ACI ama GERÇEK: ÇÜRÜYORUZ!
Eğer siyaset kurumu "Yatırım, Üretim, İstihdam, İhracat" kadar "Ahlâk ve Maneviyat" merkezli bir dönüşümü varlık nedenine dönüştürseydi toplum bu kadar bozguna uğrar mıydı?
Haklı olmanın yolunu güçlü olmada arayan ve güçlü olmak için her türlü ahlaksızlığı yaşam ve düşünce biçimine dönüştüren bu yığınlar kimin eseridir?
Suçu endüstriyel bir rızık kapısına dönüştüren yığınların yağmasından bu ülkeyi kimler kurtaracak?
Bedeninden başka hiçbir sermayesi olmayan fahişelerin, suçluların, hırsızların ve ahlaksızların itibar gördüğü bir ülkeyi yıkıma uğramaktan alıkoyacak hiçbir ahlâkî ilke ve kutsal öğretinin olmadığı bilinmiyor mu?
Yasal olanına zerre kadar itiraz etmeden "yasadışı" olduğu için için soruşturma ve kovuşturmaya konu olması temin edilen "kumar/bahis" gibi cemiyeti yıkıma uğratan aşırılıkları alışkanlığa dönüştürerek normalleştiren "yasal kumar" ile neden mücadele edilmiyor?
Millî Piyango gibi Şeytan'ın mâbedi olan bir kurum neden kapatılmıyor? At yarışları ve futbol oyunları üzerinden oynanan kumar ... ? Her yıl ülkeden bahis/kumar üzerinden 150 milyar dolar para çıkışı olduğu iddiası neden kimseyi tedirgin etmiyor?
Bir kaç pezevenk (fuhuşa aracılık eden, fahişe temin eden, çıkar elde etmek amacıyla fuhuş tuzağı yöneten) ile bedeninden başka hiçbir sermayesi olmayan fahişelerin bu ülkeyi aşırılıkların kutbuna dönüştürmesine neden yıllardır engel olunamadı?
İlk kez cinsel ilişkiye girme; uyuşturucu, alkol ve sigara kullanma yaşı 14'e inmişken neden kıyameti kopan kalplerin varlığına tanık olmuyoruz?
Tarihin her döneminde ahlâk, adâlet ve merhametin kutbu olan Anadolu topraklarını Uyuşturucu, Alkol, Fuhuş, Kumar, Cinayet, Hırsızlık, Tefecilik, Sahtekârlık, Cinayet, Bahis ve Şiddetin yurduna dönüşmesi neden toplumun ezici çoğunluğunu rahatsız etmiyor? Kıyametimiz koptu da haberimiz mi yok!
İslam'la Kemalizm'i barıştırmaya kurban edilen insan, imkân, zaman ve mekân gibi eşsiz nimetleri amacı dışında kullanan bir akıl ve irade ile yazılabilir bir başarı hikâyesi olabilir mi?
İnsan olmanın haysiyetine yakışan bir yücelik makamının ihtişamına sahip ve tâlip bir topluluk yerine seçimden seçime safları sıklaştırmada acımasızca kullanılan politik holigan ve ideolojik militanların bu ülke için ürettiği tehdit görülmüyor mu?
Ticarî ve politik olanın ahlâkî olana tercih edildiği bir topluluğun şerrinden emin ve hayrına kefil olmak mümkün mü?
Savcı ve hakimler soruşturma ve kovuşturma memuru olmanın dışında hiçbir vasfa sahip değilken neden birer kurtarıcı olarak görülüyor?
Neden devlet ve milleti ahlâk ve adâlet ekseninde yapısal olarak dönüşüme tabi tutacak politikalar üretilmiyor?