Kimseye hiçbir şey anlatmamalısınız, bunu sık sık dile getiriyorum ve her birinize öğretene kadar devam edeceğim 🙃
• Mutluluğunuzu, planlarınızı, gelirinizi kimselere anlatmayın
@tamerertangil Bebeği olup calismak zorunda olan anneler bakıcı parası vermemek için kendi bakıyor çünkü çalıştığını bakıcıya verecek kendi baksın daha iyi.Bakici parası iki asgari ücret vardir
@ysfkiziltas Hocam kitap tavsiye sayfaları da var,insanlar takip edilip beğenilmek için okudukları kitapları atıyorlar ama ne kadar güvenilir bilemiyorum.Bazen kitap listesi yaparken öğretmenlerin süzgecinden geçmiş kitaplara bakıyorum ama aralarda doğru olmayan kitap isimleri de oluyor.
Bir Japon efsanesi der ki:
Otobüsü kaçırdıysan, belki de bir kazadan kurtuldun. Reddedildiysen, belki de yanlış bir yerden korunmuş oldun. Birisi hayatından çıktıysa, belki de gelecek kişi için yer açtı. Hayat, ilk başta kötü şans gibi görünen şekillerde seni korur.
ÇOCUĞA VERİLECEK EN BÜYÜK GÜÇ, KENDİNİ NET İFADE EDEBİLMESİDİR
Çocuğu olan herkese bence çok net bir tavsiye vermek lazım: Çocuğunuza kazandırabileceğiniz en büyük süper güçlerden biri, açık iletişim kurabilmesidir. Ne istediğini söyleyebilen, ne hissettiğini ifade edebilen, bir şeyden rahatsız olduğunda susmak yerine bunu doğru şekilde dile getirebilen bir çocuk yetiştirmek, ona verebileceğiniz en değerli hediyelerden biridir. Çünkü hayatta birçok insan bilgisiz olduğu için değil, kendini doğru ifade edemediği için geri kalıyor.
Bir çocuk isteklerini korkmadan söylemeyi öğrenirse, ileride sadece daha net biri olmaz. Aynı zamanda daha sağlam bir karaktere sahip olur. Hayır demeyi bilir, yardım istemeyi bilir, yanlış anlaşıldığında kendini savunmayı bilir, bir ortamda ezilip susmak yerine varlık gösterebilir. Bu da sadece iletişim becerisi değildir. Özgüvendir. Özsaygıdır. Hayatta kendi yerini kurabilme gücüdür.
Birçok yetişkinin bugün yaşadığı problemin temelinde de bu eksiklik var zaten. İçinden ne geçtiğini söyleyemiyor, ihtiyacını net ifade edemiyor, kırıldığı şeyi açıkça konuşamıyor, sınır çizemiyor. Sonra da içinde biriktiriyor, susuyor, geri çekiliyor, yanlış anlaşılıyor. O yüzden çocuklara sadece kibar olmayı değil, açık olmayı da öğretmek gerekiyor. Sadece uslu durmayı değil, net konuşmayı da öğretmek gerekiyor.
Bir çocuğu hayata gerçekten hazırlayan şey, her zaman iyi notlar ya da kurallar değil; gerektiği yerde kendini korkmadan ortaya koyabilmesidir. Ve bunu öğrenen bir çocuk, büyüdüğünde sadece daha başarılı değil, aynı zamanda daha sağlam biri olur.
Okullar resmî olarak hâlâ açık olmasına rağmen birçok yerde sınıflar şimdiden boşalmaya başladı. Bunun en önemli nedenlerinden biri, eğitim-öğretim yılının bu sene gereğinden fazla uzatılmasıdır. Haziran sonuna kadar devam eden aktif takvim, öğrenciler açısından verimli eğitimden çok artık bir dayanıklılık sınavına dönüşmektedir. Böyle bir ortamda devamsızlıkların artması da kaçınılmazdır.
Bana göre takvimin bu kadar geç sona erdirilmesinin temel nedenlerinden biri, öğretmenlerin yıl sonu seminerlerini mümkün olduğunca okula yayma anlayışıdır. Bu yaklaşım hem öğretmenler hem de öğrenciler açısından sorunlu ve yeniden değerlendirilmesi gereken bir uygulamadır. Haziran ayının ikinci haftasında karnelerin dağıtılması ve sonrasında seminerlerin çevrimiçi yapılması en doğru karar olur.
“Allahu ekber kebira velhamdülillahi kesîra subhanallahi bükraten ve esîla”
Şu duayı dardayken, bir yere geç kalınca ya da o an herhangi bi zorluktayken okuyun. Gök kapılarını açan bu duanın, tam o an bile etkisini o kadar net göreceksiniz ki.
@ysfkiziltas Özel okullar bu konuda daha fecaat durumda.Bana ve bütün arkadaşlarıma içerik üretmemiz için baskı yapılıyor.Surekli video düzenleme işi ile uğraşmaktan etkinlik üretmekten dönem sonunu zor ediyoruz
Öğretmenlere sürekli “paylaşım yapın, içerik üretin” baskıları.. Ve fenomen öğretmenliğe teşviğin hazin sonuçları.
Öyle bir noktaya geldik ki çocukların görüntülerini paylaşmayan, her etkinliği videoya dönüştürmeyen, sınıfını stüdyo gibi kullanmayan öğretmenler; müdürler/veliler tarafından “çalışmıyor”, “üretmiyor”, hatta “başarısız” olarak görülmeye başlandı. Velilerin-müdürlerin bir kısmı da bu algının etkisiyle eğitimi değil gösteriyi, öğretmenliği değil görünürlüğü tercih eder hâle geldi. Bunun sebebi yetkililerdir.
Bazı il ve ilçe milli eğitim yöneticileri, müdürler hatta zaman zaman bazı bakanlık yöneticileri bu sürecin önünü açtı ve açıyor. Bu yöneticiler eğitimin niteliğini artırmak yerine sosyal medya içeriklerini teşvik ediyor. Hatta kamuoyunda ciddi şekilde tartışılan milli eğitim akademisinin daha sempatik görünmesi için içerik üretimi desteklendi geçtiğimiz günlerde. Bakanlık ise yıllardır bu konuda etkili bir neşter vurmadı. Aksine bazı isimler ödüllendirildi, öne çıkarıldı ve rol model olarak sunuldu. Sanki söz konusu kesimlerin çoğu, gücü ve çıkarı oranında bu işten nemalanıyor.
O bakımdan böyle bir ortamda artık fenomen öğretmenleri eleştirmenin de tek başına bir anlamı kalmadı. Çünkü sorun bireysel değil, sistemsel hâle geldi. Müdür makam odasında video çekiyor, öğretmenler odası montaj stüdyosuna dönüşüyor, okullar eğitim kurumundan çok içerik üretim merkezine benzemeye başlıyor.
En büyük bedeli ise çocuklar ödüyor. Öğretmenlik mesleğinin azalan itibarı daha da da azalıyor. Çocukların mahremiyeti, güvenliği ve üstün yararı; beğeni sayılarının, maddi kazançların, takipçi artışlarının ve algoritmaların gölgesinde kalıyor. Artık mesele birkaç kişinin yaptığı yanlış değil, eğitimin sosyal medya gösterisine dönüşme tehlikesidir.