@ryankent1568@TRogretmen Uzun zaman idarecilik yaptım. Bu durumlara hep öncelik verdim. Ama şunu da gördüm insanlar işine göre ayarlama yapabiliyor. Bizim meslekte kendine göre ayar yaptıran çok kişi var. 1 saat boşluk yetecekken 3 saate çıkarılıyor bu boşluk maalesef...
@serkanbebek61 O makamları veya görevleri kendi menfaatleri için kullanan her ilçe başkanı aynı tavırda oluyor. Sendikacılığa yürekten inanmış insanı bulmak zor. Kişisel menfaatler çoğunlukla ilkelerin önüne geçiyor. Bu çoğu sendikada böyle maalesef
İnsanların hangi sendikaya üye olduğu, nereye üye olacağı, nasıl bir tavır alacağı kişinin kendi iradesine bağlıdır. Şu yaşıma kadar herhangi bir mevki makam beklentisi ile bir sendikaya üye olmadım. Merak edenler çakma hesaplarla yazacağına direk kendi adıyla sorabilir.
#sendika
Hürriyetçi Eğitim Sen ve Eğitim Gücü Sen gibi yeni kurulan sendikalara yönelim arttı. Apolitik duruş sergileme çabaları ve konulara daha çabuk dahil olmaları öğretmenleri bu sendikalara çekti.
Fakat iki sendikada yaşadığı iç sorunlara artık son vermeli. Öğretmenlerin ihtiyacı iç mücadele değil hak arayışı.
Sayılara bakılırsa sendikalara olan güvenin azaldığı belli oluyor. Eğitim çalışanları içinde az bir kesim farklı bir sendikadan ümidini korumaktadır. Fakat %1-%2 aralığı olan sendikaların demokratik ve şeffaf sendikacılığı benimsememesi büyümelerinin önünde engel olacaktır...
🔺2026 mutabakat sonuçlarına göre sendika üye sayıları açıklandı.
Geçtiğimiz yıl üye sayısını 7 bin artışla 428.618’e çıkaran Eğitim-Bir-Sen, bu yıl yaklaşık 16 bin yeni üyelikle (eğitim+bilim çalışanı) üye sayısını artırdı.
-Eğitim-Bir-Sen: 444.454 (+15.836)
-Eğitim Gücü Sen: 19.607 (+6.199)
-Hürriyetçi Eğitim Sen: 29.403 (+4.628)
-Eğitim İş: 148.749 (+4.545)
-Eğitim Sen: 76.782 (-327)
-Türk Eğitim Sen: 207.279 (-11.567)
#IrmakÖğretmenİçinAdalet
Daha önce mobbing konusunda attığımız bir yazıda
"Şikayetçi öğretmen şikayetçi olduğu an daha çok mağdur oluyor. Tanıdık muhakkik üzerinden olayların örtbas edilmesi, gelen müfettişlerin özensiz tavırları ve genelde aynı sendikadan olan müdür, muhakkik ve adı bağımsız ama aslı belli sendikanın tezgahından olan ilçe müdürleri ile diğer yöneticilerin ahbap çavuş ilişkisi öğretmeni haklı dahi olsa haksız duruma itiyor"
Diye ifade etmiştik.
Irmak öğretmen bu olayların acı bir sonucudur. Soruşturma süreçleri ve şekilleri kesinlikle değişmelidir.
Türkiye Geneli MEB Sendikaların 2026 Mutabakatı Sonrası Üye Sayıları ve Artış/Azalış Rakamları (ilk 6 sendika) Not:Veriler sadece Meb sayılarıdır üniversiteler ve şerhler dahil değildir.
⏩ Eğitim Birsen: 394.705 +14.975
⏩ Eğitim Gücü Sen: 19.607 +6.199
⏩ Hürriyetçi Eğitim Sen: 29.403 +4.628
⏩ Eğitim İş : 148.749 +4. 545
⏩ Eğitim Sen 76.782 - 327
⏩ Türk Eğitim Sen 207.279 - 11.567
✔️ Üye sayısını sayı olarak en çok artıran ilk 4 sendika
✅ Eğitim Bir Sen
✅ Eğitim Gücü Sen
✅ Hürriyetçi Eğitim Sen
✅ Eğitim İş
✔️ Üye sayısını oransal anlamda en çok artıran iki sendika
✅ Eğitim Gücü Sen yaklaşık %45
✅ Hürriyetçi Eğitim Sen yaklaşık %22
❌ Sıralama bu sene üye sayısını artırma rakamına göre yapılmıştır.
Sayılar sendika yöneticilerinden @TRogretmen
sayfasınca alınmıştır. Veriler sadece ilk 6 sendikaya endekslidir.
@uygarkent@Ahmetakin0574@egitimgucusen Bunu niye kimse yazmıyor anlamış değilim. Haber siteleri bile yazmıyor. Siyasetin yeni yerini belirginleştirme olarak görüyorum. Amacım Egs yi savunmakta değil bu arada. Ama neyse o yazılmalıdır...
Fatma Nur öğretmenimizi şehit eden öğrenciyi okul psikolojik danışmanı psikiyatriye yönlendirdi hatta yatışı verildi ama ailesi imza atıp çıkardı.
Kahramanmaraş’ta okul psikolojik danışmanı yönlendirme için defalarca aradı öğrenci ile 34 defa görüştü ama telefonları cevapsız kaldı.
Biz artık çözüm istiyoruz. Sağlık bakanlığı ile gerekli protokol imzalansın, e rehberlik modülünde işlenen yönlendirmenin yaptırımı olsun istiyoruz.
ESKİ MİLLİ EĞİTİM BAKANI ZİYA SELÇUK'TAN
Eğitimde Rol Karmaşası:
Atomdan Aileye Bir Uyarı
Atomun en temel gerçeği şudur:
Çekirdek merkezde durur. Proton ve nötron oradadır. Ağırlık, denge ve kimlik oradadır.
Elektronlar ise çekirdeğin etrafında döner. Onların görevi farklıdır. Hareketlidirler, enerjiyi taşırlar ama merkezi işgal etmezler.
Şimdi bu resmi alıp aileye ve eğitime koyalım.
Eskiden çekirdek yerindeydi.
Anne ve baba merkezdeydi.
Değerleri, sınırları, istikameti belirleyen onlardı.Çocuklar ise o merkezin etrafında gelişir, öğrenir, büyürdü.
Bugün ise tablo tersine dönüyor…
Çocuk çekirdeğe oturuyor.
Karar veriyor.Yön tayin ediyor.
Aile onun etrafında dönüyor.
Anne-baba ise elektrona dönüşüyor:Koşan, yetişmeye çalışan, memnun etmeye çalışan…Ama merkezde olmayan, yön vermeyen…
Ve işte tam burada sistem bozuluyor.Çekirdeği Kaybeden Aile, yörüngesini Kaybeder.
Atomda çekirdek zayıflarsa ne olur? Denge bozulur.Yapı dağılır.
Ailede de aynısı olur.
Çocuk merkeze geçtiğinde:
* Sınırlar kaybolur,
* Otorite bulanıklaşır,
* Sorumluluk ertelenir,
* Saygı zayıflar.
Çocuk güç kazandığını zanneder ama aslında yük taşımaya başlar. Çünkü çocuk merkez olmak için yaratılmamıştır.
Asıl Tehlike: Rol Değişimi Değil, Rol Kaybıdır.
Bugün en büyük problem “çocuğa değer vermek” değil…Tam tersine, çocuğa kaldıramayacağı bir rol yüklemektir.
Çocuk arkadaş değildir.Çocuk yönetici değildir.Çocuk karar mercii değildir.
Çocuk; yönlendirilmeye, sınır görmeye, rehberliğe ihtiyaç duyar.
Anne-baba ise:
* Merkezdir,
* Çekirdektir,
* Denge unsurudur.
Ve Okul…
Aynı hata okulda da yapılıyor.
Öğretmenin alanı daraltılıyor.
Velinin müdahalesi artıyor.
Çocuk sorumluluk verilmeden…merkeze alınıyor.
Sonra ne oluyor?
Sınıfta düzen bozuluyor.
Öğretmen yalnız kalıyor.
Eğitim zayıflıyor.
Bırakalım Çekirdek Çekirdek Olsun.
Eğitim bir sistem işidir.
Ve her sistem rol bilinci ile ayakta kalır.
* Anne-baba yerini bilmeli,
* Öğretmen yerini bilmeli,
* Çocuk yerini bilmeli.
Çocuk merkeze oturtularak büyütülmez.Çocuk, sağlam bir merkezin etrafında büyür.
Bugün çocuklarımızı kaybetmiyoruz…Aslında rolleri kaybediyoruz.
Ve unutmayalım:
Çekirdek yerinde değilse, hiçbir yörünge sağlıklı dönmez.
Bu yüzden…
Bırakın öğretmen öğretmenliğini yapsın.Anne-baba da çekirdek olmayı hatırlasın.
(Prof. Dr. Ziya Selçuk Bakanımızın bir konuşmasından esinlenerek hazırlandı.)