Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Açık ve net konuşuyorum, birbirini çekiştirmekten kulübün haklarını savunamayan Galatasaraylı yöneticilerin Mayıs ayındaki seçimde yönetim kadrosuna dahil edilmemesi Galatasaray’ın yararınadır. Galatasaray Kulübü kimsenin oyun parkı alanı değildir, görevini yapamayan gider.
Acilde çalışıp psikolojisi normal kalan Doktor yok. Yüzlerce lüzumlu-lüzumsuz başvuru var. Binlerce talep var. Hepsi kendine göre acil, hepsi birbirinden bencil binlerce insan...
10 dk fazla sıra bekleyince olay çıkartır, hızlı bakarsın beğenmez, reçete yazarsın serum ister, ölüyorum diyerek kapıdan girer; kan tahlili isteyince beklemek istemeyip gider, birine kalp masajı yapmaya gidersin beklerken olay çıkarır; yorgun bakarsın altında bir şey arayıp hır gür çıkarır;
Bayram olur tatil yapmazsın, herkesten 100 saat fazla çalışırsın ama karşılığı komik ücret alırsın; hasta sevk etmeye çalışırsın komutayla sorun yaşarsın, serum yazarsın hemşireyle sorun yaşarsın, hasta danışırsın konsültanla sorun yaşarsın, yavaş bakarsın hastayla sorun yaşarsın, yemek yiyemezsin, wc ye gitmezsin sağlığını kaybedersin...
Sürekli baskı altındasındır, herkes akıl verir ama sorumluluk sendedir. Az biraz hasta birikse yöneticilerden telefon gelir hızlı bak diye, kapıdan VİP Müşteri gelirse araya alınır, diğer hastaların sofranmasını sen çekersin, sürekli usulsüz taleplerle uğraşırsın, millete laf anlatmaya çalışırsın. Hayat kurtarırsın genelde kimse teşekkür bile etmez. Tertemiz giyinip başladığın günü üstün başın ter, kan... dolu kıyafetle ertesi gün bitirirsin..
Ben ne yaşıyorum diye sorgulamaya başladığında bir hiç uğruna ömrünü kaybettiğini anlarsın. İşte o gün psikolojin bozulur ve Acilden kalıcı olarak uzaklaşmadıkça da düzelmez.
Acilde çalışan herkese saygılarımla...
Galatasaray bu sezonu yine şampiyon tamamlar. Ancak 4 sezon içerisinde ligde en az iyi oynadığı sezon bu sezon. Ligde oynanan oyun Şampiyonlar Ligi'nin gerisinde kaldı. Türkiye içinde çok daha baskın bir Galatasaray olmalıydı.
Kamuda çalışan kişileri;
Doktor, Öğretmen, Polis, Hemşire... fark etmeksizin; maaş alıyorlar diye satın aldığını zanneden;
Sunulan hizmetin sadece kendilerine özgü olduğunu sanan, kendini kral/kraliçe çocuklarını da prens/prenses olarak gören; doğru birimde/kurumda ve doğru zamanda olmamasına rağmen hatta randevu gibi çağın getirdiği temel sıra gereksinimlerini bile karşılamamasına rağmen karşısındaki insanın iyi niyetini suistimal eden, istediği olmayınca kaos çıkaran bir kitle var ki; laf anlatmaya çalışıyorsun dinlemiyor, kural diyorsun anlamıyor, ezberlediği 3-5 kelime dışında hiçbir sözcük dağarcığı yok. Hayatında okuduğu en son kitap Cin Ali, toplum içinde nasıl oturulur kalkılır, nasıl konuşulur hiçbir fikri yok...
Bu alt seviye insani yeteneklere bile sahip olmayan sürüye, Acili gereksiz meşhul etme diyoruz;
Verdiği cevap; "Maaş alıyorsunuz, Acile gelince bana e*** gibi bakacaksınız"
Bu beyinsize laf anlatamadığımız için sırasını bekleyen, naif ve saygılı ama hayatın kendine sunduğu olanaklar sebebiyle okuma fırsatı olmamış teyze/amca Acilde sırada beklerken kalp krizi geçirip hayatını kaybediyor.
Laftan anlamayanların oy potansiyeli var diye hiç kimse bu arsız tiplere dokunmuyor. Gereksiz yere sistemi tıkayıp, devletin çalışanlarına sorun çıkaran bu tiplere ağır yaptırımlar olması gerekiyor.
Eskiden memurun düğmesini koparmak 10 yıldan başlardı, şimdi memuru dövüp atsan hiçbir şey olduğu yok.
Devletin devlet olduğunu hissettirmesi gerekiyor.
Memur mesai saatlerine uymuyor mu? Koy kapının önüne.
Memur rüşvet mi alıyor? Koy kapının önüne.
Memur işini mi aksatıyor? Koy kapının önüne.
Memurun yapması gereken işleri belli bir tanıma sokarsın, kuralını çizersin. Dışına çıkan memura tekmeyi bas.
Ama bunun dışında angarya iş mi yükleniyor? Koy yöneticiyi kapının önüne.
Ama bunun dışında vatandaş memura zorluk mu çıkarıyor? Kes cezasını maddi/özgürlük kısıtlaması
Ülkede ne memur, memur; ne vatandaş, vatandaş; ne yönetici, yönetici.
Kimin ne yaptığı net değil. Hayat düzenimiz olsun diye, ne zaman girip ne zaman çıktığımız belli olsun diye, ne iş yapacağımız belli olsun diye Kamu'da çalışıyoruz.
Kurallar sürekli değişiyor. Beklentiler sürekli değişiyor. Gelirim bile sürekli değişiyor.
Garanti meslek diye girdik hiçbir şeyin garantisi yok. Vatandaş her gün daha dengesiz davranıyor.
Aciller zaten içler acısı. Canı sıkılan Acil servise gidiyor ve bu durumdan normalde rahatsız olunması gerekirken, yöneticiler yeşil alanda daha çok hasta bakılması için çalışanlarını sıkıştırıyor...
Sistem falan yok, ne yaşadığımızı anlamıyorum bile
@ZamHaberAjans Öyle bi başlık atm��şsınız ki algı yaratmaktan utanmıyorsunuz demi,umarım bu ülke doktorsuz kalır bir doktora bile muhtaç hale gelirsiniz
Hakikaten ligin kaçıncı hafyasındayız hâla konsantrasyon eksikliği varsa bir yerlerde sıkıntı var demektir,rakibine altın tepsiyle puan ikram ediyosun,ayıptır ayıp..
Ben acilde senin böbrek taşını atlasam ne atlamasam ne,boş boş acile geleceğine 1 kere ürolojiye gitsen sorun çözülmüştü.Ben radyolog veya ürolog değilim bunu kafana sok,hayatı tehdit eden durumlar için varım
Böbrek taşı şüphesiyle Acile Başkent Hastanesine @baskentunv gittim. Tomografi çektik, taş yok dedi acildeki Dr.
1.5 aydır ağrı geçmeyince, başka bir hastaneye gittim. Başkent'te çekilen tomografide 1.5 cm taş var dedi Dr.
Başkentteki dandik acil Dr'u sayesinde 1.5 aydır, bu ağrı taş değil, ne olabilir sebep, diye gezmediğim Dr. kalmadı. Kimsenin de aklına tomografiye tekrar bakmak gelmedi.
Biz kime güveneceğiz yahu...
İki dakikalık muayeneyi “hizmet”
aylarca beklenen ameliyatı “sabır” diye hiç kimse anlatamaz.
Bugün sağlık sistemimizde gerçeklik şudur:
- Randevu yok!
- Hasta yalnız!
- İlaçlar eksik!
- Fark ücretleri fahiş!
- Hekim tükenmiş!
- Sistem kilitlenmiş!
Saatlerce randevu nöbeti tutan insanlar için mi yolunda, yoksa bir dakikada hasta muayene etmesi gereken doktorlar için mi her şey yolunda?
Sağlığı piyasanın insafına bıraktınız.
Halkı düpedüz “müşteri” yaptınız.
Devleti seyirciye çevirdiniz. Sonra da millete “sabredin” diyorsunuz!
Biz buna razı değiliz!
Önleyici ve koruyucu sağlığı merkeze alan, birinci basamağı güçlendiren, hastaneleri yükten kurtaran, planlı ve sürdürülebilir bir sistemi hayata geçireceğiz.
Sağlık çalışanını tüketen değil, güçlendiren; halkı müşteri değil, hak sahibi gören bir anlayışı sisteme dönüştüreceğiz.
Sağlıkta adaleti, erişimi ve niteliği sağlayacağız.