İmza töreninde yaşanan bu sahne, yönetim literatüründe operasyonel takip, süreç hakimiyeti ve sonuç odaklı liderlik anlayışına dair ders niteliğinde detaylar barındırıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu andaki sergilediği yönetici profilini ve iş takibini özetlemek gerekirse:
EVLENİYOR MUSUN?
Bizim Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ağzı biraz bozuk hocamız vardı. Bir gün derste, hiç beklemediğimiz bir yerde sözü evliliğe getirdi ve dedi ki:
“Evleneceğiniz kadında üç şeye bakın: bileği, çekmecesi ve annesi.”
Gençtik. Önce güldük, sonra şaşırdık. Bilek ne alaka, çekmece ne alaka, anne ne alaka?
Meğer adam, bir cümlenin içine bir medeniyetin evlilik terazisini koymuş.
Bilek dediği yalnız kemik inceliği değildi. Zarafetti. İnsanın hareketine sinmiş ölçüydü. Bir bardağı tutuşunda, bir çocuğun başını okşayışında, sofraya ekmek koyuşunda belli olan o ince kadınlık hâliydi.
Çekmece dediği yalnız eşya düzeni değildi. İç dünyanın aynasıydı. Dağınık bir çekmece bazen dağınık bir ruhun, titiz bir çekmece bazen emanet bilen bir kalbin işaretidir. Çünkü insan evvela küçük şeylerde belli olur. Büyük laflar herkeste vardır; asıl insan, mendilini nereye koyduğunda anlaşılır.
Anne dediği de yalnız genetik değildi. Zamanın insanda neyi büyüttüğüne bakmaktı. Güzellik yaşlanınca hırsa mı dönmüş, huya mı? Yüz çizgileri merhametle mi derinleşmiş, öfkeyle mi? Bir kadın annesine benzeyebilir; bazen yüzüyle, bazen sesiyle, bazen de kırıldığı yerde verdiği tepkiyle.
Ben de bugün o hocanın sözüne birkaç şey eklemek isterim.
Evvela kadına değil, kendine bak.
Sen yurt tutacak adam mısın?
Yuva kurmakla ev açmayı aynı şey sanmıyor musun?
Belâ gelince kapının eşiğinde duracak mısın, yoksa ilk rüzgârda savrulacak mısın?
Fakirlik, hastalık, borç, dert, gurbet, kırgınlık geldiğinde o evin direği olabilir misin?
Çünkü evlilik yalnız sevda treni değildir. Evlilik biraz da nöbettir.
Birbirinin uykusuna, hastalığına, suskunluğuna, yaşlanmasına nöbet tutmaktır.
Sonra karşındakine bak.
Kavga ve gürültü içinde büyümüş bir kalp mi getiriyor sana? Eğer öyleyse, o evin yankısı sizin evinizde de duyulur mu? İnsan çocukluğunun sesini kolay susturamaz. Bazıları sevgiyi bağırmadan anlatamaz; bazıları huzuru görünce bile huzursuz olur.
Kadın olmanın keyfini yaşayan biriyle mi evleniyorsun, yoksa dünyaya erkek gelmediği için kendine küsmüş biriyle mi? Bu ince bir meseledir. Çünkü kendi varlığıyla barışık olmayan insan, başkasının varlığına da huzur veremez. Kadınlığını yük bilen de, erkekliğini tahakküm sanan da yuvaya denge değil, hesap getirir.
Dedikoduya teşne biriyle mi evleniyorsun?
Başkasının kusuruyla beslenen bir dil, bir gün kendi evinin etini de yer. Bugün komşuyu çiğneyen yarın seni de çiğner. Çünkü gıybet, önce dilin değil, kalbin bozulmasıdır.
Bir de şuna bak:
Merhameti var mı?
Hayvana, çocuğa, yaşlıya, garsona, kapıcıya, hastaya, düşküne nasıl davranıyor? İnsan kendinden güçsüz olana nasıl davranıyorsa, gerçekte odur. Büyük sofralarda takınılan nezaket aldatabilir; ama küçük bir öfke anı insanın bütün terbiyesini ele verir.
Ve nihayet şunu unutma:
Evlilik, iki kişinin birbirini beğenmesi değildir sadece. İki soyun, iki evin, iki çocukluğun, iki yaranın, iki duanın, iki korkunun aynı çatı altında imtihana girmesidir.
Onun için eski insanlar “hayırlı kısmet” derdi. “Güzel kısmet” demezdi, “zengin kısmet” demezdi, “hayırlı” derdi.
Çünkü güzellik solar. Para azalır. Heves geçer. Ama huy kalır. Edep kalır. Merhamet kalır.
Bir de insanın zor günde kim olduğu kalır.
O yüzden evleneceğin kişiye bakarken yalnız gözünle bakma.
Soyuna sopuna değil, haline bak.
Sözüne değil, susuşuna bak.
Gülüşüne değil, öfkesine bak.
Süsüne değil, çekmecesine bak.
Gençliğine değil, annesinin yaşlanışına bak.
Ve hepsinden önce aynaya bak:
Ben bu yuvaya yük mü olurum, yoksa omuz mu?
Ak Parti'den seçilen Bahçelievler'in Belediye Başkanı @DrHakanBahadir
bakkala giriyor; küffara cenk başlatmış bir hakan, bir bahadır edasıyla 4 hata birden yapıyor.
1) "Nerelisin?" diyor. Velev ki Suriyeli, konuyla ne ilgisi var?
2) Sen diye hitap ediyor.
3) Muhasebecisini arıyor. Sana da ceza keseceğim diyor. Muhasebeci vergi veya ruhsat memuru mudur?
4) Kameralar olmasa kuvvetle muhtemel ya çok yumuşak davranacak ya daha sert davranacak.
Elbette bir belediye başkanı problem varsa ruhsat vermez.
Ama belediye başkanı olmak birilerine üst perdeden konuşma ruhsatı da vermez.
@HaberReport Bu laleler kim yahu, acilen bu işten el çektirilmesi gerekiyor. Müzik de açamazsın, böyle alaycı da davranamazsın, etrafında tavaf yapıyorlar diye uyduramazsın da… tanrı size merhamet ihsan ede
@evvelzama Sizi tanrılaştıran şey amelleriniz ise iman ettiğiniz yaratıcının kaidelerini tekrardan gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Ameller tanrının hesaba çekeceği husustur. Amellerin siz de kibir oluşturmasına engel olun.
@ravzakarakulah@TemettucuY@anonimuhabir İzahatınız hem homoları hem homo sapiensleri aydınlatmaya yönelik olduğunu, belagatınızı gayet başarılı bulduğumu söylemek isterim. Desteklerim için hazır olduğumu tekrar eder, iletişime geçmenizi temenni ederim.
I used to think the most productive Muslims woke up at Fajr and grinded 12 hours.
Then I read how the Prophetﷺ actually structured his day. And I realised we've been copying the wrong people.