İranlı araştırmacı @HosseinGhatib
Analiz:
Toplumsal protesto, yaygın ve sert biçimleriyle dahi, her toplumun siyasal yaşamının gerçek bir parçasıdır; kökleri biriken hoşnutsuzluklara, tıkanmalara ve taleplere dayanır. Ancak sorun, protestonun bir toplumsal olgu olmaktan çıkıp bilinçli bir güvenlikleştirme projesinin ve kontrollü şiddetin yükseltilmesinin hedefi hâline getirildiği noktada başlar. Bu aşamada protesto artık asıl konu değildir; bir zemine dönüşür: alanın siyasetten güvenliğe, toplumsal baskıdan çatışma ve yıpratma mantığına taşınmasının zemini.
Dün gece ve bu gece şekillenenleri yalnızca “sokak protestoları” ya da dönemsel hoşnutsuzluklar çerçevesinde açıklamak mümkün değildir. Sahadaki bulgular ve dönüşümlerin örüntüsü, kentsel alanda şiddet düzeyini yükseltmeye yönelik bilinçli, aşamalı ve tasarlanmış bir girişime işaret etmektedir. Amaç, protestoları toplumsal–siyasal fazdan güvenlik–askerî faza taşımaktır. Bu modelde sokak artık sivil baskı aracı değil; çatışma, yıpratma ve istikrarsızlaştırma alanına dönüştürülmek istenir.
Bu sürecin merkezî hedefi, kalıcı bir iç karşılaşma yaratmak ve ülkeyi “kronik kentsel çatışma” durumuna yaklaştırmaktır; özellikle büyük şehirler ile nüfus, ekonomi ve sembolik merkezler hedef alınır. Bu çerçevede şiddet rastlantısal ya da tepkisel değil; örgütlenme düzeyinin yükseltilmesi, kademeli silahlanma ve kriz odakları oluşturulması yönünde bilinçli biçimde yönlendirilir. Nihayetinde toplum, kolluk kuvvetleri ve yönetişim yapıları arasındaki fay hatlarının kontrol edilemez bir güvenlik yarığına dönüşmesi amaçlanır.
Bir sonraki adım, ülkenin coğrafi çevresinden—özellikle batı ve doğu bölgelerinden—yarı-askerî unsurların ve gayriresmî silahlı ağların devreye sokulmasına dayanır. Bu unsurların rolü sembolik değildir; protesto alanını askerîleştirmek, gerilla taktiklerini kentsel ortama taşımak ve güvenlik/askerî kapasiteyi doğrudan içerde meşgul etmektir. Bu aktörlerin girişi, çatışmayı sınırlı sokak geriliminden karmaşık, çok odaklı ve yıpratıcı bir düzeye taşır; fiilen şehri sınırın yerine ön cephe hâline getirir.
Bu fazın stratejik mantığı açıktır: krizin ağırlık merkezini içeri çekerek istihbarat, kolluk ve askerî kapasitenin büyük bölümünü eşzamanlı kentsel, etnik ve yarı-askerî krizlerin yönetimine bağlamak. Bu durum yalnızca yönetişim ve kontrol maliyetlerini keskin biçimde artırmakla kalmaz; odaklanma, caydırıcılık ve dış tepkisellik kapasitesini de zayıflatır.
Süreç tamamlandığında, tamamlayıcı bir dış katman devreye sokulur: askerî, güvenlik ve lojistik altyapılara yönelik hava operasyonları ve nokta atışlarının yoğunlaştırılması. Bu iki düzeyin eşzamanlılığı tesadüf değildir. İç sahada meşguliyet, altyapılara darbe için fırsat penceresini genişletir, karşılık verme maliyetini yükseltir ve dış müdahalenin riskini düşürür. Başka bir ifadeyle, iç istikrars��zlık dış baskı için bir “çarpan” olarak kurgulanır.
Sonuç itibarıyla, klasik fakat güncellenmiş bir hibrit savaş modeli ile karşı karşıyayız: yönlendirilmiş protestolar, örgütlü kentsel şiddet, yarı-askerî sızmalar, psikolojik operasyonlar ve hassas dış saldırıların bileşimi. Nihai hedef, yalnızca davranış değişikliği ya da sınırlı tavizler koparmak değil; yapısal yıpratma, toprak üzerindeki kontrol kapasitesinin aşamalı tahribi ve ülkeyi kentsel ölçekte kronik istikrarsızlık ya da yarı iç savaş benzeri bir duruma sürüklemektir. Böyle bir tabloda toplumsal kriz ile güvenlik çatışması arasındaki sınır fiilen ortadan kalkar.
🇮🇷 Iran from 2025 to 2026: A security-first state mindset
✍️ Iranian journalist and author Masoud Sadr @sadr_masoud writes
♦️ "2025 should be considered a year in which the rules of the game changed in Iranian politics; security has virtually swallowed politics, and military-regional variables have cast a decisive shadow over the entirety of the economy, domestic policy, and diplomacy"
♦️ "The year 2026 will be an extremely difficult year for the Iranian government. On one hand, it must prepare to manage the security crises arising from a potential confrontation with Israel, and on the other, it must address the infrastructural and administrative problems emerging from the cumulative effect of heavy sanctions that have persisted for over twenty years"
🔗https://t.co/88fvOOstEp
🇮🇷 2025’ten 2026’ya İran: Güvenlik Öncelikli Devlet Aklı
✍️ İranlı gazeteci-yazar Masoud Sadr @sadr_masoud yazdı
♦️ "2025, İran siyasetinde oyunun kurallarının değiştiği bir yıl olarak değerlendirilmelidir; güvenlik, siyaseti adeta yutmuş, askerî–bölgesel değişkenler ekonomi, iç politika ve diplomasinin tamamı üzerinde belirleyici bir gölge oluşturmuştur"
♦️ "2026 yılı ise İran hükümeti için son derece zor bir yıl olacaktır. Bir yandan İsrail ile muhtemel bir karşılaşmanın doğuracağı güvenlik krizlerini yönetmeye hazırlanmak, diğer yandan ise yirmi yılı aşkın süredir devam eden ağır yaptırımların birikimli etkisiyle ortaya çıkan altyapısal ve yönetsel sorunları gidermek zorundadır"
🔗https://t.co/JFJ0bU7lnv
Hayatımda aldığım en değerli hediyelerden biri; Tebrizli hattat sayın Eyüp Şehbazi hocanın hattı ile İstiklal Marşından dizeler.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda.
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatan...
تضعیف حزب الله در سیاست داخلی لبنان باعث تغییر رفتار بیروت در سیاست خارجی نیز شده است که این تغییر رفتار به اندازه ایران، منافع ترکیه را نیز تهدید میکند.
به این مساله پرداختم:
https://t.co/gJqLe4lL6d
تضعیف حزب الله در سیاست داخلی لبنان باعث تغییر رفتار بیروت در سیاست خارجی نیز شده است که این تغییر رفتار به اندازه ایران، منافع ترکیه را نیز تهدید میکند.
به این مساله پرداختم:
https://t.co/gJqLe4lL6d
امسال دو کتاب دیگر از مرحوم زرینکوب در ترکیه منتشر شد و به این ترتیب بخش مهمی از آثار او (11اثر) برای خواننده ترک در دسترس است.
صدای بال سیمرغ: زندگی و اندیشه عطار
مترجم: زینب اوزتورک.
فرار از مدرسه:زندگی و اندیشه غزالی
مترجم: حکمت گوک
رضاشاه از ساختمان باشکوه ستاد کل ارتش ترکیه دیدن کرد. مارشال فوزی چخماق رئیس ستاد کل به استقبالش آمد. آتاترک هم حضور داشت. پس از دیداری طولانی رضاشاه فوزی پاشا را که مثل خودش بلند قد و قوی بنیه بود، در آغوش کشید و گفت: امیدوارم روزی شما رئیس ستاد کل ارتشهای هر دو کشور شوید.
🔴İranlılar günde 10,5 dakika kitap okuyor
🔹“İran’da Kitap Okuma Kültürü” başlıklı son anketin sonuçları açıklandı. Buna göre İranlılar, nüfus dikkate alındığında, günde ortalama 10,5 dakika kitap okuyor ve basılı kitaplar hâlâ kitap piyasasında ilk sırada yer alıyor.
🔹Katılımcıların yaklaşık yarısı (%49,7), okumaya en büyük engelin “zaman yetersizliği” olduğunu belirtmiş. Bunu zihinsel yorgunluk ve kitap fiyatlarının yüksekliği izliyor.
🔹Katılımcıların %52,4’ü daha çok basılı ve kâğıt kitap okuyor. Elektronik kitaplar %18,5, sesli kitaplar ise %11,7 oranıyla sonraki sırada geliyor.