Mahkeme salonlarında da söyledim bugün buradan bir kez daha ilan ediyorum:
Topyekün halk ayaklanması çığırtkanlığı yaparak bu partinin öz evlatlarını birbirine düşman etmek isteyenler bilsin ki; o kirli emellere asla geçit vermeyeceğiz! İç karışıklık yaratma çabaları, sadece dış müdahale heveslilerine zemin hazırlar. Biz bu oyunu bozarız!
Şimdi kavga değil, omuz omuza durma vaktidir. Bütün yol arkadaşlarımı, bu köklü çınarın evlatlarını sükunete ve akla davet ediyorum.
Gün, baba ocağına sahip çıkma günüdür! Tüm partililerimizi, ve yüreği bu ülke için çarpan her bir yurttaşımızı, saat 14.00’te omuz omuza bir grup toplantısı gerçekleştirmek üzere Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezimize, yani Baba Ocağımıza çağırıyorum.
Biz biriz ve birlikteyiz.
Muş'un Varto ilçesinde yükselen çığlık, sadece Varto'da yaşayan insanların çığlığı değil; toprağın, suyun, kuşların, börtü-böceğin kısacası bütün bir doğanın ve esasen geleceğin çığlığıdır.
Anadolu’nun en kadim topraklarından biri olan bu coğrafya, yüzyıllardır insanla doğanın kurduğu hassas dengenin bir örneğidir.
Tarlalarda filizlenen her başak, yer altından süzülen her damla su ve dağların sessizliği; aslında bir bütünün parçalarıdır.
Şimdi bu bütün, kısa vadeli enerji hesapları uğruna geri dönülmez bir sınavın eşiğine getirilmek isteniyor.
Varto Ekoloji Platformu ve bölge halkının yükselttiği itiraz, bir karşı çıkıştan çok daha fazlasıdır.
Bu, “yaşamı savunma” iradesidir.
Çünkü mesele yalnızca bir jeotermal enerji santrali projesi değil; toprağın verimliliği, suyun temizliği ve çocukların yarınlarıdır.
Jeotermal enerji, doğru yerde ve doğru yöntemlerle uygulandığında bir alternatif olabilir.
Ancak her coğrafya aynı değildir.
Varto gibi tarım ve hayvancılıkla var olan bir bölgede, yer altı sularının kirletilmesi-riske atılması; sadece bugünü değil, yarını da kuraklığa mahkum etmek demektir.
Toprak bir kez zehirlendiğinde, su bir kez kirletildiğinde bunun telafisi yoktur.
Bugün “enerji” adı altında atılan her adımın, yarın “yoksulluk” olarak geri dönme ihtimali varsa; durup yeniden düşünmek gerekir. Çünkü gerçek kalkınma, doğayı yok ederek değil; onu koruyarak mümkündür.
Varto halkının verdiği mücadele, aslında hepimizin mücadelesidir.
Çünkü doğa bir bölgenin değil, bir ülkenin değil; insanlığın ortak mirasıdır.
Bugün susarsak, yarın yaşayabilecek, konuşabilecek bir doğa bulamayabiliriz.
Toprak susarsa, insan da susar.
Su kirlenirse, hayat eksilir.
Doğa kaybederse, herkes kaybeder.
Bu yüzden Varto’lunun çağrısı nettir;
Doğaya rağmen değil, doğayla birlikte yaşamak istiyoruz.
Havasına, suyuna, toprağına ve doğasına sahip çıkan Varto'lulara bin selam!
Saygılarımla...
#vartovaliliği
#vartobelediyesi
#vartoistemiyor
#vartodajeotermalistemiyoruz
@varto.tv
KEMAL KILIÇDAROĞLU
✅ Kemal Kılıçdaroğlu, siyasal yaşamı boyunca sergilediği dürüstlük, halktan yana tutum ve adalet arayışı ile Türkiye’nin toplumsal vicdanında özel bir yer edinmiştir.
✅ Kendisini yıpratmaya yönelik iftira ve karalamaların etkisiz kalmasının nedeni, yalnızca bir siyasi figür olmasından değil; milyonların gönlünde yer etmiş bir ahlaki ve onurlu lider kimliği taşımasındandır.
✅ Tarih göstermiştir ki; karanlık geçici, hakikat kalıcıdır. Bu bağlamda, karanlıklar kaybolacak; Kemal Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği değerler varlığını sürdürecektir.
@kilicdarogluk@herkesicinCHP
Aziz milletimizin başı sağ olsun.🇹🇷
Hain teröristlerin saldırısı sonucu şehit düşen kahraman Üsteğmenimizin naaşını arama çalışmaları sırasında şehit olan 5 kahraman Mehmetçiğimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Tedavileri devam eden kahraman askerlerimizin bir an önce sağlıklarına kavuşmaları en büyük dileğimiz ve tesellimizdir.
Muhalif hiçbir sese tahammülü olmayanlar,
milletimize açlığı ve yoksulluğu reva görenler,
demokrasiye ve insan haklarına savaş açanlar ve adalet terazisini kıranlar, milletimizden yükselen haklı isyan seslerini susturabilmek için
Sözcü TV, Tele1, Halk TV ve Now TV’ye RTÜK eliyle ekran karartmalar ve cezalar yağdırmıştır.
Özgür basınımıza destek ve dayanışmalarımı iletiyorum.
Haksızlıklar karşısında asla susmayacağız.
2 Temmuz 1993 Sivas katliamından 2 yıl sonra
(Tıpkı 1978’de Maraş Katliamı, 1980’de Çorum Katliamı gibi)
12 Mart 1995 akşamı Gazi Mahallesi’nde içerisinde, "Alevi canların" bulunduğu 3 kahvehane ve 1 pastane tarandı. Kahvehanelere yönelik saldırıda "Alevi Dedesi Halil Kaya" öldürüldü, 5'i ağır 25 kişi yaralandı. Olayda ve devam eden olaylarda 23 insanımız öldürüldü. Ateşin açıldığı taksi gaspedilmiş ve taksi şoförü öldürülmüştü. Taksi, iz bırakmamak için yakıldı. Bu menfur olay; faili meçhul olarak kaldı.
Anılarına saygıyla..
https://t.co/LlpeTPIUR3
“Onların Türkiye’si” ile “Bizim Türkiye’miz” Arasındaki Yol Ayrımı
Kendileri gibi düşünmeyenler için bir yarı açık cezaevine çevirdikleri, korkunun ve yoksulluğun kol gezdiği onların Türkiye’si ile özgürlüğün, demokrasinin ve refahın hakim olduğu bizim Türkiye’miz arasındaki yol ayrımı…