EMEKLİLERDEN TÜM SİYASİ PARTİLERE ÇAĞRI….
Tüm emekli dostlarımla birlikte, emekli hakları konusunda yaptığımız mücadelenin verdiği ha ve cesaretle bu çağrıyı yapıyoruz.
Yeni kurulan Parti dahil YÜM SİYASİ PARTİLERE çağrımızdır:
Bu gün gelinen nokta itibariyle başta açlık sınırının altında maaş alan emekliler olmak üzere 17 milyon civarında emeklinin kahir ekseriyeti derin yoksulluk içerisinde yaşam mücadelesi vermektedirler.
Adete açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar.
Emeklilerin içine düştüğü bu durum dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Bu duruma hemen, derhal, ivedi olarak çözüm bulunması gerekmektedir.
Bu sebeple, tüm siyasi partiler birlikte hareket ederek emeklilerin sorunlarına TBMM’de ortak bir çözüm üretmek zorundadırlar.
Bu konuda tüm siyasi partileri samimi olarak işbirliği yaparak sorunu çözmeye davet ediyoruz.
Emekliler olarak siyasi partileri bu konuda takip ediyoruz, izliyoruz ve gözlüyoruz.
Unutulmamalıdır ki; emeklilerin de seçimlerde oy kullanmaktan kaynaklanan çok etkili ve önemli bir gücü vardır.
Hiç bir siyasi partinin kuşkusu olmasın ki emekliler ilk seçimde bu gücünü şimdiye kadar olduğum çok daha etkili şekilde kullanacaklardır.
@Akparti@yenipartiyiz@DEMGenelMerkezi@MHP_Bilgi@herkesicinCHP@iyiparti@SaadetPartisi@GelecekPartiTR@devapartisi
EMEKLİLERDEN TÜM SİYASİ PARTİLERE ÇAĞRI….
Tüm emekli dostlarımla birlikte, emekli hakları konusunda yaptığımız mücadelenin verdiği ha ve cesaretle bu çağrıyı yapıyoruz.
Yeni kurulan Parti dahil YÜM SİYASİ PARTİLERE çağrımızdır:
Bu gün gelinen nokta itibariyle başta açlık sınırının altında maaş alan emekliler olmak üzere 17 milyon civarında emeklinin kahir ekseriyeti derin yoksulluk içerisinde yaşam mücadelesi vermektedirler.
Adete açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar.
Emeklilerin içine düştüğü bu durum dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Bu duruma hemen, derhal, ivedi olarak çözüm bulunması gerekmektedir.
Bu sebeple, tüm siyasi partiler birlikte hareket ederek emeklilerin sorunlarına TBMM’de ortak bir çözüm üretmek zorundadırlar.
Bu konuda tüm siyasi partileri samimi olarak işbirliği yaparak sorunu çözmeye davet ediyoruz.
Emekliler olarak siyasi partileri bu konuda takip ediyoruz, izliyoruz ve gözlüyoruz.
Unutulmamalıdır ki; emeklilerin de seçimlerde oy kullanmaktan kaynaklanan çok etkili ve önemli bir gücü vardır.
Hiç bir siyasi partinin kuşkusu olmasın ki emekliler ilk seçimde bu gücünü şimdiye kadar olduğum çok daha etkili şekilde kullanacaklardır.
@Akparti@yenipartiyiz@DEMGenelMerkezi@MHP_Bilgi@herkesicinCHP@iyiparti@SaadetPartisi@GelecekPartiTR@devapartisi
1000 yıl önce üretim ve teknolojide öncü olan, İpek Yolu üzerinden dünyaya mal satan Çin, bugün yeniden dünyanın en büyük teknoloji ve üretim gücü oldu.
Çin 🇨🇳 tamamen şeffaf bir akıllı telefon çıkardı.
Yenilik, Çin'de bir devlet politikası.
Senin sıfatını görünce 810 milyon dolarlık yolsuzluk ve parsel parsel geliyor. Diğerini içmek ise adamlık ister herkes içemez lakin o da sende yok. @06melihgokcek
Rusya; TEK RESMİ DİL
İngiltere; TEK RESMİ DİL
Almanya; TEK RESMİ DİL
Fransa; TEK RESMİ DİL
İTALYA; TEK RESMİ DİL
Bu devletlerde onlarca yerel dil konuşulur, ama kendilerinde ikinci bir resmi dile izin vermezler!
Fakat Yugoslavya gibi parçalamaya karar verdikleri devletlerde, ikinci resmi dil için ısrar ederler. Bizde ısrar ettikleri gibi.
Yugoslavya'dan tam 7 adet Bağımsız Devlet çıkarttılar!
Siz Özgür Bey, "Ana dilde Eğitim" istediğinizi Programınıza yazdırmışsınız. Eğer Öcalan ve DEM'in bu talebini yaparsanız, ülkemiz Yugoslavya'ya benzer!
Dil'in yeterliliği konusuna hiç girmeyelim. Yaparsanız,
10-15 yıl sonra, eğitimini Kürtçe alan bir gencimiz, ülkemizin herhangi bir ilinde iş bulamaz. Yaşıtlarıyla anlaşamaz. Doğal olarak parçalanma başlar. Herkesin ana dili kutsaldır. Onu ve kültürünü yaşatmak için devlet her türlü yardımı yapmalıdır. Ama ikinci bir RESMİ DİL yapamazsınız. Arkasından ARAPÇA RESMİ DİL ve başka diller gelir. Türkçeyi de, hem Erdoğan'a, hem Bahçeli'ye, hem de Kemal Bey'e oranla çok daha iyi konuşuyorsunuz. O zaman derdiniz ne?
Anlatın da, anlayalım.....
Rusya; TEK RESMİ DİL
İngiltere; TEK RESMİ DİL
Almanya; TEK RESMİ DİL
Fransa; TEK RESMİ DİL
İTALYA; TEK RESMİ DİL
Bu devletlerde onlarca yerel dil konuşulur, ama kendilerinde ikinci bir resmi dile izin vermezler!
Fakat Yugoslavya gibi parçalamaya karar verdikleri devletlerde, ikinci resmi dil için ısrar ederler. Bizde ısrar ettikleri gibi.
Yugoslavya'dan tam 7 adet Bağımsız Devlet çıkarttılar!
Siz Özgür Bey, "Ana dilde Eğitim" istediğinizi Programınıza yazdırmışsınız. Eğer Öcalan ve DEM'in bu talebini yaparsanız, ülkemiz Yugoslavya'ya benzer!
Dil'in yeterliliği konusuna hiç girmeyelim. Yaparsanız,
10-15 yıl sonra, eğitimini Kürtçe alan bir gencimiz, ülkemizin herhangi bir ilinde iş bulamaz. Yaşıtlarıyla anlaşamaz. Doğal olarak parçalanma başlar. Herkesin ana dili kutsaldır. Onu ve kültürünü yaşatmak için devlet her türlü yardımı yapmalıdır. Ama ikinci bir RESMİ DİL yapamazsınız. Arkasından ARAPÇA RESMİ DİL ve başka diller gelir. Türkçeyi de, hem Erdoğan'a, hem Bahçeli'ye, hem de Kemal Bey'e oranla çok daha iyi konuşuyorsunuz. O zaman derdiniz ne?
Anlatın da, anlayalım.....
KENDİ CENAZESİNE GECİKENLER İÇİN YENİDEN DOĞUŞ REHBERİ
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte sokağa dökülen o devasa kalabalığa bakın… Herkes bir yerlere yetişme, bir şeyleri fethetme, bir mülkün üzerine adını yazdırma telaşında…
Modern zamanların özgür bireyleriyiz güya; ayağımızda demir prangalar, sırtımızda kırbaç izleri yok. Ama itiraf edelim: Ruhumuz hiç bu kadar köleleşmemişti.
Gün geldi gücün, gün geldi alkışın, gün geldi hiç bitmeyecekmiş gibi sarıldığımız bu fani bedenin ve bitmek bilmeyen arzuların esiri olduk. Sahip olduğumuzu sandığımız ne varsa, sinsice bizi mülk edindi.
Geçenlerde tam da bu içsel zindanın ortasında, kadim zamanların o büyük aynalarına çarptı gözüm.Marcus Aurelius durdurdu beni bu hırslı koşunun ortasında…
O koca Roma İmparatoru, tahtından eğilip kulağıma şunu fısıldadı sanki: "Dış dünyayı kontrol edemezsin ama ruhunun hakimiyeti senindir. Seni üzen fani şeylerin kölesi olmayı ne zaman bırakacaksın?"
Doğruydu; her an ölebileceğimiz bir evrende, geçici olana göbekten bağlanarak hür olunamazdı.
Tam o sırada Schopenhauer’ın o keskin, soğuk ama adamı kendine getiren tokadı patladı yüzümde. Tüm insanlığa haykırıyordu: "Bitmek bilmeyen isteklerinin kölesisiniz" diyordu; "Her tatmin yeni bir sıkıntı, her arzu yeni bir acı doğurur."
Bu kör yaşama iradesi, bizi kuyuda dönüp duran bir dolap beygirine çevirmekten başka ne işe yarıyordu ki? Bu kölelik döngüsünü kırmanın tek yolu, o doymak bilmeyen egoyu susturmaktı..
Neyse ki karanlığın en koyu anında Mevlana tuttu elimizden. O muazzam, neşeli ve derin bilgeliğiyle içimizi ısıttı: "Kuş kafeste kaldıkça köledir, kafes kırılınca asıl vatanına döner. Ölüm, canın sevgiliyle buluşma düğünüdür."
İşte her şey o an berraklaştı. Ölüm, korkulacak bir yok oluş değil; toprağa düşen bir tohumun, kabuğunu çatlatıp güneşe doğru muazzam bir iştahla yeniden doğmasıydı..
Şimdi bu köşe yazısının son satırlarında soruyorum size: Bizler gerçekten ölmekten mi korkuyoruz, yoksa hiç yaşamamış olmaktan mı?!
Yeniden doğmayı sevmek gerek. Çünkü yeniden doğmak, sadece fiziki bir sonun ardındaki gizem değildir; bugün, şu saniyede nefsin köleliğinden istifa etmektir.
Ölüm, ruhun üzerindeki o ağır, o tozlu esaret gömleğini çıkarıp atmaktır. Eğer bugünü, hırslarından arınmış bir hür olarak yaşayabilirsen, ölüm senin için karanlık bir kuyu değil, asıl ışığa açılan muhteşem bir doğum sancısı olacaktır…
Kendi cenazene daha fazla geç kalma…!
Zincirlerini fark et…
Kabuğunu kır…
Çünkü ancak ölmeyi göze alanlar, gerçekten doğabilirler vesselam…
#ölüm #insanolmak
Yahudiler 3 bin yıldır namaz kılıyor.
Günde 3 vakit namaz kılan Yahudiler de,
Sabah (şaharit), ikindi (minna), ve akşam (maarif/artık) olmak üzere üç temel vakit bulunur ve bayram günlerinde bu vakitlere ekleme yapılır.
Kıble:
Dünya'nın neresinde olurlarsa olsunlar, Kudüs'te ki Ağlama Duvarı (Süleyman Mabedi) yönüne dönerek ibadet ederler.
Ne dersiniz?
Dinler dinlerin devamı mı?..
Bize Türkçeyi Araplar öğrettiyse niye kendileri Türkçe bilmiyorlarmış. Eğer bir diye kutsallık yüklenecek ise o dil Türkçedir. Bunu Arap boku yemiş yobazlar bilmez. Bunlar tarihi tımarhanelik fesli deli kadirden öğrendikleri için böyle ürüyorlar.