Is this a goddess figure, or an elderly woman who earned high status in her community?
Neolithic female anthropomorphic figure carved from marble, excavated from a site in Catalhoyuk, Turkey, c. 5500-8000 BC.
İnanılmaz bir şey çıktı karşıma. Aadam Jacobs, 1989’dan beri 10.000’den fazla konseri gizlice kaydetmiş ve şimdi bu arşivi ücretsiz kullanıma açmış.
Felaket gruplar, müzisyenler var içinde.
Orhan Veli’den sonra sanata en büyük katkıyı sunmuş adam. Biraz olsun müzik seviyorsanız mutlaka kaydedin, paylaşın, saklayın bunları.
Arşiv; https://t.co/tXX0CNrWMI
Yavuz Çetin’in Bodrum Beyaz Ev Kayıtları Yayımlandı!
Yavuz Çetin’in Bodrum kayıtları Groovie Studio London etiketiyle yayımlandı. Söz konusu albüm Yavuz Çetin’in bir dönem Bodrum Beyaz Ev’de çaldığı şarkılardan oluşuyor. 7 şarkıdan oluşan albüm toplamda 27 dakika uzunluğunda ve tüm dijital platformlarda yayında.
https://t.co/XSDc3w7wo8
Canlandığı tüm karakterlerin hakkını fazlasıyla veren sinema ve tiyatro oyuncusu Ahmet Uğurlu geçtiğimiz sene vefat etmişti. Bu dünyadan bir Ahmet Uğurlu geldi, geçti. Adına kitaplar yazılası, belgeseller çekilesi bir sanat insanı… “Tabutta Rövaşata” filminin yönetmeni; Derviş Zaim bir röportajında şöyle anlatmış güzel insan Ahmet Uğurlu’yu 🌸
Başarılı yönetmen, ilk filmi Tabutta Rövaşata'yı imkansız denebilecek koşullarda yaptığını dile getirerek, şunları kaydetti:
"İngiltere'de master yaptım geldim. Orda yazdığım bir senaryo vardı. Onu aldım, Yeşilçam dışından tanıdığım birkaç yapımcıya götürdüm. Tabii ki beni aramadılar. Dolayısıyla şu düşünce kafama yavaş yavaş oturmaya başladı. Yaparsam şimdi yapacağım ya da hiç yapmayacağım. 'Ölmüş eşek fiyatına film nasıl yapılır' adlı çalışmaya giriştik. Tabutta Rövaşata'nın senaryosunu çok iyi yazdım. Ahmet Uğurlu ve Haluk Bilginer 'Çöplük' diye bir oyun oynuyordu Moda'da. Kuliste bekledim. Uğurlu çıkarken dedim ki, 'Abi seninle görüşmek istiyorum'. O da telefonunu verdi, sağ olsun nazik bir adam olduğu için. Ona, 'Ben film çekeceğim, para arıyorum. Para bulursam sana geleceğim, bulamazsam da sana geleceğim.' dedim. 'Tamam, ver senaryoyu okuyayım.' dedi. Okudu, beğendiğini söyledi. 'Çalışmak ister misin?' diye sordum. 'İsterim.' dedi. 'Para arıyorum.' dedim. 'Aramaya devam et.' dedi. Sonra Tuncel Kurtiz'e de senaryoyu verdim. Kurtiz, 'Senaryoyu beğendim, başrolü verirsen oynarım.' dedi. Ben de ona 'Başrolü vermem.' dedim. 'O da oynamam.' dedi. Sekiz ay Tuncel Kurtiz beni kapıdan kovdu, ben bacadan girdim. Sonra para bulamayacağım anlaşılınca anneme gittim. 60 kutu negatif film alabileceğim parayı verdi. Değerli film yönetmeni ve belgeselcisi, Türk belgeselinin duayeni Suha Arın bana bir kamera ve iki ışık verdi. Bir tane Tavus kuşu aldım. Görüntü yönetmeni ve öteki ekip benim Rumelihisarı'ndan çay ve kahve arkadaşlarımdı. Onlar bana yardım etti. Ahmet Uğurlu geldi, Tuncel Kurtiz'e gittim, 'Geliyor musun?' dedim. 'Nalet olsun, geliyorum.' dedi. O filmi yaptık."
The Urfa Man (Balıklıgöl Statue) is a limestone statue dating to the Pre-Pottery Neolithic Period (9000 – 11,500 BC) discovered accidentally during road construction near Balıklıgöl in Şanlıurfa, Türkiye 🇹🇷, in 1993. It is a life-size, naturalistic male figure, approximately 1.93m tall. It has ears, obsidian eyes, and a nose, but no mouth. Its hands are clasped in front, and its lower part has a "U"-shaped base instead of feet.
It is considered the world's oldest known life-size human statue (unlike smaller Paleolithic figures) and serves as artistic evidence of the Neolithic Revolution. It predates the invention of writing by 6,000 years and the pyramids by 4,000 years. It is associated with nearby settlements such as Göbekli Tepe and is on display at the Şanlıurfa Archaeological Museum. The meaning of the statue—virility symbol, prayer figure, or ritual object—is debated, but it illuminates the early settlements of Mesopotamia in human history.
#drthehistories
Anadolu ve kedigiller: Binlerce yıllık bir dostluk öyküsü...
Hacılar'da gün yüzüne çıkarılan 8 bin yıllık bu küçük heykelde kucağındaki kediye sarılmış ve leopar koltuğuna oturmuş bir "ana tanrıça" temsil edilmiş:
Aramızdan ayrılışının birinci yılında Gökçe'yi bitmek bilmeyen bir sevgiyle ve özlemle anıyoruz. Onun müziğe ve hayata kattığı özgünlük, bize hâlâ ilham vermeye devam ediyor.
Gökçe’nin sesi kulağımızda, bıraktığı iz ise hep kalbimizde… 🖤
📷: Burak Yıldırım
#gökçeakçelik
Sonra birdenbire çöküyorum ve dünyanın en yalnız insanı oluyorum. Dün yaptığım her şey aptalca geliyor. Kendime katlanamıyorum. İçtenlikle saygı duymadığım hiç kimseye tek kelime etmek istemiyorum.