Kürt basını yıllarca devlet-paramiliter güçlerin hedefi oldu.Bugün ise Kürtlerle ilgili süreçte tetikçilik yapıyor.
Rasti Haber’de çalışmıyorum. çalışabilirdim de.Bu, gazetecileri linç etme hakkı vermez.
Notların %75’i kadınlara ayrılmışken kadın gazeteciler hedefte. Yeter artık!
Ne istiyorsun Sercan? Rasti de sabah Kandil bülteniyle açılıp akşam İmralı onayıyla mı kapansın?
Gazetesinden televizyonuna, ajansından yorumcusuna kadar koskoca bir medya düzeniniz var. Yetmiyor,bağımsız tek bir mecra İmralı tutanaklarını yayımlayınca dedektifliğe soyunup “arkasında kim var?” diye hedef gösteriyorsunuz.
Notlar tahrif edildiyse kanıtını ortaya koyarsın. İnsanların soy kütüğünü çıkarıp suç üretmezsin. Anlaşılan mesele gazetecilik değil,artık her mikrofonun sizin elinizde olmaması. Ama alışacaksınız.…
RastiHaber hakkında ne biliyoruz?
Sitenin künyesinde Filiz Deniz ismi var. Başka da bir isim yok!
Kurdische Gemeinde Deutschland, RastiHaber'e destek çağrısında Filiz Deniz'den önce Ruken Hatun Turhallı adını yazmış. Bu bir hata değil galiba! Ruken'in Rasti'deki görevi ne?
Merak ediyorum, Öcalan’ın kadınlara yönelik dili ve hakkında yıllardır dile getirilen taciz, cinsel istismar ve güç ilişkisi iddiaları neden bağımsız biçimde araştırılmıyor yada neden bağımsız bir kadın soruşturmasının konusu olmuyor?
Son yayımlanan görüşme notlarında da kadınlarla konuşma tarzı son derece rahatsız edici. Kadınları eşit birer özne olarak değil, kendi teorisinin ürünü gibi görüyor. Kişisel anılarını, ilişkilerini ve genç kadınlarla yürüttüğü çalışmaları sorgulanamaz bir kadın özgürlüğü söylemi içinde aklıyor. Hakkındaki “harem” iddialarını bile yine kendisi açıklayıp kapatıyor. Üstelik karşısındaki kadınlar bu dili sorgulamak yerine sürekli “Sayenizde Başkanım” diyerek onaylıyor.
Elbette her iddia doğru kabul edilemez. Fakat aynı kişi hakkında yıllara yayılan bu kadar çok tanıklık, iddia ve rahatsız edici metin varken hepsini peşinen komplo saymak da mümkün değil. Başka herhangi bir erkeğin tek bir cinsiyetçi sözü karşısında haklı olarak ses çıkaran kadın hareketleri, söz konusu kişi Öcalan olduğunda neden aynı ölçü uygulanmıyor? Tam tersine, bu iddiaların kadınlar tarafından bağımsız biçimde araştırılması gerekmez mi?
Etik/ahlaki olarak müflis, fikren zırvacı network moral üstüncülük taslayacak, akıl satacak en son çevredir.
İmralı safsatayı bıraksın. Ardında 10 binlerce ölü bırakmış şu soruları cevaplasın:
2004'te savaş kararı neden aldınız?
2015'te hendek kararını neden/nasıl aldınız?
1–2 Şubat’ta adı geçen Kandil yöneticileri İmralı’ya gitti mi, gitmedi mi?
“Ekleme yapılmış”, “birçok yalan var”, “provokasyon” diye etrafında kırk tur atıyorsunuz ama bir türlü “Böyle bir görüşme yapılmadı, bu kişiler orada değildi” diyemiyorsunuz.
Her konuda destan yazan Hareket Yönetimi’nin iki cümlelik evet-hayır sorusu karşısında dilinin tutulması da herhalde karşıt güçlerin komplosu.
‘Hareket Yönetimi’nden “görüşme notu” açıklaması:
Süreci bozmaya yönelik planlı bir provokasyon
DEM Parti İmralı Heyeti’nin ardından “Hareket Yönetimi” de Abdullah Öcalan’a atıfla dolaşıma sokulan “görüşme notlarına” ilişkin açıklama yaptı. Hareket Yönetimi, “amaçlı ve bilinçli kurgulandığı anlaşılan yazılara” itibar edilmemesi gerektiğini belirterek, söz konusu girişimin süreci “bozmaya yönelik planlı bir provokasyon” olduğunu kaydetti.
https://t.co/5l4EbPLbme
Sürecin başından beri Bahçeli de Erdoğan da Öcalan da ne istediklerini gayet açık söylüyor.
Ama birçok insan ısrarla tevil ediyor; “Öyle demedi, aslında bunu kastetti” diye başka anlamlar üretmeye çalışıyor.
Oysa tablo net:
Devletçi bir çatı altında birleşildi.
Rastî gazetesinin twitter/ x hesabına ikinci defa erişim engelli getirildi.
Eş zamanlı bir çok hesaba da aynı işlem uygulandı.
Belli ki sürecin demokratikleşme aşaması erken başladı!!!…
#RastiHaberSusturulamaz
Demek Gazzeleşme, öyle mi? Bugün bunu söylüyor olmasının sebebi, yaptıklarını meşrulaştırmadır, pazarlamadır yoksa şiddetten güç devirebileceğini bilse mafya öfkesiyle konuşur ki öyle konuştuğu çok görülmüştür.
Önceki çözüm süreci notlarından isteyen bulup okuyabilir. Öcalan aynen şöyle diyordu; “Devlet benimle ciddi olsun, oynamasın, bu kez olmazsa savaş şehirlere taşınır, gerekirse Diyarbakır’da 10 bin kişi ölür”
Devamında silahlı mücadeleyi hiç benimsememiş gibi konuşmuş!
Bak bu kulaklar duydu, bu gözler seyretti Roj Tv/ Med Tv’de esip gürleyerek her yeri savaş ilan ettiğini, her eylemin meşru olduğunu söylediğine…
Kimse de çıkıp çıtını çıkarmıyor ya…
Cehaletin özgüveni gerçekten büyüleyici. Okuduğunu anlamayan ama anlamadığı şey hakkında büyük bir kesinlikle konuşan aptal bir güruh var.
DEM açıklamasında “1–2 Şubat tarihli görüşme gerçekleşmemiştir” demiyor. “Adı geçen Kandil yöneticileri İmralı’ya gelmemiştir” demiyor. “Yayımlanan tutanak bütünüyle sahtedir” şeklinde açık bir yalanlamada da bulunmuyor. Yalnızca hangi cümleleri kastettiğini belirtmeden “ekleme ve çıkarmalar yapılmıştır” diyor.
Siz hâlâ neyi anlamıyorsunuz, aptal mısınız?
Devlet yetkilisi:
“Biz 7 ay beklettik. Abdullah Bey mağaraları boşaltın dedi, tık yok. Sabri Bey ile çok konuştuk; bazı şeyler oldu ama olmayanlar da vardı.”
Tek cümlede bütün mekanizma: Devlet talep ediyor, Öcalan talimat veriyor, Kandil ise talimatı neden yeterince hızlı uygulamadığının hesabını veriyor.
Kürtler,Öcalan’ın devletle kendileri adına devletle müzakere edildiğini sanarken meğer Kandil, Öcalan’ın talimatlarını neden zamanında yerine getiremediğinin hesabını devlete veriyormuş.
Müzakere değil, performans değerlendirme toplantısı.
Devlet yetkilisi:
“Biz 7 ay beklettik. Abdullah Bey mağaraları boşaltın dedi, tık yok. Sabri Bey ile çok konuştuk; bazı şeyler oldu ama olmayanlar da vardı.”
Tek cümlede bütün mekanizma: Devlet talep ediyor, Öcalan talimat veriyor, Kandil ise talimatı neden yeterince hızlı uygulamadığının hesabını veriyor.
Kürtler,Öcalan’ın devletle kendileri adına devletle müzakere edildiğini sanarken meğer Kandil, Öcalan’ın talimatlarını neden zamanında yerine getiremediğinin hesabını devlete veriyormuş.
Müzakere değil, performans değerlendirme toplantısı.
Yoğun siber saldırı nedeniyle normal haber akışımızı kısa süreliğine sürdüremiyoruz. Okurlarımızdan özür diliyoruz.
Gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Halkın haber alma hakkı hiçbir gerekçeyle engellenemez!
İmralı tutanaklarını mutlaka indirin ve arşivleyin. Yalnızca bağlantıyı paylaşmakla yetinmeyin. PDF’ye dönüştürüp saklayın. Çünkü daha önce gördük.Tepki büyüdüğünde önce içerik yalanlanır, sonra bir şekilde ortadan kaldırılır.
Ayırca İmralı tutanakları yalnızca bugünün tartışması değil, yarın için de tarihsel bir kaynak. Kaybolmadan arşivlenmeli.Çünkü eminim ki bir gün bu dönemin tarihi, bugün saklanmak istenen bu belgeler üzerinden yazılacak.
İmralı’da ne konuşulduğunu bilmek herkesin hakkıdır deyip ardından “Ama süreç hassas, şimdilik öğrenmesinler” demek hiç de gazetecilik değil, kusura bakmayın. Bu daha çok sansürün barış sosuna bulanmış hali. Üstelik kendinizde bağımsız yayınlara neyi yayımlayıp neyi yayımlayamayacaklarını söyleme yetkisi görüyorsunuz.
Ki DEM görüşmenin yapılmadığını, Kandil yöneticilerinin İmralı’ya gitmediğini veya metnin bütünüyle sahte olduğuna dair bir beyanda bulunmadı. Ama ne hikmetse gazetecisi, açıklamadaki sis perdesini kesin bir tekzip gibi pazarlıyor, sonra da gerçeği yayımlayanları dökülecek kanın sorumlusu ilan ediyor.
Yani tutanakların içeriğini değil, neden yayımlandığını sorguluyorlar.
Merak ediyorum Kürtlerden saklamaya çalıştığınız pazarlık tam olarak nedir? Kürtlerin neyi anlamasından bu kadar korkuyorsunuz?
Üçüncüsü bu ısrarın amacı ne? Çarpıtarak yayımlamanın sürece ve topluma ne gibi bir yararı var. Bunun yaratacağı ağır sonuçlar kime hangi güçlere hizmet ediyor? Kim süreci sabote etmek istiyor ve @RastiHaber1 buna aracı oluyor, ne karşılığında?