Uzun zamandır verdiğimiz arayı kıymetli bir içerikle dolduralım istedik ve sözü Yalçın Çetinkaya hocamıza verdik.
Röportajımızın ilk bölümüne linkten ulaşabilirsiniz. Umarız bu yayınımız yeni bir başlangıcında ilk adımı olur.
https://t.co/WgteuP94RB
"Hayat demek, ölümü beklemek demektir. Az çok hepimiz denizi, yıldızları, ağaçları falanları, filanları göreceğiz. Birçok şeyin tadına bakacağız, sonra da ister istemez gidiyorum, elveda şarkısını söyleyeceğiz. Öyle ise
Gidenin de kalanın da gönlü hoş olsun..!”
Girdiğin aynada, geçmiş gibi dîğer küreye,
Sorma bir sâniye, şüpheyle, sakın: "Yol nereye?"
Ayılıp neş'eni yükseltici sarhoşluktan,
Yılma korkunç uçurum zannedilen boşluktan
Duy tabîatte biraz sen de ilâh olduğunu,
Rûh erer varlığının zevkine duymakla bunu.
Y. Kemal Beyatlı
Yahut bu bilgilere kör sağır kalan zevat, hangi ucuz ikbalin yağlı ketesi için böyle bir hainliğe teşnelik etmiş? 1917’de Erzurum’da çıkan petrolle ne oldu? Nasıl oldu da yeraltı kaynaklarımız kaldırılamaz bir örtüyle birdenbire
sırra kadem bastırıldı!
https://t.co/kg2qzfqsib
Bu ifadeler muhtemelen 1975-80 yılları arasında TRT'de yapılan bir mülakatta, Türkiye’deki ilk kâğıt fabrikası olan İzmit SEKA Kâğıt fabrikasının kurucusu Mehmet Ali Kağıtçı Beyin güzel Türkcesinden dökülüyor.
Türkiye’deki yeraltı kaynaklarını belgeleriyle ortaya koyan, yerlerini haritalarına kadar çıkardığını söyleyen Kağıtçı’nın ifadeleri hiç mi ciddiye alınmamış. İşiten, gören de mi bulunmamış?
Bütün sevgileri atıp içimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben. Elverir ki bir gün bana, derinden, Ta derinden, bir gün bana "Gel" desin.
Ahmet Kutsi Tecer
"Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Bütün sevdiklerimin adları gibi
Adınız geliyor aklıma
Rahat döşeklerin utanması bundan
Öpüşürken bu dalgınlık bundan
Tel örgünün deliğinde buluşan
Parmaklarınız geliyor aklıma"
Melih Cevdet Anday - Anı