Konya Anahtar Gençliğin var olduğu her sokak ve cadde şahittir ki ‘Biz Burdayız, Razı Değiliz.' Konya Anahtar Gençlik olarak şehrimizin işlek kavşak ve köprülerinde yaptığımız pankart çalışmamızla itiraz eden ve bugünün düzeninden razı olmayan bir gençlik olduğunu gösterdik.
“Birbirine gönülden bağlı olanların bağını koparamazsınız, çünkü gönüllerin birbirine nereden bağlı olduğunu asla bilemezsiniz.”
Biz o bağı kurmaya geldik.
#GönüllerinAnahtarı
Burada uzun yazılar okunmuyor.
Hatta profesyonel hayatta bile yönetici özetleri bir sayfayı geçmiyor ve en çetrefilli konuların dahi tek bir sayfada izah edilememesi nakısa olarak görülüyor.
Merhum Teoman Duralı Hoca da bir söyleşisinde Paris’te bir akademik çalışmasının, danışmanı tarafından “aynı şeyi daha uzun yazarak anlatmanın değil daha kısa yazarak anlatmanın marifet olduğu” söylenerek revize ettirildiğini paylaşmıştı.
Yarın 25 Mart. Muhsin Başkanın vefatının 17. yıl dönümü. Bu kez kalbime, bende bulduğu makesi biraz teferruatıyla anlatarak anma hissiyatı doğdu.
Muhsin Başkan diye birinin varlığından haberdar olmam 2007 seçimleri öncesine tekabül ediyor. Henüz ilkokula gidiyordum. Çocuk ruhumla siyasetin nev’ini dahi bilmeden O “siyasetçiye”, hiç görmeden kalbi bir bağlılık duymuştum. Sonraları anladım ki aslında hiç siyasetçi olmamış. O’na duyulan sevgi de siyasetçilerle bu yüzden teraziye konulamazmış. Aynı sıralarda liseli ağabeyim vesilesiyle ocağa yalnız birkaç kez de olsa girip çıktım hatta, daha ilkokulda.
Merhum babam milli eğitim müfettişiydi. Bürokratlar genellikle siyasete ilgilidir ama O’nun teması ve hevesi hiç olmadı. Tabi öğretmenken 1980 öncesinin Ülkü-Bir üyesi, soruşturmalar ve sürgünler yaşamış ama hiç aktivist olmamıştı. Aile vs. derken ben doğana kadar fikri mensubiyeti hariç kurumsal bağlılıkları da kalmamıştı. Zaten müfettişler, teamülen üyeleri sadece müfettişlerden oluşan kendi tek sendikaları hariç bu bilindik kamplaşmış sendikalara dahi üye olmazlardı. Hasılı, babadan ünsiyet olmayınca da çocukların çocukken öyle siyasi programlarda bulunması, siyasileri görmesi tanıması da pek vaki olmuyor haliyle.
Ama Babamla Muhsin başkanı zihnimde çok birleştiririm. Arkadaş hatta tanışık olmamalarına rağmen halet-i ruhiyeleri, huyları, tarzları, üslupları, mizaçları o kadar benzerdir ki - hatta biraz da simaları - bu denli yakından tanır gibi oluşuma, bizden biri gibi görüşüme sebep biraz da bunu bulurum.
25 Mart 2009’da helikopteri düşürüldü. Ortaokuldaydım. Bütün televizyonlarda haberleri. Arama kurtarma çalışmaları. 100 binler, belki de milyonlar gibi bizim evdeki tek ümit de salimen bulunması. Halbuki hiçbir şeyimiz değildi. İşte Allah, sevdiği kulunu da sevdiriyor sebep arattırmaksızın. Bulunmadı! Dolayısıyla görüp tanımak da nasip olmadı. Ortaokuldayken, liseliler gibi ocağa da programlara da çok kez gidip geldim kendi başıma. Keşke birkaç yıl önce doğsaymışım dememe sebep olan nadir şeylerden. Bir kez olsun görüp sarılmak, elini öpmek çok isterdim.
İnsanlardan “kült şahsiyetler” yaratılmasına hep karşı çıktım. Bir “kült şahsiyete” insan üstü duygular atfedilmesini anlamlı da bulmadım. Çünkü biliyorum ki Peygamberler hariç herkes bizdeki gibi insani hasletler taşıdı. Bütün ama bütün her şeyiyle örnek alınacak, kusursuz hiç kimse olmadı.
İnşa edilen “kült şahsiyetlerin” hayatının her yönüne şahit olununca tılsımları bozulur. Şahitlikleri olmayanlar, anlatılar ve rivaveyetlerle o yönlerini hiç bilmeden hatta yokmuşcasına bağlanırlar ama.
Muhsin Başkan da bir kült şahsiyet değil, olmamalı da. Yine de diğer herkese karşı yaklaşımımın aksine hatıratıyla, hatıramda kaldığıyla benim için bir dokunulmaz. İnsanları her yönüyle tanımak isterim tam sahiplenmeden. O mü’min ve muvahhid bir kuldu, amenna. Tövbeleri de olmuştur muhakkak. O’nun bendeki yerini bozacak bir tarafının olduğuna ise inanmam, merak da etmem. Konuşanlara da buğzederim, itibar etmem.
Bugün için bakıyorum da hayatıma değer katan, beni ben yapan babamdan sonraki insan O’dur desem abartmış olmam.
Hiçbir romantizmi sevmediğim gibi Muhsin Başkan romantizmini de sevmiyorum. Mirasyediliğinden nefret ediyorum. Her canı sıkılanın ah başkanım vah başkanım vaveylası koparmasından ikrah ediyorum. Herkesin cebinde, başı sıkışınca çıkardığı bir kart gibi başkanı “ama bakın biz onun…idik/o bizim…idi” diye taşımasından hicap duyuyorum. Bazı insanların bazı kimlikleri gibi birtakım insanların da başkanı, kendi hükmü şahsiyetlerinin önünde hatta perdeler mahiyette tutmasından irrite oluyorum.
Bir şekilde siyasetin içindeyiz. O’nun gibi siyaset yapma amacım yok. Mümkün de değil. Öylesi belki de bir siyaset yapış biçime de değil. O tek başına bir örnekti, ömrünü de mücadelesini de denilebilir ki neredeyse tek başına verdi. Etrafındakiler tam manasıyla ne olayları O’nun gibi yaşadı ne de mevzulara O’nun gibi baktı. Biz de yapamayız. Bilmek ve kabul etmek gerek.
Yapabileceğimiz bir şey var. O’ndan bakiye bir duruş var her şeyin ötesinde: Düz yaşamak. Kendine ne kadar arı duru, berrak ve yalın ifade bulmuş bir gaye.
Fırıldak olmamak, ayıya dayı dememek, düşmanının düşmanını sırf bu yüzden dost bilmemek, yanlış da olsa eksik de olsa sadece inandıklarını yapmak, inandığın her şeyi yapamasan da inanmadıklarını hiç yapmamak, inandıklarının arkasında durmak, güvenmek, güveni boşa çıkarmamak, her yerde her şeyi konuşamasan da başka yerlerde başka konuşmamak, yabani ve intibak problemlisi olmadan da bulunduğun kabın şeklini almamayı başarmak, kazanmak için her şeyi mübah görmemek, kaybetmeyi göze almak, kazanamayınca kaybettirmeye çabalamamak… “Düz yaşamanın” gerekleri… Daha nicesini sığdırabiliriz bu özün özünün içine.
Muhsin Başkana karşı mesuliyetlerini yerine getiremeyenlerin parantezine ben giremiyorum, tarihsel olarak. Ama anlattığım bunca şeyin ardından, adını böylesine ağzıma alabilmeye devam edebilmek için, bu ahlaki ve psikolojik üstünlüğü korumak için, iç büyüklüğümü kaybetmemek için, benim de mesuliyetim bu olsa gerek.
Rahmet olsun başkanım.
Sana söz,
Düz yaşayacağız!
"Biz varız!" demek için bugün Konya sokaklarındaydık.
Üzülen, buruk milletimize faydalı olabilmek adına; Anahtar Parti Konya Gençlik Kolları Üniversiteler Birimimiz, Bosna Hersek Mahallesin’de iftara geç kalan vatandaşlarımıza iftariyelik ikramında bulundu.
Bayrağımıza yapılan hadsiz saldırı üzerine Konya Gençlik Kolları olarak bir araya geldik.
Başkanımız Sn. Av. Ahmet YAVUZ’un liderliğinde, gençlik hareketimizin yeni dönem yol haritasını belirledik. Milli değerlerimizin yılmaz savunucusu olmaya devam edeceğiz!
Anahtar Parti Konya Gençlik Kolları olarak, Miraç Kandili akşamı Konya Kapu Camii’de vatandaşlarımıza kandil simidi ikramında bulunduk.
Tüm İslam Aleminin Miraç Kandilini kutlarız.