Padişah Sultan Vahdettin'in başkanlık ettiği şurada, Sevr maddelerinin kabul edilmesi için "Kabul edenler ayağa kalksın" çağrısı yapılmıştır. Padişahın kendisi ayağa kalkınca, salondaki devlet görevlileri, ayan üyeleri ve komutanların neredeyse tamamı (yaklaşık 55 kişi) antlaşma lehine ayağa kalkmıştır. Salonda oturan tek bir kişi kalmıştır: Âyan Meclisi üyesi Topçu Feriki Ali Rıza Paşa. Kendisine ayağa kalkması yönünde baskı yapıldığında, ihtiyar asker antlaşmanın kabul edilmesinin vatana ihanet olduğunu belirterek yerinden kalkmamış ve "Kabul etmiyorum!" diyerek tepkisini ortaya koymuştur.
Kararın ardından Damat Ferit Paşa'nın "Yalnız kaldınız paşam" ithamına karşı verdiği "Ziyanı yok, ben Türk milleti ile kaldım" cevabı, Ankara'da teslimiyete karşı direnen Mustafa Kemal Paşa ve kurduğu Meclis'e de İstanbul'dan gönderilmiş en güçlü bağımsızlık selamı olmuştur.
Ayağa kalkmayanlara selam olsun.
"Teröristleri ancak zillet ittifakı gelirse serbest bırakır" diyerek 2023 seçimini kazandılar!
Hatırlayın o günleri...
Erdoğan ve MHP meydan meydan gezip "Biz PKK'yı yok edeceğiz ama bunlar PKK'nın emrinde" propagandası yaptı.
Peki sonuç?
Vatandaşın milliyetçi ve dini hassasiyetlerine oynayıp oyları topladılar. Erdoğan seçildi.
Şimdi ne oluyor?
O gün söylediklerinin tam tersini yapıyor, teröristleri serbest bırakacak yasayı Meclis'e dayatıyorlar!
Buradan Özgür Özel’e ve muhalefete sesleniyorum:
Bu oylamayı bile yaptırmayın kardeşim! Diyeceğiniz tek şey şu: "Arkadaş, sen bu söylemle seçildin. Git, düşünü halka anlat. 'Yanılmışım' de ve önce halktan 'U dönüşü' yetkisi al!"
Top muhalefette değil, iktidarın kendi çelişkisinde!
https://t.co/dvhI0rezQf
#Gündem #Siyaset #Erdoğan #CHP #ÖzgürÖzel #MHP #PKK #Haber #SiyasetKulisleri #YENİParti
Çerçeve Yasaya, Çerçevelik Sorular
1- Meclis’ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluk yeterliyken ve AK Parti, MHP ve DEM Parti bu sayıya çok rahat ulaşabiliyorken; çerçeve yasa için neden Meclis’teki tüm partilerin katılımı isteniyor?
2- Anayasa değişikliğinin ön adımı niteliğinde olduğu söylenen bu çerçeve yasa, iddia edildiği gibi herkesin istediği ve toplumsal mutabakatın sağlandığı bir düzenlemeyse, neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor?
3- Adı “toplumsal birliktelik” olan 12 maddelik yasa teklifinin içerisinde, toplumsal birlikteliği doğrudan sağlayacak hangi madde yer alıyor? (Hukuki değerlendirmem; teklif sadece infaz düzenlemesinden ibaret çerçeveyi böyle koymak lazım)
4- Terörist başının bu yasayı onayladığı basında yazılıp çiziliyor. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti’nde bir yasa çıkarılırken, Meclis’te milletin seçtiği vekillerin dışında herhangi bir kişinin onayı aranıyor?
5- Son olarak; aylardır komisyonda oturup kalktınız, toplantılar yaptınız… Allah aşkına, hazırladığınız yasa teklifi bu mu?
"Siz Yunanistan’ı yendiniz, İngiltere’yi değil! Bunu unutmayın!” dedi Lord Curzon, Lozan görüşmelerinde.
İsmet Paşa “Hayır” dedi. “Yalnız Yunan’ı yenmedik, güneyde müttefikiniz Fransızları yendik, onun silahlandırdığı Ermenileri yendik.
Müttefikiniz İtalyanları Anadolu’dan uzaklaştırdık. Sizin silahlandırdığınız Doğu Ermenilerini ve Pontus çetelerini yendik.
Sizin İstanbul yönetimi ile birlikte azdırdığınız isyancıları yendik. Silah ve para ile desteklediğiniz Kuva-yı İnzibatiye’yi yendik.
En son olarak da maşanız Yunan ordusunu yenip denize döktük. Mondros’u yendik, Sevr’i yendik, Üçlü Antlaşma’yı yendik.
Bunların hepsinin arkasında siz vardınız; hepsinin ipleri, dümeni, düğmesi sizin elinizdeydi. Biz asıl sizi yendik!.."
Lozan kahramanlarına sevgi, rahmet ve minnetle...
Mekanları cennet olsun.
https://t.co/k7EozW7YpA
@cemkarakecili Öyle yada böyle geçecekti ama yeni parti tarafını göstermeliydi. Hem o kadar eksiği yanlışı olan bir yasaya da birmtakım kişileri memnun etmek için evet dememeliydi yanlışsa yanlıştır
Fatih Altaylı: Düne kadar DEM Parti’ye demediğini bırakmayanlar,
CHP’ye DEM’leniyorsun diyenler, Esenyurt BB’nı bir akrabasına başsağlığı dilediği için teröristlikle suçlayıp tutuklayanlar
Bugün DEM partiyle el ele kol kola PKK’ya af vermeyi konuşuyorlar. Bu ilkesizliğe pes.!!
Özgür Özel’in söylemiyle ‘Yeni Parti’yi halk kurdu, ismini halk koydu, bütçesini halk sağladı ve söz, yetki ve kararın üyelerde yani halkta olacağını vaat etti. Yeni Parti, parti devletinin yoğun saldırısı altındayken tek gücü halkın desteği. Ve Yeni Parti’yi destekleyen geniş kesimler, barış sürecinde tüm yetkinin cumhurbaşkanına verildiği Çerçeve Yasa’yı bir tuzak olarak görüyor. Erdoğan’ın iktidarını kalıcılaştırmak için bu yetkiyi kullanarak DEM Parti ile Anayasa değişikliğinin yolunu açacağı konusunda genel bir kanaat var. Yeni Parti, Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ derse antidemokratik saldırılara karşı yalnızlaşacak. Yeni Parti büyük destek kaybı yaşayacak. Bu hataya düşülmemeli.
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.
İşin bir de “Anayasa’ya karşı olma” durumu var.
@orsanoymen1965 bunu yazmış; dikkatle okunmalı.
“Bu çerçeve yasayla sadece milletin iradesi yok sayılmamıştır, aynı zamanda anayasa, yasalar ve yargı da yok sayılmıştır. Metinde anayasayla ve ceza yasasıyla çelişen, anayasanın ve yasaların bazı maddelerini yok sayan unsurlar bulunmaktadır.
Hiçbir yasa anayasanın üzerinde olamayacağına göre ve TBMM’de kabul edilen yasa tekliflerinin anayasaya aykırılık oluşturması durumunda, Anayasa Mahkemesi’nin bu yasaları iptal etmesi zorunlu olduğuna göre, bu yasa teklifinin hukuken bir ciddiyeti yoktur.
Anlaşılan AKP ve MHP, bağımsız yargıyı ortadan kaldırarak işlevsizleştirdikleri Anayasa Mahkemesi’ne de umut bağlamış durumdalar!”
-Bugün CB Erdoğan Suudi Arabistan’a gidip savunma adı altında aslında saldırı anlaşması imzaladı.
-Ortaklardan birine saldırı olursa hepsine yapılmış sayılacakmış…
-Bak sen!
Şu sırada bunlardan hangisine saldırı var?
-Suudi Arabistan’a…
Kim saldırıyor?
-İran!
Demek ki Türkiye bu gün İran’ı resmen rakip ilan etti ve İran karşıtı kampın üyesi oldu.
-Ve dolaylı olarak İsrail ile ortaklık kurmuş oldu.
-Bu yüzden Trump çok seviyor Erdoğan’ı…
Hayırlı olsun anlaşman Washington!…
Dedik ki "komisyona girmeyin, bunlarla ortak hiçbir iş yapılmaz, sulu dereye götürür susuz getirirler.
📍"Merak etmeyin, asıl bizim olmadığımız yerden korkun" dediniz.
📍Komisyon raporunu imzaladınız.
📍Hangi talebiniz yerine getirildi?
📍Can Atalay mı serbest kaldı, Selahattin Demirtaş mı, Osman Kavala mı, Merdan Yanardağ mı?
📍Belediye operasyonları sona mı erdi?
📍İl başkanlarına ve ikinci derece yakınlara sıra geldi.
📍Zeydan Karalar mı göreve döndü, Ahmet Özer mi?
📍Şimdi yine şerh koyuyorsunuz, "Anayasaya aykırı ama....." diye lafı eveleyip geveliyorsunuz?
📍Ne yapmaya çalışıyorsunuz, neden korkuyorsunuz?
📍Millet size güvendi, peşinize düştü.
📍Parti tabanından ve size sempati duyanlardan gelen tepkileri görmemeniz mümkün değil.
📍Hani şeffaf olacaktınız?
📍Hani milletin dediği önceliğiniz olacaktı.
📍Milletin % 80'den fazlası pkk'ya af istemiyor.
📍Sizi EVET demeye mecbur kılan nedir?
📍Çıkın açıkça anlatın.
@eczozgurozel