Sadece belediyelerin arınması yetmez, bakanlıkların da temizlenmesi şarttır; 'benden olan temiz' diyen ikiyüzlü siyaseti reddediyoruz.
Yargıdan bürokrasiye, tepeden tırnağa samimi bir arınma istiyoruz.
Aziz Milletimiz;
Dünyada emperyalist tasallut ve işgal sürerken, Gazze'de yaralar henüz sarılmamış, bölgemizde sular durulmamışken; ülkemizde de kırgınlıkların arttığı ve toplumun gerildiği bir atmosferde Kurban Bayramı’na giriyoruz.
Oysa bayramlar, sadece takvimde yer alan belirli günler değil; paylaşmanın, birbirini dinlemenin, kardeşlik ve dayanışma şuurunun yeniden hatırlandığı mübarek zamanlardır.
Bayram; gücün değil, vicdanın sesini büyütmektir. Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyacı da tam olarak budur.
İnsanlarımız yalnızca ekonomik zorluklardan değil; belirsizlikten, gerginlikten ve sürekli kriz atmosferinden de yorulmuştur. Farklı düşünen insanların birbirinden korkmadığı, siyasi rekabetin düşmanlığa dönüşmediği, hukukun herkes için güvence olduğu bir ülke özlemi, bugün toplumun çok geniş kesimlerinde hissedilmektedir.
Hiç kimse, kendisi gibi düşünmeyenlerin bu ülkeye ait olmadığını ima eden bir dile mahkûm edilmemelidir. Çünkü bu vatan; farklı hayatların, farklı fikirlerin ve ortak umutların evidir. Türkiye, kavga ederek değil; konuşarak, dinleyerek ve adalet duygusunda buluşarak güçlenecektir.
Umutsuzluğa kapılmıyoruz. Çünkü bu millet, en zor zamanlarda dahi vicdanını kaybetmemiş, adalete ve birbirine olan inancını yitirmemiştir.
Bu duygu ve düşüncelerle; Kurban Bayramı’nın ülkemizde ve bölgemizde yaşanan ekonomik sıkıntıların, adaletsizliklerin ve insanlığı yaralayan zulümlerin sona ermesine vesile olmasını diliyorum.
Hakkın ve adaletin hâkim olduğu bir gelecekte; bayramın ülkemize huzur, milletimize umut, bölgemize barış ve insanlığa vicdan getirmesini temenni ediyorum.
Milletimizin ve İslam âleminin Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.
Bayramımız mübarek olsun.
Barış değil, teslimiyet getiren her türlü antlaşmayı reddediyoruz!
Abraham Antlaşmaları, siyonizm ve emperyalizmin bölgeye yerleştirdiği zaman ayarlı bombalardır.
İran ile bir anlaşma zemini oluşturmak için, Türkiye dâhil bölge ülkelerinin İsrail ile normalleşmesini şart koşan Trump, İran karşısındaki hezimetini; terörist İsrail’e masada diplomatik bir zafer kazandırarak örtmeye çalışmaktadır.
Bizler bölge ülkelerini ve iktidarı açıkça uyarıyoruz: İsrail’in teslimiyetine dayanmayan hiçbir süreçte, siyonist zihniyetle kalıcı bir anlaşma zemini kurulamaz.
İsrail’in saldırganlığını meşrulaştırma anlamına gelen bu teklif, değerlendirmeye dahi alınmamalıdır.
İktidar bir an önce kamuoyuna açık ve net şekilde bu teklifi reddettiğini açıklamalı; siyonizmle aynı masada bulunmayacağını ilan etmelidir.
Haydi Türkiye değişime!
Eğer bu topraklarda gerçek bir aidiyet aranacaksa, adres bellidir: İlke ve Ahlâk
Çünkü ilkesiz güç yozlaşır, ahlaksız siyaset toplumu çürütür.
Siyasetin yeni bir ölçüye ihtiyacı var. Değişim istiyorsak, ölçümüz net olmalı: Adalet, Liyakat ve Ahlâk.
Kim adaleti gerçekten tesis edebilir? Kim insan onuruna yakışır bir yaşamı mümkün kılabilir? Kim sadece bugünü değil, yarını da inşa edebilir?
Artık önümüze sirk koyup elimize kuru ekmek verenlere değil milletimizin derdiyle dertlenenlere bakalım!
Hayatını kaybeden Yusuf Tarık Gül'ün ismini listeye almadılar!
Fotoğraflarını basına servis etmediler!
Bakanlar cenazesine katılmadı Yusuf'un!
Bütün bunların sebebi yavrumuzun babasının KHK'lı bir polis memuru olması!
Hiç mi utanmadınız ya!