bazı lütufların gecikmesi gerekir. çünkü belki de erken gelseydi onları koruyamazdık.
“ve ne zaman olgunluk çağına erişti… ona verdik.”
(yûsuf sûresi, 22)
Hayatımın bir döneminde o kadar çok arkadaşım vardı ki; kafalarımızın uyuştuğu, kafalarımızın uyuşmadığı ama eğlenceli bulduğum, bana benzeyen ya da benden farklı bir sürü arkadaşım vardı. Sürekli plan yapar, vakit geçirirdik. Kafede oturup saatlerce sohbet ettiğimiz de olurdu, sohbete gidip sessizce oturduğumuz da olurdu. Aileme vakit ayıramayacak kadar meşguldüm yani. Ama yine de yalnız hissediyordum.
Sonra annemi kaybettim, içime kapandım. O arkadaşlarımın nerdeyse hiçbiriyle görüşmek istemiyordum çünkü beni “anlayan” kimse yoktu. Aynı dönem annesini kaybetmiş bir arkadaşımla buluşmuştuk; gördüm ki hislerimiz ve yasımızı tutma şeklimiz bambaşkaydı o da beni anlamıyordu. Tek eksiğim annemdi ve yalnızlığımı gideremiyordum YİNE.
Sonra daha steril bir çevrem oldu, sadece kıymet verdiğim ve beni az çok daha iyi anlayan arkadaşlarımla devam ettim yoluma ama HÂLÂ yalnız hissediyorum. Zaman zaman yokluyor o düşünce “bu kimsesizlik hissi hiç geçmeyecek mi?” diyorum ama farkında olduğum bir şey var artık. Burda tam olamayacağım. Bunu kabul edince rahatladım açıkçası.
İsmet Özel’in de zikrettiği üzere “Ömrüm, bana Allah’tan başka bir dost olmadığını öğrenmeme yardımcı oldu.”
29 senedir hayattayım ve kendimi yalnız hissetmediğim, etrafımda birilerinin olup olmamasından bağımsız bir şekilde gerçekten yalnız hissetmediğim tek bir an var: Allah’la olduğum zamanlar. Beni sarıp sarmaladığını biliyorum. Bir kez “Allahım çok yalnızım keşke sana sarılabilsem” diye ağlamıştım uzun uzun.
Her şeyin yolunda gittiği ya da bazı şeylerin yolunda gitmediği, kafa dengi arkadaşlarımın olduğu ya da olmadığı, ailemle mutlu olduğum ya da aile hasreti çektiğim herhangi bir zaman dilimini düşünüyorum da bu hissin tek çaresini Allah ile olmakta bulabildim kendi adıma.
Mevlânâ demiş ya “Allah ile olduktan sonra ömür de hoştur, ölüm de.”
Böyle bakınca bir avuntu gibi görünüyor olabilir ama hakikat bu esasında. Henüz evlenmedim, çocuklarım yok ama bildiğim bir şey var bunlara sahip olsam da tam olma hâlini YİNE elde edemeyeceğim.
Biz buraya hasret çekmeye geldik, ciddiyim. Allah’a kavuşmanın arzusu sinemizde durdukça ölüm de ömür de aynı oluyor. Yaşarken adını anmakla, ölürsem de Müslüman olarak can vermekle iyileşecek bir yara bu. Yaramı da seviyorum.
Ben Ramazan hocamın derslerini dinleyerek atanmıştım zamanında. Tarihi ondan öğrenmek büyük bir zevkti, gündem hakkında da doğru yorumlar yapardı hep. Yine çok haklı konuşmuş...
🔴Öğretmen Ramazan Yetkin'in sözleri gündem oldu:
"Bu memleket kızlarımızı kasiyer yaptı, erkeklerimizi kurye yaptı.
Bu ülkede okuyanı, okumayana eleman yaptılar."
Allah'ın isimlerini çok seviyorum ama ne zaman "Fettah" ismini ansam bir bahar kokusudur doluyor burnuma, sanki güneş daha bir sarı düşüyor odamın içine 🥹
Bu hissi tarif etmek zor ama birkaç fotoğraf bırakabilirim 🫶🏼