AK,PARTİ KURUCU ÜYESİ,2002’den de beri R.T.E nın Makinisti olduğu Trenden inmeyen 28/Dönem İstanbul 3 Bölge Milletvekili A,Adayı.Güroymak Genç iş Adamları.
Senin emeklerini zayi eden, seni üzen, senin güvenip sonradan sana ihanet eden, senin davanı kirleten, kim varsa. Seni üzen kim varsa.
Allah onu Kahretsin. Allah senin hakkını yerde bırakmasın.
TÜM HEDEFLERİ…
👉 Erdoğan’sız bir TÜRKİYE. @RTErdogan
👉 Bahçelisiz bir TÜRKİYE @dbdevletbahceli
Evet peşin söylüyorum. Bunu yapan içimizdeki satılık hainlerdir. Hain olan birini satın almak çok kolaydır.
Devletini satar, liderini satar,akrabasını,arkadaşını,ailesini. Hatta dinini, İmanını bile satar.
Baktılar Türkiye büyüyor, terör bitiyor, E” her türlü darbeyi denedik olmadı diyip, can damar olan ekonomiye saldıralım dediler, bu şekilde darbe yapalım dediler
Sayın Erdoğan ‘a türlü,türlü darbeler yapıldı. Hepsini bertaraf etti. Bu darbeyide, Allah’ın izniyle bertaraf edecek.
Sayın Erdoğan’ı sevmeyenler bile şunu diyorlar. Dünya ateş çemberiyken Erdoğan ülkemizi güvende tuttu savaşa sokmadı, dış politikada çok akıllı adım attığını savunuyorlar.
Bizim tek derdimiz amacımız, halkımızın yanında olmak. Sizlerin yanında olmak,gelen iyi haberleri en hızlı şekilde ulaştırmak.
Ancak burada Fon’un ne olduğunu bilmeyen Kötü niyetlilerin hakaretlerine maruz kalıyoruz.
Kimsin sen, makbuz gönder görevin ne. Türlü hakaretler.
Ağzına,yüreğine kalemine sağlık. Kıymetli Abim.
Neler çektiğimizi,ne zorluklarla bu Partiyi kurduğumuzu sizin kadar kimse bilmez zaten.
@RTErdogan@Akparti@mkulunk
AK Parti’nin tabanı kimdir?
Çıkarsız… Beklentisiz… Hesapsız…
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ideallerine inanmış, onun yürüdüğü yola gönül vermiş; yıllar boyunca hiçbir zorluğa aldırmadan, hiçbir bedelden kaçmadan yanında dimdik durmuş insanlardır.
Evindeki sofradan eksilten, kendi ekmeğini bölüşen; cebindeki son imkânıyla dava arkadaşına destek olan insanlardır.
Geceleri uykusuz kalan, yüzüne kapanan kapılara aldırmayan, elinde üye formuyla kapı kapı dolaşan, yağmurda, soğukta, sıcakta mitingden mitinge koşan insanlardır.
“Yeter ki seçimleri kazanalım, yeter ki bu ülke yoluna devam etsin” diyerek kendi ikbalini, kendi makamını, kendi hesabını hiç düşünmeden çalışanlardır.
İşte AK Parti’nin gerçek tabanı budur.
Bu insanlar makam istemedi. Koltuk istemedi. İhale, mevki, güç, şöhret hesabı yapmadı. Onlar sadece inandıkları değerlerin, ülkelerinin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mücadelesinin yanında durdular.
Bugün o insanların en büyük kırgınlığı da tam burada başlıyor.
Çünkü yıllarca bu hareketin yükünü omuzlarında taşıyan, bedel ödeyen, cefasını çeken, gecesini gündüzüne katan bu fedakâr insanlar; kendi çıkar ve ikballeri uğruna makamlarına sımsıkı sarılanları, “Bizi buradan kimse alamaz” anlayışını ve milletin vicdanını inciten görüntüleri kabul etmek istemiyor.
Devletin ve milletin menfaatlerini ilgilendiren ağır iddialar karşısında herkesin sorumluluğunu taşıması, gerektiğinde hesap vermesi ve makamın emanet olduğunu hatırlaması gerekir.
Çünkü koltuklar kimsenin mülkü değildir.
O koltukların altında, yıllarca kapı kapı dolaşmış insanların ayak izleri vardır.
O koltukların arkasında, seçim geceleri uykusuz kalmış insanların emeği vardır.
O koltukların altında, evindeki ekmeğini bölüp bu davaya gönül vermiş insanların alın teri vardır.
Ve hiçbir makam, o insanların vicdanından daha büyük değildir.
Bu nedenle AK Parti’nin cefakâr ve vefakâr tabanı, kendisinin fedakârlıklarıyla büyüyen bir hareketin çıkar ve ikbal hesaplarının kirli çarklarında öğütülmesini istememektedir.
Bu taban, yıllarca taşıdığı yükün karşılığında makam değil; adalet, vefa, hakkaniyet ve emanete sadakat görmek istemektedir.
Çünkü bu dava, koltuklara tutunarak değil; gerektiğinde koltuklardan vazgeçebilecek kadar samimi insanların omuzlarında yükseldi.
Ve bugün o insanlar aslında tek bir şey söylüyor:
“Biz bu davaya makam için değil, inandığımız için gönül verdik.
Biz bu yolda çıkarımız için değil, ülkemiz için yürüdük.
Biz fedakârlık yaptık; şimdi aynı fedakârlığı makam sahiplerinden bekliyoruz.”
Unutulmasın:
Bir davayı büyütenler,o dava uğruna hiçbir karşılık beklemeden bedel ödeyenlerdir.
AK Parti’nin tabanı bunu hak etmiyor.
Bu millet bunu hak etmiyor.
Yıllarca fedakârlık yapan, inanan, sabreden ve dimdik duran insanlar; kendi emeklerinin, kendi inançlarının ve kendi davalarının kişisel hesaplara kurban edilmesini asla hak etmiyor.
@S_Fahri34@RTErdogan@abakingurlek@tcbestepe Fahri bu olay olmadan önce Fon’un ne olduğunu bilmiyordum.
Bizim davamız halkımızın sesi olmak. Halkımızın sesi olmak, mağdur olanın yanında olduğumuzu anlatmaktır kardeşim.
Biz sayın Erdoğan’ın gerçek yol yoldaşıyız.
BİRİ ÇIKSIN BU İNSANLARA BİR AÇIKLAMA YAPSIN ARTIK.
Millet bekliyor.
Yarın öbür gün kendine zarar veren olursa hiç şaşırmam.
Bunun bedelini hiç kimse ödeyemez. Hiç kimse bunun altından kalkamaz.
@RTErdogan@abakingurlek@tcbestepe
Ağzına,yüzüne,kalemine sağlık. Kıymetli Abim.
Neler çektiğimizi,ne zorluklarla bu Partiyi kurduğumuzu sizin kadar kimse bilmez zaten.
@RTErdogan@Akparti@mkulunk
AK Parti’nin tabanı kimdir?
Çıkarsız… Beklentisiz… Hesapsız…
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ideallerine inanmış, onun yürüdüğü yola gönül vermiş; yıllar boyunca hiçbir zorluğa aldırmadan, hiçbir bedelden kaçmadan yanında dimdik durmuş insanlardır.
Evindeki sofradan eksilten, kendi ekmeğini bölüşen; cebindeki son imkânıyla dava arkadaşına destek olan insanlardır.
Geceleri uykusuz kalan, yüzüne kapanan kapılara aldırmayan, elinde üye formuyla kapı kapı dolaşan, yağmurda, soğukta, sıcakta mitingden mitinge koşan insanlardır.
“Yeter ki seçimleri kazanalım, yeter ki bu ülke yoluna devam etsin” diyerek kendi ikbalini, kendi makamını, kendi hesabını hiç düşünmeden çalışanlardır.
İşte AK Parti’nin gerçek tabanı budur.
Bu insanlar makam istemedi. Koltuk istemedi. İhale, mevki, güç, şöhret hesabı yapmadı. Onlar sadece inandıkları değerlerin, ülkelerinin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mücadelesinin yanında durdular.
Bugün o insanların en büyük kırgınlığı da tam burada başlıyor.
Çünkü yıllarca bu hareketin yükünü omuzlarında taşıyan, bedel ödeyen, cefasını çeken, gecesini gündüzüne katan bu fedakâr insanlar; kendi çıkar ve ikballeri uğruna makamlarına sımsıkı sarılanları, “Bizi buradan kimse alamaz” anlayışını ve milletin vicdanını inciten görüntüleri kabul etmek istemiyor.
Devletin ve milletin menfaatlerini ilgilendiren ağır iddialar karşısında herkesin sorumluluğunu taşıması, gerektiğinde hesap vermesi ve makamın emanet olduğunu hatırlaması gerekir.
Çünkü koltuklar kimsenin mülkü değildir.
O koltukların altında, yıllarca kapı kapı dolaşmış insanların ayak izleri vardır.
O koltukların arkasında, seçim geceleri uykusuz kalmış insanların emeği vardır.
O koltukların altında, evindeki ekmeğini bölüp bu davaya gönül vermiş insanların alın teri vardır.
Ve hiçbir makam, o insanların vicdanından daha büyük değildir.
Bu nedenle AK Parti’nin cefakâr ve vefakâr tabanı, kendisinin fedakârlıklarıyla büyüyen bir hareketin çıkar ve ikbal hesaplarının kirli çarklarında öğütülmesini istememektedir.
Bu taban, yıllarca taşıdığı yükün karşılığında makam değil; adalet, vefa, hakkaniyet ve emanete sadakat görmek istemektedir.
Çünkü bu dava, koltuklara tutunarak değil; gerektiğinde koltuklardan vazgeçebilecek kadar samimi insanların omuzlarında yükseldi.
Ve bugün o insanlar aslında tek bir şey söylüyor:
“Biz bu davaya makam için değil, inandığımız için gönül verdik.
Biz bu yolda çıkarımız için değil, ülkemiz için yürüdük.
Biz fedakârlık yaptık; şimdi aynı fedakârlığı makam sahiplerinden bekliyoruz.”
Unutulmasın:
Bir davayı büyütenler,o dava uğruna hiçbir karşılık beklemeden bedel ödeyenlerdir.
AK Parti’nin tabanı bunu hak etmiyor.
Bu millet bunu hak etmiyor.
Yıllarca fedakârlık yapan, inanan, sabreden ve dimdik duran insanlar; kendi emeklerinin, kendi inançlarının ve kendi davalarının kişisel hesaplara kurban edilmesini asla hak etmiyor.
Yaşanılan fon krizi ile alakalı süreci sulandırmaya, zihinleri bulandırmaya ve piyasaları belirsizliğe sürükleyecek açıklamalara artık son verilmelidir. Böylesine ciddi bir süreçte herkes sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli, kamuoyunun güvenini zedeleyecek söylemlerden uzak durmalıdır.
Bir taraf meseleyi “dış güçler” söylemine bağlayarak Millî İstihbarat Teşkilatımızı zan altında bırakmaya çalışıyor. Diğer taraf ise çeyrek asırlık AK Parti teşkilatını ve milyonlarca mensubunu, birkaç kişinin yaptığı iddia edilen yanlışlarla aynı kefeye koymaya çalışıyor. Bu yaklaşım ne hakkaniyetlidir ne de siyasi gerçeklikle bağdaşmaktadır.
AK Parti, milyonlarca insanın emek verdiği büyük bir siyasi harekettir. Bu büyük yapı içerisinde art niyetli davranan, kişisel çıkar peşinde koşan kim varsa Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar olduğu gibi gereken iradeyi ortaya koyacaktır.
Bırakın kurumlar görevini yapsın. Hukuk, denetim ve devlet mekanizmaları kendi işini yapsın. Hiç kimse soruşturmanın yerine geçerek hüküm vermesin; hiç kimse de süreci kendi siyasi hesabına alet etmesin.
Ancak bununla birlikte süreç mutlaka şeffaf yürütülmelidir. Başta Hazine ve Maliye Bakanlığımız olmak üzere ilgili resmî kurumlarımız ve bürokratlarımız bu süreçte daha aktif olmalı, kamuoyunu düzenli ve açık biçimde bilgilendirmelidir. Ekonomik güvenin en temel şartı, belirsizliğin ortadan kaldırılmasıdır.
Resmî açıklamaların gecikmesi, bilgi boşluğu oluşturulması ve bu boşluğun “Yönetimde ben olsam çözerim” diyerek kendisini kurtarıcı ilan eden siyasi fırsatçılara bırakılması kabul edilemez.
Süreç nereye giderse gitsin, kime uzanırsa uzansın; devletimizin gereğini yapacağından kimsenin şüphesi olmasın.
Çünkü mesele yalnızca siyasi bir tartışma değil; vatandaşın devlete, ekonomiye, piyasalara ve adalete olan güven meselesidir!
Hırsıza sadece hırsız demek yetmez. Hırsız kuyruğundan yakalanmışsın cezasını vereceksin.
Şununda vurgulamak isterim tekrar.
Bu mesele sadece hırsızlık meselesi değil.
Bu doğrudan ülkemizin ekonomisine yapılan bir darbedir. Ve sayın cumhurbaşkanımıza yapılan bir komplodur.
Bu kadın ve beraberinde kim varsa.
Ucu kime dokunursa dokunsun,Tutuklamadığı sürece,yargılanmadığı sürce. Kimseye bişey anlatamayız,temize çıkamayız.
Bu kadın hâlâ tehditler savurur. Birilerine mesaj veriyor. Çıkıp önemli açıklamalar yapabilirim diyor.
Bu kime? Veya kimlere mesaj veriyor?
Hiç kimsenin gücü devletin gücünün üstünde değildir.
Artık gereği yapılsın.
Artık sorulara cevap veremiyoruz, Başımızı kaldıramaz hale geldik.
Allah ahirette, bu üç kişilerin yüzüne bakmaz.
1- Allah’ın verdiği nimetleri kendinin zaneden,paylaşmayan,cimrilik eden kişiler.
2- Dünya malı uğruna insanları aldatan,hileyle kazanç sağlayan,ve haram yiyen kişiler.
3- Devleti ve makamını kendi gücü için kullanıp zülüm edenler.
Bunların ahirette yeri yoktur.
Başımı kapattım, Hacca gittim, umreye gittim,tamam, E’ namazda kılıyorum tamam.
Yok öyle bişey. Neyle gelirsen gel kul hakkıyla gelme demiş Rabbimiz.
Hiç kimse zannetmesin, bu ihanet şebekesinin yaptıkları yanlarıda kar kalacağını.
Sayın cumhurbaşkanımızı iyi analiz edin.
Öncelik insanların mağduriyetidir diyor. Ülkenin ekonomisi diyor.
BU SEFER KALEYİ İÇTEN FETİH ETMEK İSTEDİLER.
Biz itiraz emiyoruz, biz diyoruzki evet içimizdeki hainler, bizden,görünen bizimkiler yaptı.
Biz yapanlara,hırsızsın,ahlaksızsınız
kalitesizsiniz diyoruz.
Ama şunuda açık,açık söylüyoruz. Bu sefer kaleyi içten Fetih etmek istediler diyoruz. Ekonomiye,siyasete vurulmuş darbe diyoruz.
Bu Hatayıda kabul etmeliyiz. Bu önlenebilirdi, bunun önüne geçilebilinirdi. Ama bu sinsiler içeriden oldukları için,maksatlarına ulaşmak için,tüm önlemlerin önüne geçmişler.
Kimse zannetmesin bu işi sadece adı geçenlerin tek başlarına yaptığını. Öz akılarıyla,yetenekleriyle yaptıklarını. Bunları onlara yaptıran,üst akıllardır.
Yıllardır haykırıyoruz, diyoruzki içimizde hain var, içimizde yapılanma var diyoruz. Ancak sesimiz bir yere kadar ulaşıyor. Veya ulaştırılmıyor.
Sayın cumhurbaşkanımız, artık AK,Partiyi sil baştan tadilata sokmalıdır. Aynı “15 Temmuz darbesinden sonraki gibi gerekirse silbaştan yeniden kurmalıdır.
@RTErdogan@tcbestepe@Akparti@_cevdetyilmaz@oktay_saral