Kelimelerin sustuğu yerde, kalbin dili konuşur.
Mehmet Yıldız'dan, sevdaya, vuslata ve inanca dair, demir parmaklıklar ardında yeşeren hasretin, sabrın ve yeniden doğuşun şiiri: GÖRÜLMÜŞTÜR.
Hapishanenin taş duvarlarının yıldız yağmurlarına şahit olduğu bu eser, bir ömrün acılarını ve umutlarını mısralara döküyor. Kalbinizin en derin yerlerine dokunacak bu sırlı yolculuğa davetlisiniz.
Kitabı, Süreyya Yayınları satış noktalarından ve https://t.co/DobSWmwUCG adresinden temin edebilirsiniz.
(2025). Erdoğan’s populist rhetoric and hate speech: Anti-opposition discourse and the polarization of Turkish politics.
American Journal of Qualitative Research, 9(2), 62-78.
https://t.co/LDFDVbzktg
Tutunanlar 66
Bu hafta Ahmet Daştan’ın konuğu, “onlar bize kucak açtı, vefa sırası bizde” diyerek kısa sürede Alman öğrencilerin ve velilerinin gönlüne taht kuran Ayşegül Yıldırım Öğretmen
Röportajın Tamamı ▶️ https://t.co/Ppkl9o2aWQ
Babacığımdan sonra Canım Anneciğimi de biraz önce kaybettim.
Hep derdi: "Mehmed'im sen beni mezarıma koy" Olmadı be Anne... Seni istirahat yerine koyamadım, özür dilerim...
Neylersin, boynumuz bükük, duadan başka elden bir şey gelmez.
Sevgili dostlarımın dualarını beklerim.
Bir Çınar Sessizce Göçtü
Hüseyin Tulpar Hoca’ya Vefa ile…
Bazı insanlar vardır; sadece yaşamakla kalmaz, dokundukları her insana, bulundukları her yere ve yaşadıkları her âna anlam katarlar. Onlar konuşmadan öğretir, görünmeden yön verir, gösterişe hiç tenezzül etmeden gerçek bir örnekliğe dönüşürler. Hüseyin Tulpar Hoca, işte böyle bir hayatın sessiz ama derin temsilcisiydi.
O, yalnızca bir öğretmen, bir yönetici, bir fikir adamı değildi. O, bir hayat adamıydı. 90 yılı aşkın ömrünü okuyarak, düşünerek, yazarak ve en çok da yaşayarak geçirdi. Yıllarca İmam Hatip Lisesi Müdürlüğü yaptı; çeşitli vakıflarda kurucu, rehber, başkan olarak görev aldı. Fakat bu gönül insanı ve adanmış ruh bu hizmetlerin hiçbirinden ücret talep etmedi. “Ben bu millete borçluyum” diyerek ömrünü karşılıksız bir adanmışlıkla yaşadı.
Konuşmaktan çok dinlemeyi, öne çıkmaktansa kenarda durmayı tercih etti. Ne var ki hep önde oldu ve önde yürüdü. Sessizliğinde bile çok şey öğreten, tevazusuyla gönüllerde daima büyüyen bir fazilet timsali olarak hafızalarımıza kazındı.
Onu tanıyan herkes bilir: Sözlerinden çok hâliyle, nasihatlerinden çok örnekliğiyle etkilerdi insanı. O, yalnızca bir insan değil; adeta yürüyen bir hikmetti. Yaşadığı her an, bir pusula gibiydi. Gençlere rehber, düşünen zihinlere ışık, arayan gönüllere sığınak oldu.
Benim zihnimde yer eden en kıymetli hatıralardan biri de yaklaşık yirmi yıl önce Antalya’da davet edildiğim bir Kutlu Doğum Konferansında yaşandı. Takdim konuşmasını yapmak üzere mikrofona davet edilen kişi, Hüseyin Tulpar Hocamızdı. O gün, salonda derin bir sessizlik hâkimdi. Hocamız, her zamanki vakur duruşu, zarif hitabeti ve gönülden gelen sözleriyle beni ve tüm dinleyicileri derinden etkiledi.
O konuşma sadece bir takdim değildi; adeta bir ömrün bilgece özeti gibiydi. Ne kelimelerle tarif edebilirim ne de o anda salonda oluşan manevî atmosferi tam olarak anlatabilirim. Ama şunu çok net söyleyebilirim: Hüseyin Hoca, orada yalnızca bir konuşma yapmadı; hepimizin yüreğine dokundu, sessizliğiyle bile ders verdi.
Onun bulunduğu ortamda ve o takdim konuşmasından sonra konferans vermenin benim için ne kadar zor olduğunu tahmin edersiniz..
İşte böyleydi onun hayatı. Az konuşan ama çok şey anlatan, görünmeyen ama hep yön veren, sade ama derin…
Hüseyin Hoca’nın vefatıyla sadece bir şahsiyet değil, bir örneklik, bir çağrı, bir irfan durağı da sessizce göçtü. Ama inanıyoruz ki böylesi insanlar gitmez, göçmez; sadece emaneti teslim eder. Çünkü fikirleri, duruşları ve güzel örnekleri; on binlerce öğrencinin ve gönlüne dokunduğu insanların kalbinde yaşamaya devam eder.
O, sadece görev yapan biri değil; görevini dert edinmiş, derdini hayra dönüştürmüş bir irfan sahibiydi. Hayatı boyunca alkış değil, Allah rızasını aradı. Hakk’ın rızasını halkın takdirine değişmedi. Gösterişin cazibesine hiç kapılmadan, sessizce ama derin izler bırakarak yaşadı.
Bugün onu kaybetmiş olmak, bir dönemi uğurlamak gibidir. Fakat arkasında bıraktığı izler, hâlâ yollarımıza ışık tutuyor. Gençlerimiz onun hayatını bilmeli, tanımalı ve ilham almalı diye düşünüyorum. Çünkü bu toprakların, böyle sessiz kahramanlara her zaman ihtiyacı var.
Onun hayatı hâlâ bir çağrı gibi yankılanıyor kulaklarımızda, vicdanlarımızda:
“Hayatınızı anlamlı yaşayın, karşılık beklemeden hizmet edin, iz bırakın…”
Rabbimizden niyazımız odur ki bu güzel ömrü rahmetiyle taçlandırsın. Hüseyin Hocamızın makamı âlî, mekânı cennet olsun.
Dualarımızla, şükranla, vefayla…
Mehmet Yıldız
ÇAĞLAYAN SEMPOZYUMU-2 BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜ
Bireyin iç huzuruyla toplumsal barış arasındaki ilişki,
Farklı inanç ve kültürler arasındaki diyalog faaliyetlerinin önemi ve ortak yaşam zemini oluşturmanın dini ve kültürel temelleri gibi pek çok konu uzmanlar tarafından ele alınacak..
BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜ konulu Sempozyuma Ev Sahipliği Yapacağız.
Tarih: 17 Mayıs 2025 Yer : Nijmegen/Hollanda
https://t.co/XJveaYHQUC
https://t.co/HriU8UlDca
Yunanistan olarak biz geliyoruz 🇬🇷🙏
Prof. Sotiris’in Yunanca konuşmasını eş zamanlı tercüme etmeye çalışacağım. Bekliyoruz…
Görüşmek üzere…
@CaglayanDergisi@NevbaharDergisi
Bu kitapta Prof. Dr. Mehmet Ateş Türkiye’deki baskı ve zulüm sürecindeki yaşadıklarını anlatıyor. Roman tadında yazılan bu biyografide bazen hüzünlenecek bazen gülümseyeceksiniz. Bu hikaye, inandığı değerler uğruna gördüğü eziyetlere rağmen bir dik duruşun ve ümidin hikayesi. Kitap aslında Mehmet Ateş’in nezdinde yüzbinlerce insanın hikayesi.
https://t.co/sr2g2V6UE0
#süreyyakitap #mahpus #mehmetateş
Binlerce hicranla bayram kutlanır mı bilmem ama,
Her şeye rağmen Bayramınız Mübarek Olsun…
Tüm sıkıntıdaki kadın, erkek, çocuklarımıza lütfen dua edelim…
Ümitlerimizi kırmadan, aşkla, şevkle, tevekkül ile Hizmete devam…
Sizleri çok ama çok seviyoruz VESSELAM…
Allah’ım!
Rü’yetinle serfiraz olmayı, rıza ve rıdvanına ermeyi ve bu pâyelere götüren / yaklaştıran
her türlü söz ve
amele bizleri muvaffak kılmanı diliyoruz.
Regaib Kandiliniz mübarek olsun
https://t.co/FwVnjeP4Bm
#caglayandergisi#regaib#kandil#ücaylar#tevhidname #recebayi #dua #namaz #zikir #2ocak
Çağlayan, yalnızca bir dergi değil;
iyilik, bilgi ve sevginin sesi.
Aralık özel sayısı, Hocaefendi’nin ışığında şekillenen değerleri daha iyi anlamamız için bir rehber niteliğinde…
https://t.co/PDGebeGx47
#caglayandergisi#Aralık#hocaefendi
"Biz hepimiz, bu mübarek ayları ve o ayların zirve gün ve gecelerini imanlı gönüllerimize her zaman akseden ışık tayfları şeklinde görmüş ve sevmişizdir."
M.Fethullah GÜLEN
Kıymetli Okurlarımızın üç aylarını gönülden tebrik ederiz.
https://t.co/FwVnjeP4Bm
#caglayandergisi #hocaefendi #ilim #irfan #ücaylar #recepayi #saban #ramazan #ocak2025