Sophie Cunningham supporters outside of the Fever vs Sky game today & he’s wearing a shirt to help the WNBA define what a woman is 😂
What a legend.
📸: @KnownHeretic & @Outkick
Ben Meryem Kuytul. İkinci hesabım da kısıtlandığı için yenisini açtım :)
Kaldığımız yerden devam edelim.
Önemli bir konu var.
Dergi binamız dün Şafak operasyonu ile eş zamanlı olarak basıldı ve arandı. Suç unsuru olacak bir şey çıkmadı. Bugün ise TEM ve NARKOTİK ekipleri ! tekrar giriyor. Ama nasıl giriyorlar?!
Çarşının can damarı Abidinpaşa Caddesi'ni trafiğe kapatarak kimseyi geçirmiyorlar.
Polisler binaya girip refakatçi olarak içeriye kimseyi kabul etmiyorlar!
Kayıt almak isteyenleri gözaltı yapmakla tehdit ediyorlar!
Polisler saatlerce binada geziyorlar ve kimseyi şahit tutmuyorlar!
İçeride ne yaptılar bilmiyoruz.
Saatler sonra içeride işleri bitince "tamam her bir kata bir kişi refakat edebilir" diyorlar. O saatten sonra biz refakat edip ne yapacağız?
Furkan Haber hesabımız da kapatıldığı için ! ben buradan tekrar ediyorum!
Bu saatten sonra binadan çıkacak herhangi bir suç unsurunu kabul etmiyoruz!
Eğer suç unsuru bir şey olsaydı dünkü aramada bulunurdu!
Furkan Susmaz
AdanaEmniyetinin PlanıNe
#AdanaEmniyeti
28Şubat Hortladı
AlparslanHoca SerbestBırakılsın
SemraKuytul Gözaltında
Sevgili Kamuoyu
Biz Hz Ali'nin "Bir zulme engel olamıyorsanız onu duyurun" tavsiyesi üzerine tüm zulümleri konuşuyoruz ve medyada paylaşıyoruz. İftiralara da ancak buradan cevap verip kendimizi buralarda ifade edebiliyoruz.
Bunu çok iyi bildikleri için o kadar uğraştıkları (!) iftiralarının cevabını veremeyelim ve zulümlerin duyuramayalım diye operasyon olduğundan beri birçok platformdaki yüzlerce hesabımız kısıtlandı. Yeni hesaplar açıyoruz onlar da kısıtlanıyor. Videolarımızın izlenme sayısı alenen düşürülüyor.
Ben bu noktada sizlere bizzat teşekkür etmeyi borç bilirim. Bizim bu kadar kısıtlandığımız bu dönemde medyadaki desteğiniz bizlere moral oldu. Düşmanlık edenlere de cevap oldu. Sağ olun. Var olun.
SuçDeğil SusDosyası
AlparslanHoca Gözaltında
SemraKuytul Gözaltında
#AdanaEmniyeti
Öncelikle videoda gösterilen yatak odasının bizim evimize ait olmadığını net bir şekilde görmeniz için bizim yatak odasını paylaşayım. Parkelerimiz açık renk ve odada beyaz bir dolap yok. Başka bir görüntüyü birleştirdikleri ortada. Ne kadar acınası beyhude bir çaba..
Salih Yücel abimiz için 🤲ŞİFA DUASI EDELİM; Hz ŞÂFİ ALLAH’TAN İSTEYELİM🤲
Çok kıymetli hocamız Prof.Salih Yücel ciddi bir hastalığa yakalandı ve palliative care (hafifletici, rahatlatıcı ve hayat kalitesini artırmaya yönelik bakım) almaya başladı. Kendisi için Rabbimizden…
Sesimi duyurabildiğim tek mecra sosyal medya. Ona da erişim engeli getiriliyor. Rica ediyorum, beni takip edip yorum ve RT ile sesimi duyurmama destek olun. Başka sesimi duyurabileceğim bir yayın organım yok. @albayrak_kemal@ErtugrulGunay@gergerliogluof@avidrissahin
Tek duyuru değil, iki haftalık haber hattı
Yayılım bir defalık da değildi.
Kanal dökümleri, kınamanın beş aşamalı bir haber hattına dönüştüğünü gösteriyor: kınama, ABD Dışişleri’nin tepkisi, Gülen’in “böyle bir girişimle ilişkilendirilmek onur kırıcı” açıklaması, uluslararası komisyon çağrısı, Büyükelçi John Bass’in açıklamaları. Haberdar bu hattı dört günde on tweetle işledi — kınamadan “iade edilirsem varsın olsun” röportajına. Resmî Türkçe hesap on bir günde elli üç, İngilizce hesap dokuz günde otuz beş tweet attı.
@hugopmv@kamilmamann Haddim değil fakat bu kadarı da fazla, Edep ya Hû,
biz hiç bir hocamızdan bunu öğrenmedik ve halihazırda öğrenmiyoruz. Rica ediyorum lütfen üslubunuzu bozmayın.
Beş hukuk profesörünün ortak mütalaası, FETÖ yargılamalarında yıllardır dile getirdiğimiz hukuki gerçeği altını çiziyor: 👇🏼
Prof. Dr. Adem Sözüer, Prof. Dr. İzzet Özgenç, Prof. Dr. Faruk Turhan, Prof. Dr. Cumhur Şahin ve Prof. Dr. Tolga Şirin'in hazırladığı 71 sayfalık ortak mütalaa, AİHM'in başta Yüksel Yalçınkaya ve Şaban Yasak kararları olmak üzere verdiği ihlal kararlarının uygulanmasının bir tercih değil, hukukun en temel gereği olduğunu ortaya koyuyor.
Mütalaanın en önemli tespiti şu. Bu kararlar Türk hukukuna dışarıdan yeni kurallar getirmiyor. Aksine, Anayasa'nın, Türk Ceza Kanunu'nun ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun zaten öngördüğü güvencelerin uygulanmasını istiyor. Örgüt üyeliği suçunda doğrudan kastın ayrıca ispatlanması gerektiği de aslında uluslararası mahkeme kararlarıyla öğrenilecek bir husus değil; ceza hukukunun en temel ilkelerinden biridir.
Mütalaada, Yalçınkaya hakkında AİHM kararının ardından Kayseri'de görülen yeniden yargılama süreci de ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Mahkemenin, başvurucunun Bank Asya hesabına para yatırmasını örgüt liderinin talimatına uymak, aynı hesaptan parasını çekmesini ise bankayı batırma algısı oluşturan örgüt üyeleriyle ortak tavır göstermek olarak değerlendirdiği, ayrıca D-Smart ve Digitürk aboneliklerini araştırdığı ve
mahkûmiyet kesinleştikten iki yıl sonra dosyaya giren bir tutanağı yeniden mahkûmiyete dayanak yaptığı görülüyor. Böylece AİHM nezdinde davasını kazanan kişi ikinci kez mahkûm edilmiş oluyor.
Oysa mütalaada da vurgulandığı üzere, AİHM'in Yalçınkaya ve Şaban Yasak ihlal kararlarının ardından yapılacak yargılamaların amacı, tespit edilen ihlalleri gidermek olmalı; bu süreç yeni suç isnatları üretmenin veya sanık aleyhine yeni delil arayışına girmenin aracı hâline getirilmemelidir. AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilmesi, iç hukukun da açık yükümlülüğüdür.
Yalçınkaya kararının üzerinden yaklaşık üç yıl geçti. Buna rağmen gerekli yasal düzenlemeler yapılmadığı için aynı hukuki sorundan verilen ihlal kararlarının sayısı 3.554'e ulaştı, Strazburg'da bekleyen benzer başvuru sayısı sekiz bini aştı, iç hukukta ise aynı durumdaki dosyalar on binlerle ifade ediliyor. Nitekim AİHM Büyük Dairesi, 5 Mayıs 2026 tarihli Şaban Yasak kararında, delil yelpazesi ByLock'un çok ötesine geçtiği hâlde aynı sonuca varmış ve cezai sorumluluğun kolektif suçluluğa ya da salt iltisak tespitine dayandırılamayacağını belirtmiştir. Aynı dosyada İkinci Daire iki yıl önce ihlal bulunmadığına karar vermişti. Bu tablo, sorunun artık münferit değil, yapısal bir sorun olduğunu gösteriyor.
Artık TBMM'nin bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. Yalçınkaya ve Şaban Yasak kararlarının gereklerini yerine getirecek; yeniden yargılama usulünü açık ve öngörülebilir hâle getirecek; aynı hukuki durumda bulunan kişiler için de etkili bir başvuru yolu oluşturacak kapsamlı bir yasal düzenleme kaçınılmazdır.
Üstelik bunun örneği kendi hukuk pratiğimizde de var. AİHM'in Ümmühan Kaplan pilot kararının ardından çıkarılan 6384 sayılı Kanun, sistemik bir sorunun yasama yoluyla nasıl çözülebileceğini göstermişti. Bugün de benzer bir iradeye ihtiyaç var.
Hukuk devleti, mahkeme kararlarını beğenip beğenmemeye göre değil, onları uygulayıp uygulamamaya göre ölçülür. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının eksiksiz uygulanması, yalnızca uluslararası yükümlülüklerin değil, Anayasa'nın da gereğidir.
Mütalaanın sonuç bölümünde yer alan şu tespit de bu ihtiyacı açıkça ortaya koymaktadır:
"Türkiye AİHM'nin söz konusu ihlal kararlarını hayata geçirme yükümlülüğü altında olup, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin mutlak surette tahkimi amacıyla, iç hukuktaki ceza hukuku düzenlemelerini dikkate almayan keyfi uygulamaları sona erdirici tedbirleri almalıdır. Bu ise devletin Sözleşme ve Anayasa'dan doğan kaçınılmaz bir ödevidir."
https://t.co/1yincIrVAO
Deniz Harp Okulu’nu kazandığımda, babamın bir arkadaşı “erken sevinme, oranın sahipleri, yüzbaşı rütbesine dahi getirmezler seni” demişti. Kimdi oranın sahipleri. Bu vatan, bu devlet, bu ordu bizim, hepimizin değil miydi?
Halkımızın bilinçaltına kazınan gerçeklik şuydu! Siz memur, hizmetçi, polis, asker, bekçi, korucu olabilirsiniz! Ama devleti biz yönetiriz, kararları biz veririz. Siz ancak bizim çizdiğimiz sınırlar içinde, bize hizmet edecek işlerde olabilirsiniz!
Ancak bizler, Anadolu’nun evlatları bunu değiştirdik! Bu sınırları birer birer aşıp amiral, general, bürokrat, akademisyen, yüksek hakim, yüksek mühendis, emniyet müdürü, gazeteci, editör, vali, müsteşar, diplomat olduk! Fabrikalar, işletmeler kurduk! Olmamız gereken her yerde olduk! Milletimize bir kaç beden dar gelen tüm libasları yırttık!
Evet, sonu belki de istediğimiz gibi olmadı! Arkadan sırta saplanan bir hain kurşun gibi, kanlı bir kumpas ile pusuya düşürüldük! Toprağa, zindana, soğuk denizlerin, nehirlerin kıyısına düştük! Evet bir meydan savaşını kaybettik!
Ancak savaşların en büyüğünü kazandık! Zihinlerdeki prangaları paramparça ettik! İmkansız denilenleri başardık! Bu vatanın gerçek sahiplerine, olmaları gereken yeri hatırlattık!!! Binbir maske ile devletin derinlerine sızan tüm sırtlanları, çıkar ve makam düşkünlerini aşikar ettik! Zulme ve zalime eğilmemeyi gösterdik!!!
Bugün gözlerimi yumsam gam etmem! Arkama bakmam! Ah demem! Çünkü çocuklarıma ve gelecek nesillere, dilden dile dolaşacak gerçek bir destan bıraktık!!!
1-Hocaefendi o topluma fazla geldi. Hem ilmiyle âmil, hem ahlakıyla kâmil, hem de ufkuyla taşradan çıkmış bir hareketi global hâle getirecek bir aksiyon insanıydı. Gönül eriydi. Allah vergisi bir dehaya sahipti.
Kimi NATO Zirvesi’ne, kimi Dünya Kupası’na kilitlenmiş.
Peki ya Meryem?
Omurgasında 22 vida taşıyan masum bir üniversite öğrencisi bugün cezaevinde.
Kim bilir ne kadar ağrın var. Kim bilir ne hâldesin güzel kızım.💚
ÖğrenciMeryem NedenHapiste
Türkiye, Üsteğmen Kübra Yavuz’u 15 Temmuz gecesi Hakan Fidan’ı Karargâh’tan uğurlayan subaydı.
Hulusi Akar ile Hakan Fidan arasındaki son görüşmeye de tanıklık etti.
🎥Yıllar sonra, o gece gördüklerini ilk kez ayrıntılarıyla anlatıyor.