#Unutmayacağız Davutoğlu Ahmet Hoca demek Millî görüşü Millî duruş ve davranışa dönüştürecek olan vizyon ve aksiyon adamı demektir!Devlet adamlığı sıfâtının içini tam manasıyla dolduran,aynı zamanda en hassas konuları gergef-gergef işleyerek prâtiğe döken Bilge Adamdır Davutoğlu+
@ademozkose@Kayseri_Gelecek Fevziye hocamızın şov protestolarnda hiç işi olmadı,o her zaman gerçek,etkili ve yerinde protestolarla zor olanı seçti.Her zaman güç ve yetki sahiplerine seslendi,gerçek suçlu ve dolaylı suçluları ele vermeye çalıştı,sorumluluk sahiplerini sorumluluklrını yerine getirmeye çağırdı
@TuNa_KiLiC@ademozkose Fevziye hocamızın öyle protestolarda hiç işi olmadı,o her zaman gerçek,etkili ve yerinde protestolarla zor olanı seçti.Her zaman güç ve yetki sahiplerine seslendi,gerçek suçlu ve dolaylı suçluları ele vermeye çalıştı sorumluluk sahiplerini sorumluluklrını yerine getirmeye çağırdı
🚨🇵🇸 Kuzey Gaza'daki gazeteciler dünyaya doğrudan hitap ediyor: "İsrail'in Palestinlileri ölüme asma yasası Nazilerden daha kötü."
Bu videoyu görürseniz, lütfen farkındalık için yeniden yayınlayın.
Kurdun koyun sürüsüne dalarak sürüyü boğup boğup attığı gibi,RTE de insanlığın içine aynı şekilde daldı malesef! İtibar suikasti yaparak şahsiyetleri yok ederek ne yazık ki memlekette adam bırakmadı!
@Ahmet_Davutoglu Kurdun koyun sürüsüne dalarak sürüyü boğup boğup attığı gibi,RTE de insanlığın içine aynı şekilde daldı malesef! İtibar suikasti yaparak şahsiyetleri yok ederek ne yazık ki memlekette adam bırakmadı!
Şahsiyet sahibi olamayanlar sâdece aparat olurlar, hem de ya tek kullanımlık ya da dönemlik ve konjektürel olarak kullanılmak üzere! Nesneleşmek ve nesnelleşmek ise, insanlığı ve fıtratı inkâr etmekten çok daha onur kırıcı bir sonuçtur!
@Ahmet_Davutoglu Şahsiyet sahibi olamayanlar sâdece aparat olurlar, hem de ya tek kullanımlık ya da dönemlik ve konjektürel olarak kullanılmak üzere! Nesneleşmek ve nesnelleşmek ise, insanlığı ve fıtratı inkâr etmekten çok daha onur kırıcı bir sonuçtur!
Geçmişi bilen, bugünü analiz edebilen, gelecek perspektifi ile stratejik hamleler geliştiren dil tarih ve coğrafya bilgesi yüksek performanslı ve yüksek profilli Bilge Lîder Davutoğlu Ahmet Hoca'dır!
@Ahmet_Davutoglu Geçmişi bilen, bugünü analiz edebilen, gelecek perspektifi ile stratejik hamleler geliştiren dil tarih ve coğrafya bilgesi yüksek performanslı ve yüksek profilli Bilge Lîder Davutoğlu Ahmet Hoca'dır!
@Ahmet_Davutoglu Ortadoğu'nun baş danışmanı,bütün bölgelerin baş uzmanı,dil,tarih ve coğrafya bilgesi, gerçek anlamda ve donanımda Dünya Lîderi olan; yüksek performanslı ve yüksek profilli Bilge Lîder Davutoğlu Ahmet Hoca'dır!
Ortadoğu'nun baş danışmanı,bütün bölgelerin baş uzmanı,dil,tarih ve coğrafya bilgesi, gerçek anlamda ve donanımda Dünya Lîderi olan; yüksek performanslı ve yüksek profilli Bilge Lîder Davutoğlu Ahmet Hoca'dır!
Uyarımı açık ve net şekilde yapmak istiyorum: Bölgede ve dünyada geleceğin dengelerinin şekillendiği bu dönemde süreçlerin dışında kalmayın!
İsviçre’de başlayan İran-ABD müzakerelerindeki tablo bizim açımızdan son derece kaygı verici. Müzakerelerde Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğu dolayısıyla dört ülke bayrağı birlikte yer alıyor. Pakistan ve Katar bizim en yakın dostlarımız. Onları tebrik ederken bölgeyi yeniden şekillendirecek bu masada NATO zirvesi öncesinde İran’ın tek NATO komşusu olan Türkiye’nin yer almaması sıradan cümlelerle geçiştirilecek bir husus değil.
Daha önce bize diplomatik nezaket içeren teşekkür açıklaması yapılmış olması bu eksikliği telafi edemez. 2010 yılındaki Tahran anlaşması başta olmak üzere 2006 ile nükleer anlaşmanın imzalandığı 2016 yılına kadar İran-ABD ve İran-P5+1 görüşmelerinin tümü ya İstanbul’da yapılmış ya da doğrudan Türkiye’nin arabuluculuğu ile gerçekleştirilmişti.
Kimse savaşın dışında kaldık diye avunmasın; Pakistan da savaşın dışında kaldı ama dünyanın yükselen diplomatik gücü konumunda masada. Bu sürecin dışında kalınmasının en önemli nedenlerinden birisi Trump’ı üzmemek adına takınılan çekingen tavır ve dil.
Şimdi, Trump İran ile görüşerek bölgeyi yeniden şekillendireceğini söylüyor, bölgeyle ilgili iddialı projelerden bahsediyor ama masada bizi görmek de istemiyor!
Geçen hafta yapılan G7 zirvesine bölgeden Mısır ve Katar başta olmak üzere Güney Kore’den Kenya’ya kadar ülkelerin davet edilip bir ay sonra NATO zirvesine ev sahipliği yapacak olan Türkiye’nin davet edilmemesi de bu süreç dışı kalma tablosunu tamamlar nitelikte.
Ankara NATO zirvesi öncesinde bu kritik tabloyu ciddiyetle masaya yatırmalı ve gecikmeden gereken tedbirleri almalıdır.
@Ahmet_Davutoglu@AmasyaGelecek Aklın,vicdanın,samimiyetin,iyiniyetin, sağduyunun ittifak ettiği bir gönülden ve de yürekten Davutoğlu Hoca farkıyla ancak böyle akl-ı selim bir yorum tezahür eder. Hamaset ve gaflet sarmalında vicdanı aklı ve ahlâkı sükût etmiş liyakatsizlerden de insafsız hakaretler südûr eder!
Aklın,vicdanın,samimiyetin,iyiniyetin, sağduyunun ittifak ettiği bir gönülden ve de yürekten Davutoğlu Hoca farkıyla ancak böyle akl-ı selim bir yorum tezahür eder. Hamaset ve gaflet sarmalında vicdanı aklı ve ahlâkı sükût etmiş liyakatsizlerden de insafsız hakaretler südûr eder!
Evet, ben de üzüldüm; hatta üzülmek ne kelime, maçı izlediğim kanepede kahroldum.
Gece yarısına kadar ABD–Avustralya maçını izledim. Beraberlik olur da millî takımımızın şansı artar diye umut ettim. Sabah namazından sonra da dualarla ekran başına geçtim. Hepimizin büyük beklentilerle ABD’ye uğurladığı bizim çocukların, 10 kişi kalan rakip karşısında baskılı oynamalarına rağmen son vuruşlarda yaşadığı sıkıntıları ben de gördüm, ben de yerimde duramadım.
Ancak maç sonrası yapılan yorumlar beni sonuçtan daha fazla üzdü.
Daha düne kadar alkışladığımız gençlerin bugün vatanseverliğini sorgulamak, hatta şahsiyetlerini hedef almak; başarı ile başarısızlık arasında sağlıklı bir denge kuramadığımızı gösteriyor.
Bizim çocukların dua etmelerini eleştiri, hatta hakaret konusu yapan cahillere de sesleniyorum!
Maça haç çıkararak başlayan Hristiyan ülkelerin takımları maçı kaybettiğinde onları inançları üzerinden eleştiren tek bir spor yorumcusuna ve siyasetçiye rastladınız mı?
Evet, başarısız oldular.
Evet, beklentilerin altında kaldılar.
Ama onlar dün de bizim çocuklarımızdı, bugün de bizim çocuklarımız ve yarın da öyle olacaklar.
Asıl sorgulanması gereken başka bir konu var.
Turnuva öncesinde onları reklam filmlerini andıran videolarla, aşırı beklentilerle ve büyük bir psikolojik yükle sahaya sürenlerin bu sonuçta hiç mi payı yok?
Ben akademik hayattan başarı baskısının ne olduğunu iyi bilirim. Bazen bir insandan çok şey beklersiniz; o da başarısız olmaktan korktuğu için sahip olduğu kapasiteyi bile ortaya koyamaz. Futbolda da durum farklı değildir. Oyuncu bazen rakibine değil, zihnindeki baskıya yenilir.
Bu nedenle ilk görevimiz suçlu aramak değil, gençlerimize sahip çıkmaktır.
Şimdi bizim çocuklara sesleniyorum:
ABD maçına bir formalite maçına çıkar gibi çıkmayın, bir final maçına çıkar gibi çıkın!
Öylesine destansı bir zafere imza atın ki bütün dünyada yankılansın, sizi acımasızca eleştirenlere de bir cevap olsun!
Dünya Kupası’na siyaset bulaştıran ABD yönetimine inat, sahaya Gazze soykırımında ve Minab saldırısında şehit edilen on binlerce çocuk için çıkın! Ayaklarınızla değil, yüreklerinizle oynayın!
Kazanacağınız zafer, 2002 Dünya Kupası’nda yarı finale çıkan millî takımımız, 2008’de Avrupa Kupası yarı finaline çıkan millî takımımız gibi bütün gönül coğrafyamızı ve mazlum milletleri ayağa kaldıracaktır!
Çünkü spor sadece skor değildir.
Spor karakterdir.
Spor duruştur.
Spor, bazen insanlığın ortak vicdanının sahaya yansımasıdır.
Ve bazen bir galibiyet, kaldırılan bir kupadan çok daha büyük anlamlar taşır.
Birçok yorumcu bizim için Dünya Kupası’nın bittiğini söylüyor.
Benim için bitmedi.
Ben bundan sonra da turnuvayı sadece futbol gözüyle değil, insanlık vicdanının sesi olarak takip edeceğim.
Bosna Hersek, Özbekistan, Katar, İran, Suudi Arabistan, Mısır, Irak, Fas, Cezayir, Senegal gibi gönül coğrafyamızdan gelen takımların maçlarını izlemeye devam edeceğim.
Avrupa’da Gazze konusunda cesur bir tavır sergileyen İspanya’nın, Latin Amerika’da Filistin halkının yanında duran Brezilya halkının, Afrika’da adalet ve insan hakları mücadelesinin sembolü olan Güney Afrika’nın başarılarını aynı duygularla izleyeceğim. Kupa’nın da değerli dostlarım İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Brezilya Cumhurbaşkanı Lula ya da Güney Afrika Cumhurbaşkanı Ramaphosa tarafından kaldırılmasını isterim.
Evet, ben de üzüldüm; hatta üzülmek ne kelime, maçı izlediğim kanepede kahroldum.
Gece yarısına kadar ABD–Avustralya maçını izledim. Beraberlik olur da millî takımımızın şansı artar diye umut ettim. Sabah namazından sonra da dualarla ekran başına geçtim. Hepimizin büyük beklentilerle ABD’ye uğurladığı bizim çocukların, 10 kişi kalan rakip karşısında baskılı oynamalarına rağmen son vuruşlarda yaşadığı sıkıntıları ben de gördüm, ben de yerimde duramadım.
Ancak maç sonrası yapılan yorumlar beni sonuçtan daha fazla üzdü.
Daha düne kadar alkışladığımız gençlerin bugün vatanseverliğini sorgulamak, hatta şahsiyetlerini hedef almak; başarı ile başarısızlık arasında sağlıklı bir denge kuramadığımızı gösteriyor.
Bizim çocukların dua etmelerini eleştiri, hatta hakaret konusu yapan cahillere de sesleniyorum!
Maça haç çıkararak başlayan Hristiyan ülkelerin takımları maçı kaybettiğinde onları inançları üzerinden eleştiren tek bir spor yorumcusuna ve siyasetçiye rastladınız mı?
Evet, başarısız oldular.
Evet, beklentilerin altında kaldılar.
Ama onlar dün de bizim çocuklarımızdı, bugün de bizim çocuklarımız ve yarın da öyle olacaklar.
Asıl sorgulanması gereken başka bir konu var.
Turnuva öncesinde onları reklam filmlerini andıran videolarla, aşırı beklentilerle ve büyük bir psikolojik yükle sahaya sürenlerin bu sonuçta hiç mi payı yok?
Ben akademik hayattan başarı baskısının ne olduğunu iyi bilirim. Bazen bir insandan çok şey beklersiniz; o da başarısız olmaktan korktuğu için sahip olduğu kapasiteyi bile ortaya koyamaz. Futbolda da durum farklı değildir. Oyuncu bazen rakibine değil, zihnindeki baskıya yenilir.
Bu nedenle ilk görevimiz suçlu aramak değil, gençlerimize sahip çıkmaktır.
Şimdi bizim çocuklara sesleniyorum:
ABD maçına bir formalite maçına çıkar gibi çıkmayın, bir final maçına çıkar gibi çıkın!
Öylesine destansı bir zafere imza atın ki bütün dünyada yankılansın, sizi acımasızca eleştirenlere de bir cevap olsun!
Dünya Kupası’na siyaset bulaştıran ABD yönetimine inat, sahaya Gazze soykırımında ve Minab saldırısında şehit edilen on binlerce çocuk için çıkın! Ayaklarınızla değil, yüreklerinizle oynayın!
Kazanacağınız zafer, 2002 Dünya Kupası’nda yarı finale çıkan millî takımımız, 2008’de Avrupa Kupası yarı finaline çıkan millî takımımız gibi bütün gönül coğrafyamızı ve mazlum milletleri ayağa kaldıracaktır!
Çünkü spor sadece skor değildir.
Spor karakterdir.
Spor duruştur.
Spor, bazen insanlığın ortak vicdanının sahaya yansımasıdır.
Ve bazen bir galibiyet, kaldırılan bir kupadan çok daha büyük anlamlar taşır.
Birçok yorumcu bizim için Dünya Kupası’nın bittiğini söylüyor.
Benim için bitmedi.
Ben bundan sonra da turnuvayı sadece futbol gözüyle değil, insanlık vicdanının sesi olarak takip edeceğim.
Bosna Hersek, Özbekistan, Katar, İran, Suudi Arabistan, Mısır, Irak, Fas, Cezayir, Senegal gibi gönül coğrafyamızdan gelen takımların maçlarını izlemeye devam edeceğim.
Avrupa’da Gazze konusunda cesur bir tavır sergileyen İspanya’nın, Latin Amerika’da Filistin halkının yanında duran Brezilya halkının, Afrika’da adalet ve insan hakları mücadelesinin sembolü olan Güney Afrika’nın başarılarını aynı duygularla izleyeceğim. Kupa’nın da değerli dostlarım İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Brezilya Cumhurbaşkanı Lula ya da Güney Afrika Cumhurbaşkanı Ramaphosa tarafından kaldırılmasını isterim.
Devletin ve milletin huzur ve güven eksenli olarak ahenk ve uyum içinde olması şarttır!Devletin ve milletin birbirine el vermesi ve birbirini tamamlamsı,adil bir yönetimle olur!Tabiki bunları sağlamakta temiz siyasetle mümkündür!Temiz siyasetin derdini v davasını güdenDavutoğludr
@Ahmet_Davutoglu Devletin ve milletin huzur ve güven eksenli olarak ahenk ve uyum içinde olması şarttır!Devletin ve milletin birbirine el vermesi ve birbirini tamamlamsı,adil bir yönetimle olur!Tabiki bunları sağlamakta temiz siyasetle mümkündür!Temiz siyasetin derdini v davasını güdenDavutoğludr
Bu davanın gerçek sahibi Erbakan Hoca'dır Davutoğlu Hocamız da Erbakan Hocamızın devamıdır,Milli Görüşü millî duruş ve davranışa dönüştüren iradenin sahibidir. Bilge Lîderdir AKP den önce Hocanın hedef hayal ve ideallerini hayata geçirmek için dünyayı tutulamaya çoktan başlamıştı