Ne kıyas edersin behey bî-vefâ?
Şu dünyada sensiz olamaz mıyım?
Nice bir cefalar edersin bana;
Ben kul olur, sultan bulamaz mıyım?
Gevherî’yim, ahım göğe çıkar mı?
Deryada olanlar karaya bakar mı?
Senin gibi zâlim beni yakar mı?
Ben kul olur, sultan bulamaz mıyım?
Siyah zülfün tel tel olmuş,
Arayı arayı bulsam izini.
Bir zaman ben seni diledim Hak'tan;
Verir ama korkarım ki geç olur.
Gevherî der: Erdim murada,
Gözüm kaldı o kaşta, o arada.
Gideceğiz bir gün, kalmaz burada;
Ölüm gelir, korkarım ki geç olur.
Mataramda Tuzlu Su.
Uyrukların arasında uygunsuz biriyim;
vahşetim.
Beni baygın meyvelerin lezzetinden kopardı,
kendime dünyada bir
acı kök tadı seçtim.
Yakın yerde soluklanacak gölge bana yok;
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Bugün ba'sü ba'delmevt mazhar olmuş gibi oraya dönsem bile o hava artık mazinin olmuş olacaktır. O zaman belki bütün o mütevazı lezzetlerden tat almayı unutmuş olacağım. Zira ki burada hayatın içindeyim. Ne fena, bir gün sen de böyle sukuta uğrayacaksın.
Gecede biraz daha fazla kendime geliyorum.
Kafa makinasını yürütmek güç oluyor.
Ne kadar muazzep olduğumu ne kadar derinden ızdırap duyduğumu yalnız sen tahmin edebilirsin.
Sen, beni anlamış olan ve bu bilgisinden beni asla haberdar etmek istemeyen sen, tahmin edersin.
Ben artık sevgilim, teşrinlerdeyim :
Gökler bulutlarla örtülü, ufuk
Renklerle donanmış, bağlar bozulmuş.
Her şey bana dönmeyecek günleri,
Yenilgilerimi hatırlatıyor.
Yenildim: Zaferi umduğum zaman.
Bu dünyada ayrılığa denk olabilecek başka hiçbir felaket yoktur. Sonunda gözyaşları aka aka ruhları yerinden oynatmasaydı, ayrılık; önemsiz, küçük bir şey sayılırdı belki. Bilge kişilerden biri 'ayrılık ölümün kardeşidir' diyen adama, 'hayır' dedi; doğrusu 'ölüm ayrılığın kardeşidir.