Şoray Uzun:
"Bunca yıldır sadece çok para kazandırıyor diye akıl almaz rezillikleri, ahlaksızlıkları, matah şeylermiş gibi mafya güzellemesi yapan dizileri her gün izleyen, ailesinin s.çıp sokağa attığı tiplerin nasıl davranmasını beklerdiniz ki?
İçeride domuz gibi besleneceğinden, hastalanınca 20 dakikada hastaneye ulaşacağından, ailesi olacaklarla görüntülü görüşeceğinden, en kısa zamanda dışarı çıkacağından emin olan gelişmemişlerin nasıl davranmasını beklerdiniz ki?"
Tam 9 gündür gelip interneti çalışır hale getirmenizi bekliyorum her aradığımda müşteri temsilciniz “kayıt oluşturuldu. Aciliyetini ilettim” tarzı kalıp cümlerle ile görüşmeyi sonlandırmakta. İnsanlar bu kadar zaman içerisinde uzaya uydu gönderiyor. @onlinebasvuru@SikayetvarCom
Fatih küçük Suriye olmuş hepsinin altında 10 sene çalışsam ve yemeden içmeden biriktirsem belki alabileceğim arabalar var. Kutlama yapanların yaşı 18-55 arasında bunları toplayıp gönderelim kurtarıldı diye sevindikleri yerleri 6 ay da inşa etsinler. Ailelerini sonra gönderelim…
“Yenidoğan bebekleri öldüren” çetenin lideri Dr. Fırat Sarı'nın 1998'de PKK üyeliğinden 12 yıl kesinleşmiş cezaya çarptırıldığı, 2003'te “Topluma Kazandırma Yasasıyla” cezasının 2 yıla indirildiği ve daha sonra doktorluğa geri döndüğü ortaya çıktı.
Turkcell, 500 Bin TL maaş alan Milletvekillerine özel kampanya başlattı.
• 50 GB İnternet, 3000 Dakika= 286 Türk Lirası
• Aynı kampanya vatandaşa tam 1200 Türk Lirasına satılıyor.
Bu telekominkasyon şirketlerinin neden hiç soruşturulmadığını sanırım şimdi anlamış oldunuz.
Anayasa Mahkemesi, "Bijî Serok Apo" ile "PKK halktır, halk burada" sloganlarınının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğuna karar verdi. (Mezopotamya Ajansı)
TBMM Başkanı Kurtulmuş (Anayasa'nın 3. maddesine ilişkin yaptığı açıklama hk.):
"Yanlış algı oluşturulmaya çalışıldı.
İlk 4 maddeyle ilgili bir tartışma söz konusu değildir."
Biz Köfteci Yusuf’u konuşurken birilerinin gündemi çok başkaymış.
Sırrı Sakık, 25 Eylül’de terörist başı Abdullah Öcalan’ın serbest kalmasını öngören kanun teklifine imza atıyor.
1 Ekim’de Meclis açılışında Devlet Bahçeli ve Sırrı Sakık tokalaşıp ayaküstü sohbet ediyor.
Bu görüşmeden tam 1 hafta sonra (8 Ekim 2024) DEM grubu, aralarında Abdullah Öcalan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan PKK yöneticilerinin “Koşullu salıverilmelerini” kapsayan 110 maddelik kanun tekliflerini Meclis komisyonuna sundular.
Normalde ortalık ayağa kalkardı, çıt yok!
Bu gelişmeler karşısında 3 maymunu oynayan Türk siyasetinde bu gece de Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’tan Anayasa’nın 3.maddesi değişebilir mesajlı açıklamalar geldi.
Haliyle biz Köfteci Yusuf’la uyutulurken bir yerlerde bambaşka pazarlıklar, girişimler yaşanıyor.
Neyse biz Köfteciyi konuşmaya devam edelim.
Ciddi konulara girmemizi çok istemiyorlar, biliyorsunuz!
‘Halk buna asla izin vermez! Gereken cevabı verir’ dediğim her şeye susuldu, izin verildi. Nedir bu milletin kırmızı çizgileri hiç anlayamadım. Var mı onu da bilmiyorum. İnşallah vardır. Mesela şu sözlere ses çıkartacaksanız hemen başlayayım konuşmaya. Ha buna da susulacaksa hiç yormayayım kendimi. Bana patlıyorlar sonra, yapayalnız kalıyoruz vurduklarında.
Alt tarafı bir çiçek koklayıp, bir hayvan sahiplenip, birkaç insan tanıyıp, sevip gidecektik bu dünyadan. Nasıl kötü bir zamana denk geldi ömrümüz... Vicdansızların, sapıkların, katillerin, nefretin, cehaletin ortasına düştük!
#Narin
Emekli Albay Orkun Özeller:
“Madem konu açıldı, biz de soralım: Sen bu kılıcı kime çekiyorsun Ali Erbaş?
Cumhuriyet rejimine mi, Cumhurbaşkanımıza mı, kendini bilmez misin yoksa?”
Eski Jandarma Özel Harekatçı Mete Çetinel: (Dilan Polat'ın ve Engin Polat'ın serbest bırakılması)
“Nusaybin'de operasyon esnasında EYP patlaması sonucu tüfeğin ayarlanmasında kullanılan 200 ₺’lik alyan takımının kırılması ve telsizin hasar alması sonucu zimmetimi teslim ederken bu iki hasarlı malzeme yüzünden beni 3 kez yargılayıp benden ödeme isteyen sayın devletimiz, kara para aklayanları, yasa dışı bahis oynayanları ve vergi kaçıranları serbest bıraktı.
Ben 2 yılda 3 kez beraat ettim sayın devletimiz beraat kararına 3 kez itiraz etti. Adaletiniz için teşekkür ederim..."
TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN'A AÇIK MEKTUP
Sayın Cumhurbaşkanı;
Bugün yapmış olduğunuz açıklamaları dinledikten sonra artık sabrımın tükendiğini fark edip, asla anlamayacağınızı, asla umursamayacağınızı bildiğim halde bu mektubu yazmaya karar verdim.
Tarihe not düşülmüş olur böylece.
Sayın Cumhurbaşkanı;
Siz demokratik seçimler sayesinde oturduğunuz koltuğa halk tarafından getirilmiş bir devlet görevlisisiniz.
Bu ne demek?
Siz bize hizmet etmekle yükümlüsünüz.
Anamız değilsiniz, babamız değilsiniz.
İkide bir azarlayabileceğiniz, hakaret edebileceğiniz gibi bir yanılsama ve yanlış içerisinde olduğunuzu görüyorum.
HAMAS lideri için ilan ettiğiniz yası eleştirenlere cibiliyeti bozuk dediniz.
Dİ-YE-MEZ-Sİ-NİZ!!!
Siz kendisini sevebilir, sayabilir, ölümünün ardından kişisel olarak, kurumsal olarak (parti lideri olarak ve tüm parti olarak) yas tutabilir, kahrolabilirsiniz.
Ancak bunu "ulusal" hale getirdiğinizde, gösterilecek tepkiyi de soğukkanlılık ve nezaketle karşılayacaksınız.
Ben size "cibiliyeti bozuk" dersem sabah 4' te ters kelepçeyle evden alınırım. Siz de bana diyemezsiniz!
Askerlerimiz ölürken, vatandaşlarımız ölürken, insanlar sizin hükümetinizin ihmalkarlığı yüzünden trenlerde ölürken ilan etmediğiniz yası, siyasi görüşü bizimle zerre uyuşmayan biri için "ulusal" düzeyde ilan ederseniz, biz de eleştiririz! Bu her şeyden önce bizim vatandaşlık görevimizdir.
Sosyal medyayı sevmeyebilirsiniz. Çok kızabilirsiniz.
Kapatamazsınız öyle kafanıza göre.
Siz bu ülkeyi aklınıza estiği gibi yönetemezsiniz sayın Cumhurbaşkanı.
"Halkımızdan izin aldık" diyorsunuz.
Kendi tabanınızı bununla avutabilirsiniz, beni, bizi değil.
Siz ülkenin yüzde 35 inin, tüm ülkeyi yönetmesi için o koltuğa oturttuğu bir görevlisiniz.
İkide bir "bakanıma söyledim, belediye başkanıma söyledim" falan diyorsunuz ya, o bakan sizin değil, bizim! O belediye başkanı sizin değil bizim!
Yetti bu fırçalarınız, ağzı bozuk hitabetiniz ve öfkeniz!
Siz bize çalışıyorsunuz sayın Cumhurbaşkanı.
Biz size çalışmıyoruz.
Devlet sizin değil, hükümet sizin.
Halk da biziz,
Devlet de biziz!
Saygılarımla;
Zeki Emre DÖLCEL