"Allah'ı gücendirmeden ��eytan'ın hakkını verenler"
ile
"İyi'yi incitmeden Kötü'nün hakkını verenler"
arasında 'insan-oluş'umuzdan iğrendik.
Kader bu ya; Tarih'in düşen tarafına denk geldik.
Yine de şükür ki, iki ayaklı her yaratığın
artık insan olmadığını öğrendik.
Osman Kemâlî Bey şöyle buyurmuş;
"Zarf-ı insana bürünmüş nice hayvan var ki
Âna insan demek insanlığa bir bühtandır."
Sureti haktan görünmenin "moda" olduğu bir zamanda edebi bir tespit olarak; idrakimize sunmuş olalım.
Durum tam da bu. Ne Akademi kaldı ne de bilim.
Yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada oligarşik bir bilim(!) onay mekanizmasına takılıp kaldık. Elsevier ve Clarivate şirketleri tarafından kapitalistleştirilip milyarlarca dolarlık bir endüstriye döndürülen Akademi sektörü her gün bilim dışı yeni bir iş ve meşguliyetle sınanıyor. Şimdilerde de kalite ve akreditasyon uğruna sabahtan akşama kadar rapor yazıp, “ölçüt, girdi-çıktı, PUKÖ döngüsü vs.” diyerek binlerce sayfa şablon hazırlayan, yayın fetişizmini proje fetişizmine dönüştüren bir rakamsal bir çöplüğe dönüşmüş durumdayız. Yaratıcılık yok, bilim yok, düşünce yok, sürüden kaçış yok, şablon dışına çıkış yok.
Milyarlık bütçeli kardinaller heyeti tarafından onaylanmak zorunda olan akademik kölelerden başka bir şey değiliz. Köleliğine aşık olan kölelerimiz ise sistemce en makbul olanımız . Helvası çoktan kavrulmuş bir dünya Akademi. Bilimsel çaba, özgür düşünce, yaratıcı üretim falan yok; esaretin kutsandığı ve onore edildiği bir kilise topluluğu var maalesef. Tüm dünyada bu sistemin finansörleri de belli. Onların istemediği şekilde düşünenleri ABD’de dahi yerle yeksan ediyorlar. Geçmiş olsun hepimize. Durum bu!
Akademi hakikatin peşinde midir? https://t.co/b88utpYYzU @serbestiyetweb aracılığıyla
Kişi, hakkı kadar haddini de bilmelidir.
Haddini bilmeyen hakkını da kaybeder.
'Hak' ile 'had' arasındaki makûl nisbete 'hürmet' yani 'sınırını bilmek' denir.
Sınır kayboldu mu muhabbet de kaybolur;
ya menfaate
ya tahammüle
ya da riyaya dönüşür.
En nihayet de düşmanlığa...
Tarih yapan bir millete mensup kişiye,
zor zamanlarda, o milletin tarihi 'ağır' gelir.
Bu nedenle, taşımaktan korktuğu milletinin tarihî hikayesinde yer almaktan korkar;
ya kendi hayalî dünyasında
ya da öykündüğü dünyanın taklidî simgeleri içinde yaşamak ister.
olmadı kaçar...
@Yilmaz_Ozdill Bu mantıkla; muhaliflerin bunca yıl aday çıkartıp kazanamadıği yerde, iktidarı beğenmemezlik yapmaması lazım. Kriter buysa ya kriteriniz hatalı ya da benzer olaylardaki tavrınız. Ama böyle güzel. Memlekette okun düşeceği yeri elinde tebeşirle bekleyen çok. Hep tam isabet.
"Haçlılar tüm hasımlarına Türk adını vermekte tereddüt etmedi. Bir kavmin adı olmanın ötesinde bir 'göze alış' karakteri dile getirildiğinde 'Türk' doğdu." İsmet Özel- Türk Olmadıysan Oldun Amerikalı
"Türk Olmadıysan Oldun Amerikalı"
'Türk olmayanlar Türkiye’nin Türkiye olmasına itiraz edenlerdir. Büyük sıkıntı Türklük aleyhine faaliyetlerini Türk kisvesine girip yürütenlerden doğdu.'
İsmet Özel
Bu akşam, peş peşe denk geldiğim iki video.
Birincisi, malum markanın bugünkü indiriminden, diğeriyse Afrika’da bu akşam dağıtılan bir yemekten.
İsmet Özel şöyle demişti:
“Bir yerde, yoksulluğun otomobil markasıyla ölçüldüğü ülkeler, öte yerde bir kap bakla ezmesiyle iki gün geçirmek zorunda olan, bir salgın hastalıkla insanların kitleler halinde öldüğü ülkeler var.
Ama gariplik bu değil.
Asıl garip olan fizikî açlık çekenler karınları doyunca meselelerini çözerken otomobilinin markası yüzünden yoksul sayılanlar iflâh olmaz bir tatminsizlik duygusuyla acı çekiyorlar.”
İsmet Özel, bir süre sonra bunu “Şofbenli, telefonlu yoksulluk” diye özetlemişti.
Ona göre “gelişen yoksulluk”ta kurtulabileceğimiz bir ölçü yok. Her yeni telefon modeli çıktığında geride kalıyorsunuz. Hep yoksulsunuz çünkü yoksulluğunun ölçüsü açlık değil, eşya.”
Şimdi bu videoya bakınca şunu da eklemek istiyorum: Satın aldıklarımız bizi “geliştirmeye” yetmiyor.
Kerhen verilen oyların ve sandığa gitmeyen ortalama %25'lik oyun muhtevasına vakıf olan siyasi akıl bir sonraki seçimde sadece bu potansiyeli yönetebilse %35'e yakın bir oy oranını yakalayabilir kanaatindeyim. Memleket ve millet için hayrolsun. Allah kerimdir.
Bu kerhen verilmiş oylarla girilen son seçimdir. Bence hiçbir siyasi parti aldığı oya güvenmesin. Çok fazla emanet oyun farklı siyasi partilerin tabelasında olduğunu düşünüyorum.
Bunun yanında ittifaka verdiği koşulsuz destek MHP'yi önümüzdeki süreçte AKP'den gelecek oyların ilk adresi konumuna getirmiştir. YRP bu seçimde ittifaka kaybettirdiği oylar vesilesi bir potansiyel gösterse de ileride bu oyların adresi olma şansını azalmıştır kanaatindeyim.
Öyle inanırım ki;bir kişiyi sevmek onun ahlakını,yalansızlığını, eminliğini ve dahi tüm hasletlerini şahsında yaşatma gayretini de ihtiva etsin.O çok sevdiğini söylediği peygamberine nispetle bir ömür yaşadı.O nispette de sevgi ve kıymet gördü. Makamı âli olsun.
#MuhsinYazıcıoğlu