Bir bağ kolayca dağıldığında, hemen dağılmasına izin veriyorum. Hemen dağılsın ve bitsin. Çünkü kuvvetli bir bağın dağılacak noktaya kolay kolay gelmeyeceğini biliyorum. Dayanıksız bağlardan kurtulmanın da özgürleştirdiğine inanıyorum.
Adam "ateşten gömlek giydik" diyor, yol arkadaşları her gün yeni bir operasyonla tutuklanıyor, partisine butlan atanıyor, binasını polis basıyor, yılmıyor, gardını düşürmüyor, her gün meydanlarda her cephede mücadele veriyor, YENİ bir parti kuruyor siz partinin ismini logosunu mu beğenmiyorsunuz, hadi ordan! Bırakın bu boş işleri de bir ucundan da siz tutun, mesele memleket meselesi.
Normalde tercih etmeyeceğimiz ne çok insana, sırf akrabamız diye tahammül ettik.
Fikrini sormayacağımız ne çok insanın eleştirisini ciddiye aldık.
Saygıda kusur etmemek adına, o konumu hak etmeyen ne çok kişiye sessiz kaldık.
#SerhatYabancı
Yaşamın boyunca hep sevdiğin insanları mutlu etmek için uğraştın ve şimdi ilk kez kendin için bir şey yapmak istiyorsun ve bencil biri olmakla suçlanıyorsun değil mi? Çünkü değişimin onların konforunu bozuyor. Aldırma.
Şükrü Erbaş: "İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık." der. İnsan anlatmaktan vazgeçtiğinde, aslında bağ kurma isteğini de geride bırakır. İçini dökmek cesaret ister; anlaşılma umudu, karşılık görme ihtiyacı taşır. Bu umut tükendiğinde kelimeler geri çekilir, duygular kendi
Başıma (ya da başımıza) gelen her musibet; algımı ve sezgimi daha da keskinleştiriyor. Hem lanet, hem de armağan gibi bir oluş şekli. Ağrı, kaygı, keder, yas yaratan her şey; maddi manevi acı eşiğimi de biraz daha düşürüyor. Benim gibi Duyusal İşlemleme Hassasiyeti (SPS) olanlarda daha sık gözlemlediğimiz bir durum bu. Zekâ, açıklık, öz disiplin faktörlerine bağlı olarak, adaptif ve işlevsel olabiliyorsun ama istesen de kanıksayabilen, duyarsızlaşabilen biri olamıyorsun. Dengeni, bütünlüğünü, sükûnetini ve itidâlini koruyarak acı çekmeyi öğrenebiliyorsun ancak. Bulutlara, kedilere, ağaçlara, sanata tutunarak.
Bir insanın seni üzme gücü;
Onu önemsemen,
Ona güvenmen,
Onu idealize etmenle ölçülür.
Kafka’nın dediği gibi;
“Beni üzecek gücü sana verdiğim için kendimden özür dilerim”.