#SONDAKİKA 12.000 Vakıa Suresi okundu. Duasını 27 Ağustos Çarşamba günü yapacağız.
Maddi sıkıntısı olan kardeşlerim
Adını yazsın yada nokta koysun
duamıza katalım.
Gönderiyi beğenip, paylaşım.
Namaza ilk başladığımda, sohbet halkasında hocamızın okuduğu şu hadis-i şerifi hiç unutamıyorum:
“Parça parça kesilsen de yakılsan da Allah’a ortak koşma ve farz olan namazı bilerek terk etme. Kim farz olan namazı bilerek terk ederse Allah Teâlâ’nın koruması ondan uzaklaşmıştır.”
(Müsned, İbn Mâce, Beyhakî)
Her okuduğumda, ilk günkü o heyecanı yeniden hissediyorum. Namaz, hayatımdaki en büyük önceliklerden biridir. Namazımı aksatacak her işten Allah’a sığınıyor, vakit girer girmez ilk iş olarak namazımı kılmaya gayret ediyorum.
Elhamdülillah, Rabbim namaza verdiğim ehemmiyet vesilesiyle hayatımda birçok şeyi kolaylaştırdı ve bana nice güzellikler ihsan etti. Yola çıkarken dahi ilk hesabını yaptığım şey namazdır. Vakitlerimi namaza göre ayarlarım.
Çünkü namaz, beni ben yapandır.
Gençler; vakitlerinizin en güzel, en bereketli ve en huzurlu anlarını namaza ayırın. Mü’min namazsız olamaz, olmamalı. Namazsız bir hayat düşünülemez.
Unutmayın; namaza verdiğiniz ehemmiyet, Allah katındaki hâlinizi ve kulluğunuzdaki samimiyetinizi gösteren en önemli işaretlerden biridir. Yine unutmayın ki namaz, kulun kıyamet gününde hesaba çekileceği amellerin başında gelir.
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli namazdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Aziz ve Celil olan Rabbi: ‘Kulumun nafile namazları var mı, bakınız?’ der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir.”
(Tirmizî, Salât, 188; Ebû Dâvûd, Salât, 145; Nesâî, Salât, 9; İbn Mâce, İkāmetü’s-Salât, 202)
Rabbim bizleri namazı dosdoğru kılan, namazı hayatının merkezine alan ve âhirette kazançlı çıkan kullarından eylesin.
Allah’ım, bizleri namazla dirilen, namazla huzur bulan ve namazla Sana yaklaşan kullarından eyle.
Âmin. 🤲🏻
Tıp fakülteleri 21,600'a kadar gerilemiş…
Gerçekten çok üzücü.
“İş bulamazsınız!” diye diye bir neslin zihnini korkuyla doldurdunuz. Tıbba ilgisi ve hevesi olmayan çocuklar bile yalnızca iş garantisi olduğu düşüncesiyle bu bölümü tercih ediyor.
Sonra mesleğini sevmeyen, mutsuz ve yüzü gülmeyen doktorlarla karşılaşıyoruz. Gençler, korkularla değil; yetenekleri, ilgileri ve hayalleri doğrultusunda meslek seçebilmeli.
Kardeşimiz kendisi araştırıp, düşünüp seçtiyse itirazım yok.
Ancak rehberlik ve danışmanlık yapan öğretmenlerin, özellikle ailelerin, zeki, analitik becerisi yüksek öğrencileri daha iyi yönlendirmeleri gerekir diye düşünüyorum.
Memleketin en zeki, en üretken olabilecek çocukları neden tıp seçer anlamış değilim.
İyi girişimci olabilecek, katma değer üretimi yapabilecek öğrencilerin potansiyelini daha iyi yönlendirmek lazım kanaatindeyim.
Eşim 6 yıldır kadrolu öğretmen ben kamu bankasında görev yapmaktayım benim tayinim geçen yıl temmuz ayında çıktı eşimden 1100 km 1 yıl ayrı yaşadık mazerete bağlı olarak okul açıldı ancak puan yetersizliğinden yerleşemedi aile birliğinden bahsediliyor pardon ama biz nasıl aile birliğini sağlayacağız 1.5 yıl evliyiz daha kendi yuvamızı kuramadık kayınpederimde yaşıyoruz lütfen sesimizi duyurun
Seda Sayan, lüks çantalara binlerce euro vermediğini ve çakma ürün de kullandığını anlattı:
🔹 “Ben çakma da kullanıyorum mesela.”
🔹 “Güzelse alıyorum, ne var be?”
🔹 “Gerçeği 5 bin euroysa deli miyim ben?”
🔹 “Parayı kolay mı kazanıyorum?”
🔹 “Paris’te Louis Vuitton’a çakma Louis Vuitton’la girdim.”
🔹 “Adamlar bile anlamadı.”
🔹 “Çantayı uzattım, fermuarını gösterdim.”
🔹 “Bir saat uğraştı, yine anlamadı.”
🔹 “Kendileri bile anlamıyor.”
🔹 “5 bin, 10 bin euro verip o çantalara... Yazık.”
🔹 “Hakikisi daha çabuk bozuluyor biliyor musun?”
🔹 “Şurada Meydan Larousse gibi kadın oturuyor.”
🔹 “Çevir çevir oku, çevir çevir oku!”
(KAFA TV)
Kamuda bir kesime il emri verilip diğerlerine verilmemesi doğru bir yaklaşım değildir. Yönetmelik metni eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfını açıkça kapsamaktadır. Bu hüküm seçici biçimde uygulanmamalı, öğretmen-öğretmen eşleri için de aynı şekilde işletilmelidir.
Aile birliği sadece belirli meslek gruplarının hakkı değildir. Özür grubu atamalarında kadro yetersizliği nedeniyle yerleşemeyen tüm öğretmenlere, özellikle eşi de öğretmen olanlara il emri hakkı tanınmalıdır. Aksi takdirde ortaya çıkan durum, hem yönetmelik hükmüne hem de adalet duygusuna aykırı bir uygulamadır.
Milli Eğitim Bakanlığı’ndan beklenen, bu eşitsizliği gidermesi ve yönetmeliğe uygun, adil bir uygulama başlatmasıdır.
Aile birliği öğretmenlerimizin hakkıdır.
#CocuklarimizicinilEmri
Bir takipçimiz göndermiş
Eşim doktor, uzman olunca dhy( devlet hizmeti yükümlüsü) olarak tayini cıktı, es durumu atamasında atandığı yere tayin istedim fakat aile birliğimiz gerçekleşmedi, keyfi bir tercih değil devlet hizmeti yükümlüsü kapsamında başka bir ile geldi, ben ona tabi olduğum için başka yere tayin de isteyemiyoruz, asker polis eşlerine il emri verilmesini sonuna kadar destekliyorum fakat benim eşim de zorunlu görevde biz neden görmezden geliniyoruz, herkes mağdur il emri herkesi kapsayacak şekilde verilmelidir umarım sesimi duyarsınız
Mazeret nakli bekleyen öğretmenler seslerinin duyulmasını bekliyor
Bir öğretmen tarafından gönderilen e-maile aşağıda yer veriyorum;
"Ahmet Bey merhabalar,
Bugün sayfanızdan sesimizi iki kez duyurmanız bizi çok umutlandırdı. Bu kıymetli desteğinizden cesaret alarak size doğrudan ulaşmak istedim.
Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki sağlık, eş durumu, engellilik, can güvenliği gibi mazeretlere sahip öğretmenlere yönelik uygulanan mazeret tayini süreci maalesef kontenjan yetersizliği duvarına çarparak tam bir çıkmaza girmiştir. Burada Bakanlığımızdan beklentimiz uzun süredir aralıksız uygulanan ve bu yıl yalnızca eşi asker/polis olan öğretmenlerimize tanınan İl Emri hakkının önceki yıllarda olduğu gibi tüm mazeret sahibi öğretmenlere uygulanarak mazeretlerinin bir nebzede olsa giderilmesidir. Ancak aynı kurumda çalışan diğer öğretmenlerimizin bu haktan mahrum bırakılarak mazeretlerinin bir kontenjan ve puan yarışına kurban edilmesi bizleri derinden yaralamaktadır.
Bu sebeplerle ailelerimizin bütünlüğünün bozulması, devletimizin "Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonuyla uyuşmamaktadır.
Sizden beklentimiz MEB'de görevli asker ve polis eşlerine uygulanan bu haklı "İl Emri" şefkatinin, mazereti onaylanan tüm öğretmen meslektaşlarımıza tanınması için sesimiz olmanızdır." @MahinurOzdemir@Yusuf__Tekin
Asker ve polis eşlerinin aile birliği için kavuşması bizleri de sevindirdi. Öğretmen çocuklarının da anne ve babalarıyla aynı şehirde büyümesini diliyoruz. Çocuklarımız için biz de güzel bir müjde bekliyoruz. 🏡
@RTErdogan@dbdevletbahceli@Yusuf__Tekin@tcmeb #CocuklarimizicinilEmri
Asker ve polis eşlerinin aile birliği için kavuşması bizleri de sevindirdi. Öğretmen çocuklarının da anne ve babalarıyla aynı şehirde büyümesini diliyoruz.Çocuklarımız için biz de güzel bir müjde bekliyoruz.
@RTErdogan@dbdevletbahceli@Yusuf__Tekin@tcmeb#CocuklarimizicinilEmri
Eğitim-İş olarak, uzun zamandır Bakanlıkla yaptığımız görüşmelerde mazeret tayinleri konusundaki sorunları ve çözüm önerilerimizi iletiyoruz. Bugün de Genel Sekreterimiz Seher Ergin ile Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreterimiz Yeliz Toy, MEB Personel Genel Müdürlüğü Öğretmen Atama Daire Başkanlığını ziyaret ederek il ve ilçe emri verilmesi konusundaki taleplerimizi doğrudan iletti.
Yaptığımız tüm uyarılara rağmen, geçtiğimiz hafta açıklanan mazerete bağlı yer değiştirme sonuçları, bir kez daha binlerce eğitim emekçisini mağdur etmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidar şunu çok iyi bilmelidir ki; mazerete bağlı yer değiştirme hakkı bir lütuf değil, Anayasa’nın 41. Maddesiyle güvence altına alınmış bir haktır.
Mazeret tayini hakkı; uzatılmış tercih süreleriyle değil, öğretmenin mazeretini ve mağduriyetini ortadan kaldıracak politikalarla çözüme kavuşabilir.
Yaratılan mağduriyetler, bir sonuca varmayan ek tercih haklarıyla değil; mazeret tayini hakkının gereği olarak il ve ilçe emrinin derhal uygulanması ve öğretmenin mağduriyetini kökten çözecek adımların atılmasıyla son bulabilir.
Eğitim-İş olarak, MEB’in kendi sorumsuzluğunun, plansızlığının ve liyakatsizliğinin faturasını eğitim emekçilerine ödetmesine izin vermeyeceğiz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU