TÜVTÜRK araç muayenesi 3.288 TL (egzoz emisyon dahil 3748 TL! ) Sadece bakıyor, vida sıkmıyor, parça takmıyor, bakım yapmıyor... Tekel diye zorunlu ödüyoruz. Bu fiyata ne alıyoruz? Sizce adil mi? Hadi yorumla! #TÜVTÜRK
Anne ve babanızın 2026 yılında sağlıklı bir şekilde yaşamaları dileğiyle.
🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿����🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿
Bütün su kaynaklarının planlanması, yönetimi, geliştirilmesinden sorumlu, özel bütçeli Devlet Su İşleridir.
Ama suyu yerelde ve genelde yöneten akıl, yıllardır kamu yararını değil, piyasanın çıkarını gözetti. Yer altı su kaynaklarının sondaj yoluyla kullanımını Devlet Su İşleri bir dönem yasakladı. Fakat daha sonra “yanlış hesap yaptık” diyerek yasağı kaldırdı.
O dönemde, bin lira gibi sembolik bir ücret karşılığında sanayi tesislerine yer altı suyu kullanım izni verildi. Böylece, Bursa’nın su kaynakları adeta sanayiye peşkeş çekildi.
Bugün Devlet Su İşleri’nin kayıtlarında bu izinlerin binlerce örneği görülebilir.
Ama bu da yetmedi…
Çınarcık Barajı’ndan 50 kilometre uzakta, TEKNOSAB yeni sanayi bölgesine Uluabat Gölü’nün üzerinden hatlar çektiler. Çiftçiye “kamulaştırma” adı altında baskı yaptılar, 18 bin lira gibi komik bedellerle topraklarını aldılar. Bugün o araziler sanayiciler arasında 10 milyon liraya el değiştiriyor.
Aşırı göç, kontrolsüz sanayileşme ve doğal kaynakların hoyratça kullanımıyla Bursa’nın dengesi bozuldu. Uludağ’ın suları satıldı, bilime uygun olmayan göletler yapıldı, madencilik faaliyetleriyle doğa delik deşik edildi.
Kestel Gölbaşı yıllardır temizlenmedi; İnegöl’deki Kocaköy Barajı hala atıl durumda bekliyor.
Suya dayalı sanayi kurdular; kimya ve boya sanayine öncelik verdiler.
Ve o sanayinin kullandığı suyu Çınarcık Barajı’ndan sağladılar.
Barajın suyunu sanayiye sattılar.
Yaklaşık on beş yıl önce uyardık.
“Bu suları satmayın. Bursa’nın içme suyu bitecek” dedik.
“Bizden öncekiler ucuz satıyordu, biz daha pahalı satacağız” dediler.
Bugün Bursa’nın yaşadığı kriz, suya ve doğaya yapılan sistemli bir saldırının sonucudur.
Bu, sanayiye bağımlı bir kent modelinin, “kalkınma” adı altında doğayı tahrip eden zihniyetin ürünüdür.
Evet…
Su akmıyorsa, nedeni belli!
Rant hırsı, liyakatsizlik, doğa düşmanlığı.
Bursa'ya yıllar önce ilk gittiğimde çok hoşuma gitmişti. Deniz, ormanlar, ırmaklar ve göllerin birleşimi bir şehir.
Yolların kenarlarından nehirler akıyor göller gözüküyordu. Yol kenarındaki kayalardan bile ince ince su sızıyordu. Zaten Evliyâ Çelebi de Bursa'dan bahsederken "Bursa yalnız sudan ibarettir" der.
Böyle bir şehrin suyunun bitmesini aklım almıyor.
Erikli, Nestle, Uludağ, Sırma, Karacakaya, Aroma su, meşrubat ve gazozlarını içerken şunu bilin: Afiyet olsun, ama Bursa'da bi damla su kalmadı. Sularımız kesik. Şehir son günlerdeki su ihtiyacını savaş ve felaket günlerine saklanan yeraltı su kaynaklarını tüketerek karşılıyor.
Ülkede gelecek yıllara yönelik ciddi bir su sorunu var ama ne hikmetse siyasilerden tık yok. belediye başkanları çıkıp aklımızla alay eder gibi “sifona basarken dikkat edin, duş alırken temkinli olun” şeklinde saçma sapan açıklamalar yapıp duruyor. ilgili bakanlıklardan zaten tık yok. varsa yoksa sabah akşam hamaset. soru soruyorsun, muhatap alan dahi yok.
çok basit bir araştırmayla görünüyor ki ülkede evsel su kullanım oranı yılda maksimum %15. yani tüm türkiye 1 sene su kullanmasa sağlanacak tasarruf oranı sadece %15. su israfının kralı tarımsal sulama ve sanayi kullanımında oluyorken buna hiçbir önem alınmaması da çok enteresan.
Her zaman ve her sorunda olduğu gibi bu krizin de ciddiye alınıp gündem olması götümüzü yıkacak suyu bulamayacak duruma geldiğimizde olacak.
1 damacana su için birbirini bıcaklayanlar haber olduğu gün görüşelim :)
Tekrarlayacağım. SUSUZLUK DA POLİTİKTİR. Suyun ticarileştirilmesi, su varlıklarının ortasına açılan madenler, su varlıklarının şirketlere tahsisi ve
yok edilen ormanların neticesinde değişen iklim koşulları. Susuzluğun geri dönüşü yok. Ve hâlâ daha su varlıkları katlediliyor