“onun önem verdiği şey görünüşten ziyade kıvrak bir zekâ, ince bir mizah anlayışı ve yüksek entelektüel seviyeydi. özgün düşünceleri olmayan biri, görünüşü ne denli harika olursa olsun çekici gelmiyordu. sonuçta zekâ, ameliyatla artırılabilir bir şey de değildi.”
Bana iki üç tane düz insan lazım ya. Evet, bildiğin düz insan. İşinde gücünde, kafası çalışan, biraz da entelektüel merakı olan dramasız tipler..Birlikte çay kahve içip laflayabileceğim insanlar yani. Herkesin bu kadar olaylı olması beni çok yoruyo sıradan insan hasreti çekiyorum
Bizi kıran biri özür diler, içtenliğine de inanırız. Ama konuşma bittikten sonra onu yeniden aramak gelmez içimizden. Simmel, bazı kırılmaların insanda yarattığı değişimi şöyle anlatır:
“Bu, iz bıraksa bile iyileşebilecek bir yaraya değil, kaybedilmiş bir uzva benzer.”
Kitap okumayı bıraktığınızda ilk kaybettiğiniz şey bilgi değil, zihninizin inceliğidir. Kelimeler azalır, düşünceler sıradanlaşır, hayal gücü daralır. İnsan fark etmeden kendi dünyasını küçültür. Okumak, zihni diri tutmanın yazılı olmayan kuralıdır.
“güzel bir havada, güzel bir ülkede, telaşa gelmeden yol yürümek ve yürüyüşün sonunda da hoş bir manzarayla karşılaşmak, onca yaşam tarzı arasında zevkime en uygun olanı.”
şule gürbüz diyor ya
her şeye yaklaşmak,her şeyi bilmek ve herkesle hemhal olmak zorunda değiliz.bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması,hem onlara hem de bize hürmettir. çünkü sınır,ruhun zırhıdır.herkesi içeri alan,en çok da kendi içindeki evi talan eder.