Müge Anlı’nın başını çektiği sabah programlarının tamamı yayından kaldırılmalıdır.
Bu sözde programların Türk milletine verdiği zararın haddi hesabı yoktur.
ÖĞRETMEN ARKADAŞIMIZ ÖĞRENCİ TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ!
İstanbul/Çekmekmöy’de lisede öğrenci, yanında getirdiği bıçakla 2 öğretmen ve 1 öğrenciyi bıçakladı. Yaralı öğretmenlerden biri kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
ÖĞRETMENİMİZİ KAYBETTİK❗️😭
İstanbul-Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul MTA Lisesi 11. sınıf öğrencisi F.S.B. (17)’nin saldırısında ağır yaralanan kadın öğretmen F.N.Ç. (44) maalesef hayatını kaybetti. Yaralı öğretmen Z.A. (52) ile öğrenci S.K (15) tedavi altında.
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bugün Fatma Nur Öğretmenimizi Öğrencisi katletti!
Bir çocuk psikiyatrı, yirmi yıl boyunca çocuklarla çalıştı ve şunu fark etti: ebeveynlerin yaklaşık yüzde sekseni, çocuklarındaki düşük özgüveni fark etmiyor. Bunu çoğu zaman “karakter”, “utangaçlık” ya da “geçici bir dönem” olarak yorumluyorlar.
Bu nedenle beş sorudan oluşan, yalnızca beş dakikada çocuğun gerçek iç dünyasını gösteren basit bir test geliştirdi. Bu soruları çocuğa bir sınav yapar gibi değil, gündelik bir sohbetin içinde, doğal bir şekilde sormak gerekiyor.
🔵Birinci soru:
“Kendinde bir şeyi değiştirebilseydin, bu ne olurdu?”
İyi cevap:
“Hiçbir şey” ya da “kaykay sürmeyi öğrenmek” gibi küçük ve nötr bir istek.
Kötü cevap:
Dış görünüşünü, karakterini ya da yeteneklerini eleştirmesi veya “her şeyi değiştirirdim” demesi.
🔵İkinci soru:
“Sence diğer çocuklar seninle arkadaş olmak ister mi?”
İyi cevap:
“Evet” veya “Bazıları ister.”
Kötü cevap:
“Hayır” ya da “Bilmiyorum, sanırım istemezler.”
🔵Üçüncü soru:
“En iyi yaptığın şey ne?”
İyi cevap:
Net ve somut bir örnek verir: “Resim yapıyorum”, “Hızlı koşarım”, “Soruları iyi çözerim.”
Kötü cevap:
Uzun süre susmak, “Hiçbir şey” ya da “Bilmiyorum” demek.
🔵Dördüncü soru:
“Bir hata yaptığında kendin hakkında ne düşünüyorsun?”
İyi cevap:
“Olur böyle, düzeltirim” ya da “Herkes hata yapar.”
Kötü cevap:
“Ben aptalım”, “Her şeyi yanlış yapıyorum”, “Herkesten kötüyüm.”
🔵Beşinci soru:
“Öğretmenin sınıfın önünde bir şey anlatmanı istese ne hissedersin?”
İyi cevap:
“Biraz heyecanlanırım ama yapabilirim” ya da “Normal.”
Kötü cevap:
“Korkarım, yapamam”, “Herkes bana güler”, “Kesin hata yaparım.”
Psikiyatrın değerlendirmesine göre, çocuk bu beş sorunun üçüne olumsuz cevap veriyorsa, özgüveni düşüktür.
Çocuk olumsuz cevap verdiyse ne yapılmalı?
Panik yapmamak ve “Saçmalama, sen harikasın” gibi genellemelerle yaklaşmamak. Çocuk buna inanmaz. Bunun yerine, başarılarını somut şekilde fark etmeye başla. “Aferin” demek yerine “Bugün zor bir soruyu kendi başına çözdün, bu gerçekten çok iyiydi” de. Onu başka çocuklarla kıyaslamayı tamamen bırak. Başarabileceği görevler ver, sonucu değil süreci takdir et.
Beyin cerrahının önerisi: Şu 4 egzersizi yaparak inme (beyin damarlarında tıkanıklık) riskini ciddi azaltmak mümkün. Etkisi çok güçlüdür. Özellikle kalp, tansiyon, diyabet, damar rahatsızlıklarına karşı..
📌Kaydedin, yakınlarınıza gönderin.
#faydalıbilgiler
Büyük haber sayfalarına ulaşamıyorum lütfen yardımcı olun, siz de gönderin. Kardeşim 17 yaşındaydı kalbine ve ciğerlerine aldığı beş bıçak darbesiyle katledildi 18 yaşındaki Ahmet Muhammet Özkal tarafından. Berkay Milli Takıma girmek için çalışıyordu sporcuydu. #berkaymelikoğlu
Alaçatı'da ev sattım.Oğlum beni aradığında sesi titriyordu.“Baba… iyi misin?” dedi.
Alaçatı’dan İzmir’e giden yolda olduğumu duyunca uyandı herhâlde.Çok nadir arar beni.
Gülümsedim.
“İyiyim oğlum,” dedim. “Birazdan çay içeceğim.”
Adım Hasan.
Yetmiş üç yaşındayım.
Ve üç ay önce hayatımda yaptığım en doğru ama en “ayıp” sayılan şeyi yaptım.
Alaçatı’daki taş evimi sattım.
Hani şu herkesin fotoğraf çektirdiği, kapısına yasemin saran, “ne şanslı adam” dedikleri ev…
Oğlum ben gidince butik otel yapacaktı o evi.Erken gittim belki ama uzağa degil İzmir'e.
Eşim Emine’yi iki yıl önce kaybettikten sonra o ev büyüdükçe büyüdü.
Duvarlar genişledi, odalar uzadı.
Sessizlik yayıldı.
Sabah kalkıyordum.
Çay demliyordum.
Karşıma kimse oturmuyordu.
Televizyon açıktı ama konuşan bana bakmıyordu.
Akşam oluyordu, kapı hiç çalmıyordu.
Telefon çalıyordu heyecanlanıyordum.internet taahut diyordu ya da benzerleri.
Biz buna “huzur” deriz ya…
Değilmiş.
Mezar sessizliğiymiş.
Bir gün aynaya baktım.
“Hasan,” dedim,
“Sen böyle ölmeye başlamışsın.”
Ve Evi sattım.
Komşular konuştu.
Akrabalar sustu.
Çocuklarım “baba delirdi” dedi.
“Bu yaşta ne yapıyorsun?” dediler.
“Millet Alaçatı’da ev almak için canını verirken sen satıyorsun.”
Ben bir oda kiraladım.
İzmir’de, eski bir apartmanda.
Üç artı bir ev.
Üç genç yaşıyor.
İlan şöyleydi:
“Oda kiralık. Kira günü aksamasın. Gürültü makul olsun.”
Kapıyı çaldığımda çocuklar bana baktı.
Sanki icradan gelmişim gibi.
Biri dedi ki:
“Amca… yanlış geldin galiba?”
_Doğalgaz gecikti biliyoruz.Ama ödeyeceğiz.
“Yok,” dedim.
“Ben Hasan. Yeni ev arkadaşınız.”
İlk hafta şoktu.
Bulaşıklar birikmiş.
Ayakkabılar kapının önünde değil, her yerde.
Gece biri geliyor, sabah diğeri çıkıyor.
Bir akşam salonda otururken çocuklardan biri sordu:
“Hasan amca… bizi ev sahibine şikâyet etmezsin değil mi?”
Güldüm.
“Evladım,” dedim,
“Ben bu ülkede 80’leri gördüm.
Elektrik kesintisinde mumla ders çalıştım.
Sizden korkmam.
Ama çayı iyi demlerim bitirirseniz, yeni çayı siz koyarsınız.”
Zamanla alıştık.
Ben sabah erken kalkıyorum.
Onlar uyanamıyor.
Ben yemek yapıyorum.
Onlar dışarıdan söylüyor ama yetmiyor.
Bir akşam çocuklardan biri eve geldi.
Yüzü bembeyaz.
İki işte çalışıyor.
Okula gidiyor.
Kirası, yol parası, kitap…
Tencereyi koymuştum.
Kuru fasulye.
Pilav.
Yanına turşu.
“Gel,” dedim.
Sessizce yedi.
Sonra durdu.
“Ben bunu en son babaannemde yemiştim,” dedi.
O gün bana “Hasan Amca” demeyi bıraktılar.
“Abi” dediler.
Ben onları sabah sınavlarına kaldırıyorum.
Biriyle konuşmaları gerektiğinde “sen de haklısın” demeyi öğretiyorum.
Faturayı nasıl kontrol edeceklerini anlatıyorum.
Onlar da bana telefon öğretiyor.
Kartla ödeme.
Uygulamalar.
Müzik.
“Abi bu şarkı sana gider,” diyorlar.
Bir akşam dediler ki:
“Hazırlan. Çıkıyoruz.”
Alaçatı değil.
Lüks değil.
Bir mekan.
Ucuz.
Samimi.
Masaya oturduk.
Biri saz aldı.
“Abi bir türkü söyle.”
Uzun zamandır sesimi çıkarmamışım.
Ama söyledim.
Masadaki herkes sustu.
Gençler… yaşlılar…
Herkes.
O an şunu anladım:
İnsan yaşlanınca yalnızlaşmıyor.
Yalnız bırakılıyor.
Ben artık büyük bir evde yalnız değilim.
Küçük bir evde hayatın içindeyim.
Oğlum hâlâ soruyor:
“Baba geri dönmeyecek misin?”
“Yok,” diyorum.
“Ben geçmişte yaşamaktan çıktım.”
Bu evde ses var.
Dağınıklık var.
Gelecek var.
Eğer bu satırları büyük bir evde, sessizlikle okuyorsan…
Bil ki sorun ev değil.
Sorun sessizlik.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey
bir oda,
bir tencere,
ve biriyle aynı masada gülmektir.
Yaş kaç olursa olsun.
Alıntıdır..
2 saat haber alamasanız delireceğim dediğiniz evlatlarınızı toprak altına koyup 2 yıldır yaklaşık ayrı kalmak #isiasortakdavamız https://t.co/ajaBXre74E
Mevlüt Külcü.
Öğretmendi.
42 yaşındaydı.
İki evladı vardı.
Bir eşi vardı.
Cumaya gidiyordu.
Öğrenci ve öğretmen arkadaşları onun için!
"Bu dünyaya bir daha bu kadar güzel bir insan gelmeyecek" diyecek kadar seviyorlardı.
Kırmızı ışıkta durmuştu.
Bir cani bir katil bir şerefsiz kırmızı ışıkta bekleyen Mevlüt hocanın aracına 229 km hızla frene dokunmadan çarptı.
Hocamızın aracı ikiye bölündü.
Hocamız oracıkta öldü.
Hocamızla birlikte iki yetimi kaldı.
Ersiz bir hanımefendi kaldı.
Oğulsuz bir baba kaldı.
Oğulsuz bir anne kaldı.
Abisiz kardeşleri kaldı.
Onu canı gibi seven öğrencileri kaldı geriye.
Hâkim savcı 25 yıl istemiş bu katile.
Yasaları değiştirme zamanı geldi de geçiyor bile 😠📌
🔴11 gündür hastanede tedavi gören Yasemin Minguzzi aylar sonra piyanonun başına geçti.
Videonun altına da şu notu düştü: Hastane tedavi sürecimin 11. gününde, yaşadığım derin acı nedeniyle uzun zamandır dokunamadığım, tuşlarına basmaya dahi cesaret edemediğim piyanonun başına — değerli doktorlarımın tavsiyesi ve isteği üzerine — geçtim. Işıklarda uyu Ahmet’im… Canım oğlum.
#MattiaAhmetMinguzzi
#YaseminMinguzzi
Bu anne için çok üzülüyorum, günlerdir feryat ediyor..Bilirkişi raporu ve kamera incelemesi frenlerle oynandığını doğruluyor, faillerin hiç değilse gözaltına alınması gerekirdi. Annenin gözü önünde okula gidiyorlar, gülüp eğleniyorlar. Böyle bir şeye hiç bir anne-baba dayanamaz
ben oğlum için adalet savaşında olan bir anneyim lütfen artık sesimi duyun oğlumun katilleri okullarımızda okuyor başka çocukların da canı yanmasın birileri beni duysun tek istediğim adalet her şey oğlum için
@tcmeb@adalet_bakanlik@yilmaztunc#YiğitCemİcinAdalet