Ekrem Başkan hayatı boyunca Trabzon’u yaşayan ve dert edinen birisi. Bugün mahkeme salonunda beni görür görmez yüreğinde yaşadığı Trabzon özlemine şahitlik etmek beni duygulandırdı. En zor günde dimdik yanındayız başkanım. İnşallah çok yakında birlikte yaylalara çıkacağız.
İBB Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü Elif Güven, yaklaşık 1,5 yıl sonra bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.
Savunmasına kendisini anlatarak başladı.
Eczacı bir anne ve babanın kızı olduğunu söyledi. Reklam alanında ABD’de eğitim aldığını, kariyeri boyunca Türkiye’nin önde gelen kurumsal şirketlerinde yöneticilik yaptığını anlattı. Aile olarak maddi durumlarının iyi olduğunu söyledi. İBB’de göreve başladığında ise özel sektöre göre daha düşük gelirle çalışmayı kabul ettiğini ifade etti.
Hakkında gözaltı kararı verildiğinde annesiyle birlikte, İtalya’da eğitim gören yeğenlerini ziyaret etmek için yurt dışında bulunduğunu söyledi.
Buna rağmen bazı haberlerde kendisinden “firari şüpheli” olarak söz edildiğini hatırlattı.
Oysa kararın çıktığını öğrenir öğrenmez Türkiye’ye döndüğünü ve kendi iradesiyle adalete teslim olduğunu anlattı.
Ancak bu kez de bazı haberlerde “havalimanında gözaltına alındı” ifadelerinin yer aldığını belirtti.
Ve bütün bunlara şu sözlerle isyan etti…
“Türkiye'ye giren ilk uçağa binerek annemle beraber Türkiye'ye döndüm. Kaçmak aklımın ucundan dahi geçmedi. Açıkçası işlediğim hiçbir suç yoktu. Endişelenmemi gerektiren bir gün olduğunu da sanmıyorum. Kendi ayaklarımla yüce Türk adaletine teslim olmuştum. Bu sebeple içim çok rahattı. Emniyet müdürlüğünde kendimden en iyi şekilde soruları yanıtlayarak ifademi verdim. Tutuksuz yargılanmamızı beklerken sonuç tutuklandım. Tutuklanma evrakına baktığımda ‘kaçma şüphesi’ yazıyordu. Soruyorum Sayın Başkanım. Yurt dışındayken gözaltı kararını öğrenip, uçağa binip Yüce Türk adaletine teslim olan, adresi, yeri, yurdu belli olan, hayatı boyunca hiç suç işlememiş bir kişi olarak ben nasıl kaçma şüphesiyle tutuklandım? Buna isyan edilmez mi…”
Rahmi Koç hadisesi üzerine üç farklı lokasyonda intikam eylemi düzenlenmesi ve azmettirici olarak etnik bölücü bir çete liderinin ismi geçmesi...
Bu eylemler, "daha neler yaparız" mesajı veriyor. Bu bir meydan okuma...
Sayın Rahmi Koç bir bir nükte yapmış arkadaşlar da incinmiş.
Yıllardır lazların aklı saat 12’den sonra çalışmaz deyip Karadenizliler ile alay edilirken biz hiç böyle tepki vermedik. Sizin bu hassasiyetiniz nereden geliyor? Açıklarsanız seviniriz.
Utanç verici!
Bugün diplomamı iptal eden zihniyet, yarın sizin malınıza, mülkünüze, paranıza, işinize el koyar demiştim.
Asırlardır şehr-i emanete, İBB’ye ait olan; İBB Miras’ın olağanüstü restorasyonu ile 16 milyon’a ait Yerebatan Sarnıcı’na da göz koydular, el koydular.
İşte gelinen nokta budur.
Yazıklar olsun!
Ortada şu an devlet aklı falan yok.
AKP aklı var, o da ancak AKP ve benzerlerini idare eder. CHP’nin kendine özgü yönetilememe becerisi vardı zaten.
AKP aklıyla CHP yönetmeye kalkarsan böyle bocalayıp durursun işte.
Bu mecra (yani twitter veya X) çok reel değil. Burada trol veya isimle yazan çok fazla gerizekalı istilası var.
Mesela o kadar gerizekalı var ki muhalefetin yolsuzluk iddialarından bahsediyorlar. Be kardeşim 1,5 milyar dolarlık köprüye 15 milyar dolar Hazine garantisi mi vermişler?
Ya da süresi dolmuş ve devlete devredilmesi gereken köprüyü yılda en az 1 milyar dolardan olmak üzere 6 yıl daha en az 6 milyar dolara müteahhide mi bırakmışlar?
Sadece 2 köprüde 10-15 milyar dolar kime nasıl gitmiş?
Türkiye YOLSUZLUK ENDEKSİNDE 40-50. sıralardan 124. sıraya düşmüş; bu kadar yolsuzluk kokuşmasını Belediyeler mi yapmış?
Gelip "tüm yolsuzlukları bitirelim" deseler BAŞIM üstüne diyeceğim. Ama utanmadan bu kıt zekaları ile sadece muhalefeti yolsuzlukla suçlayabiliyorlar.
Gerçekten çok zeka özürlü bir mecra... O nedenle sanırım cevap konusunda kısıt getireceğim. İnsan bu kadar utanmazlığa ve gerizekalılığa dayanamıyor.
@ilhankesici “Her iki toplantı da, kendi taraftarlarını tatmin eden olgunluk ve sayıda toplantılar oldu.”
gerçekten böyle düşünüyorsanız ya “parti küçük olsun bizim olsun” düşüncesindesiniz, ya da 35 yıldır takdir ederek izlediğimiz “hesap uzmanı” kimliğinizi bi cümleyle imha ettiniz.
I stand with Katie.
5 incidents in 5 days. I left the court with 2 stitches and a bruised knee. Thankfully, it wasn’t worse.
Do we really have to wait until a player is seriously injured before these courtside boards are removed?
Player safety must come first.
#rolandgarros
#AzizYıldırım
UEFA ve CAS kararlarıyla "Fenerbahçe'nin Şike Yaptığı kesindir.
Yine Türkiye'de iktidarı ve muhalefetiyle @Fenerbahce'nin korunduğu kesindir.
Tam 15 yıldır konuşuyorum.
Bu konuda iki de kitap yazdım.
Hadi konuşturma da görelim.
Hodri meydan.
Cumhuriyet Halk Partisi için çıkan mutlak butlan kararı üzerine görüşlerimi açıklamak isterim.
Bu konu CHP’nin iç meselesidir. Taraflar, şikayetçiler, mağdurlar ve şüpheliler CHP’lidir. Bu meselede prensip olarak bir tarafı ilzam etmek gibi bir düşüncem yoktur. Merhum Erbakan Hocamız böyle durumlarda hiçbir fikir beyan etmez, “Onlar birbirlerini daha iyi tanır ve genelde birbirler için söyledikleri doğrudur. Biz bu konuda taraf olmayalım.” derdi.
Ancak bir hukukçu ve siyasetçi olarak meseleye bakış açım şöyledir. Ben, BAM Dairesi’nin 20 sayfalık kararını okudum. Bir hukukçu olarak bu kararı yetki, görev ve usul hukuku bakımından yanlış buluyorum.
Bugüne kadar Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve ilgili hususlarda YSK dışında bir hukuk mahkemesi karar vermedi. Kararı, konjonktürel bir karar niteliğinde görüyorum. Asıl vahim olan bu kararın ihtiyati tedbirli olarak verilmesidir. Oysa Yargıtay denetiminden geçmesi açısından tedbirli olmadan da karar verilebilir ve bugünkü kaos ortamı oluşmayabilirdi. Kararın Yargıtay’da kesinleşmesi durumunda gerekli tüm işlemler kavgasız sonuçlanırdı. Uygulamada böyle bir tedbirli karar da görülmedi. Bütün bu durum karşısında Yargıtay’a düşen görev, bir an önce hukuka ve hakkaniyete uygun bir karar vermesi ve tedbirin kaldırılmasıdır.
Siyaset açısından baktığımızda da gördüğümüz manzara iç açıcı değildir. Bendeniz, üç partisi Anayasa Mahkemesi tarafından, bir partisi de 12 Eylül Darbesi ile kapatılmış; yine bir partisi kapatılmaktan bir oy farkla dönmüş, açılan her davada hakkında siyaset yasağı talep edilmiş bir siyasetçiyim. BAM kararı elbette bir parti kapatma kararı değildir ancak sonuçları itibariyle bir partiyi işlevsiz hale getirmek, içini karıştırmak ve gücünü yok etmek neticesini doğurabilecek bir karardır. Kendi tecrübemle söylemek isterim ki bu tür müdahaleler siyasi partilerden daha çok başta siyaset kurumu olmak üzere kurumların işlevsiz kalmasına ve demokrasinin yolunun kesilmesine sebebiyet verir.
Merhum Erbakan Hocamız partimiz her kapatıldığında kimseyi sokağa, taşkınlığa ve vurup kırmaya teşvik etmemiştir. Alınan kararı üzüntüyle karşılar ve büyük davamız yanında bunun nokta kadar değeri yoktur diyerek yoluna devam ederdi. Biz yolumuza devam ettik ve AK Parti ile milletimizin yolunun bizimle olduğuna inandık. Düşe kalka ama dosdoğru yürüdük. AK Partiyi kuran kadro nice darbeler, muhtıralar, yol kesmeler, tehditler ve kumpaslara rağmen yıllardır milletin güvenini taşıyor. Yine bu kadro, önüne kurulan barikatları tekme tokatla yıkmak yerine zaman içerisinde hukuk ve sabırla milletimize güvenerek yoluna devam ediyor. “Muhtar bile olamaz!” çığlıklarının atıldığı günden bugüne geldiğimizde, hukuka ve aziz milletimize güvenimiz neticesinde de bugün 11 yıl kesintisiz Başbakanlık, 12 yıldır da kesintisiz Cumhurbaşkanlığı görevi yapan bir liderimiz ve milletimizin gönül tahtında olan AK Partimiz var.
Sadece hainsindir,
Sadece zavallısındır,
Sadece sığıntısındır,
Sadece iğrençsindir.
Sadece bunlardan biri olsan; yanlıştır ama insanlık halidir, bi sıkıntısı vardır denip anlaşılmamaya çalışabilir, düzeltilmeye çalışılabilir.
Ama hepsi birden olmuşsan, senden bi b.k olmaz oğul
İYİP ve Zaferin zor günde CHP’ye desteği Türk demokrasisi için sağlıklı bir şey velakin Dem ve Kürt diye tutturan CHP için bu ittifakın devam şansı yoktur. Zafer ve İYİP istese de böyle bir ittifak yapamaz.