CHP Genel Başkanı Özgür Özel
Adalet Bakanı Akın Gürlek'i bitirecek...
1 hafta süre verdi.
Devlet Bahçeli ile RTE'ye de anladıkları dilden konuşuyor. Tam 3 defa izledim.
Çok enteresan bir konuşma bu.
Tamamı linkte ⤵️
https://t.co/qmC0rapOo6
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ Mevzular Açık Mikrofon’da değerli kardeşim Oğuzhan Uğur’un konuğu oldu.
Ümit Özdağ artık kabak tadı vermiş bir soruya herkesin anlayacağı şekilde cevap vermiş.
@umitozdag@OguzhanUgur
Biz 1993 yılında Harbiye’den mezun olup terörle mücadeleye başladığımız o günlerde Rize’nin Güneysu ilçesinde bir çocuk dünyaya geliyor adı Zikrullah Erdoğan. Zikrullah eğitim hayatına başlıyor, bizler terörle mücadeleye devam ediyoruz. Onun Üniversiteden mezun olduğu sene yani 2016 yılında bizler Hendek’lerde teröristle mücadelenin en kanlısını en ihanet dolusunu yaşıyoruz .
Aradan 10 yıl geçti ve bugün Zikrullah Erdoğan Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle MSB Tedarik Hizmet Müdürü olarak atandı. Yani bir TÜMGENERAL kadrosuna atanmış oldu. Birikmiş tecrübesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerine büyük hizmetler vereceğine inanıyorum.
İşte Türkiye yüzyılı
Türk devleti bu haysiyet saldırılarına karşı kendini korumak zorundadır.
Türk milleti de bu alçaklıklara, bayrağını ve onurunu hedef alan şerefsizliklere sessiz kalmamalıdır.
Şuraya bir gece 2'de helikopter ile atıldığınızı ve sabaha kadar bir noktaya yürüdüğünüzü hayal edin. Asıl vuruşmanın sabah olacağını da söylememize gerek yok sanırım. Bizim çocuklar 40 yıldır binlercesini, keder bizden uzak olsun diye yaptılar.
Evvelce gidenlerin asil ruhları şad olsun!
Türk Hafıza'yı 2022'de kurduk. Dört yılda milli birliği güçlendiren, Ulus Devlet bilinci aşılayan, başta Pkk terörüyle mücadele olmak üzere Türk Devleti'nin çeşitli sahalardaki mücadelesinin anıtlaşmış kahramanlarını, şehitlerimizi anlatan birçok yaşanmışlığı sizinle paylaştık.
Dört yılın sonunda anlaşılmaz şekilde Devletimiz bizi dinlemek bizi anlamaya çalışmak yerine Pervin BULDAN'ı dinlemeyi ve anlamayı tercih etti. Kürt kökenli vatandaşlarımıza, Pervin BULDAN'ın çocukları şatafat içinde gezerken siz çocuklarınızı pkk'ya kaptırmayın dediğimiz bir paylaşım sebebiyle ana hesabımız Türkiye'de erişime kapatıldı.
Bugün yaşananlar bir kez daha gösteriyor ki eskisinden daha güçlü ve daha azimli şekilde mücadeleye devam etmeliyiz. Lütfen bu durumu ve bu hesabı duyurmamıza yardımcı olunuz. Daha görecek çok hesabımız var.
Evvelce gidenlerin asil ruhları şad olsun!
❗️MSB VE İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA UYARIMDIR❗️
Son günlerde bölgeden bize ulaşan aşağıdaki bilgiler hakkında @tcsavunma ve @TC_icisleri bir açıklama yapmalı
Deniliyor ki; Ağrı Kars Van Hakkari Şırnak Mardin ve Ş.urfa hattı tamamıyla operasyonel faaliyetlere kapatıldığı, herhangi bir askeri veya emniyet intikalleri (bunlara yaya intikaller dahil) ikinci bir emre kadar yasaklandığı şeklinde emir verildiği doğru mu? Bir önceki çözüm sürecinin ilk adımları adeta çok sert şekilde uygulanmaya başlandığı gerçek mi?
Eğer bunlar doğruysa sizi ikaz etmek zorundayım. Arazi faaliyetlerinin büyük ölçüde azalması, terörden temizlenen bölgelerde hareketliliğin düşmesi ve zırhlı araç intikallerinin neredeyse tamamen durması, ilk bakışta bir rahatlama gibi görünse de aslında sahada farklı riskleri beraberinde getirebilecek bir durum oluşturur.
Güvenlikte süreklilik esastır. Bir bölgenin temizlenmiş olması, o alanın tamamen kontrol altında olduğu anlamına gelmez.
Arazinin boş bırakılması, zamanla otorite boşluğu hissi oluşturabilir ve bu durum, terör örgütü için yeniden yapılanma veya sızma girişimleri için zemin hazırlayabilir. Bu nedenle arazi faaliyetlerinin belirli bir plan ve disiplin çerçevesinde devam ettirilmesi büyük önem taşır.
Zırhlı araçların sahadaki varlığı sadece bir ulaşım aracı olmanın ötesinde, aynı zamanda bir caydırıcılık unsurudur. Görünürlük, sahada hâkimiyetin en güçlü göstergelerinden biridir. Devam eden intikaller, planlı devriyeler ve gerektiğinde yapılan "gövde gösterisi” hem bölge halkına güven verir hem de olası tehdit unsurlarına açık bir mesaj niteliği taşır. “Bu alan kontrol altındadır ve kontrol devam etmektedir” demek olur.
Görevlerin yalnızca ihtiyaç halinde ve daha düşük profilli araçlarla icra edilmesi, kısa vadede pratik bir çözüm gibi görünse de uzun vadede sahadaki etkinliğin zayıflamasına yol açabilir. Bu yüzden arazi faaliyetlerinin tamamen kesilmesi yerine, belirli periyotlarla ve güçlü bir
görünürlükle sürdürülmesi, elde edilen kazanımların korunması açısından kritik öneme sahiptir. Sonuç olarak, güvenliğin kalıcı hale gelmesi için sadece temizlik operasyonları değil, sonrasında sürdürülen aktif saha hâkimiyeti de en az o kadar önemlidir.
Arazinin boş bırakılmaması, zırhlı araç intikallerinin yeniden artırılması ve sahada güçlü bir varlık gösterilmesi; kazanılan başarının devamlılığı için vazgeçilmez unsurlardır. Bu yaklaşım, hem mevcut huzurun korunmasını sağlar hem de gelecekte oluşabilecek tehditlerin önüne geçilmesinde en etkili yöntemlerden biri olur.
Bu tedbirler elden bırakılırsa iki seçenekten birisinin yaşanması kaçınılmazdır
1️⃣Bölgede özerklik ilan edilmesi
2️⃣Tekrar yerleşim bölgelerinde yoğun çatışamaların başlaması.
Geçmiş dönemin Genel kurmay başkanları ve Kuvvet Komutanları şu konfor alanlarınızdan çıkıp da siz de bir şeyler söylemeyi düşünmüyor musunuz? Sizin döneminizde bunların aynısı yaşanmadı mı ?
Sizler de bizim gibi olanların şahidi değil misiniz? Yoksa biz sizleri komutan mı zannettik ?
22 Arap ülkesi var. Tarih boyunca Türkler Arap egemenliği altında yaşamadılar ancak Arap coğrafyası yüzlerce yıl Türk devletlerinin egemenliği altında yaşadı.
Esasen İslam dünyasının egemenliği 1054’de Abbasi Halife’sinin Tuğrul Bey’e 7 iklimi temsilen 7 yakalı kaftan giydirmesi ve Doğu’nun ve Batı’nın Sultanı ilan etmesi ile Türklere geçti. Çünkü Araplarda farkında idi ki, eğer Türk orduları İslam ülkelerini önce Bizans sonra Haçlı seferlerine karşı korumasaydı, bu coğrafyalar hıristiyanların işgaline girecekti.
Türklerin Arap dünyasında egemenliği 1918’’e değin sürdü. Bu yüzyıllar süren egemenliğe rağmen 22 Arap ülkesinden birisinde bile kimsenin aklına milli marşlarını Türkçe okumak gelmez.
Hal böyle iken ülkemizde milli bilince sahip olmayan Arapperest bir azınlık Türk İstiklal Marşını Arapça okumak gibi bir zavallılığı temsil ediyor. Bu zavallılar bilmelidir ki, bir Türk iyi bir Türk olmadan iyi bir Müslüman olamaz.
Türk Milleti’nin İslam dinini kitleler halinde kabul etmesini sağlayan Hoca Ahmet Yesevi “Türklük kaderim, İslamiyet tercihim” diyerek devam ediyor:
“Sevmiyorlar bilginler, sizin Türkçe dilini,
Bilenlerden işitsen, açar gönül ilini,
Ayet, hadis anlamı Türkçe olsa duyarlar,
anlamına erenler, başı eğip uyarlar,
Miskin Hoca Ahmet, yedi atana rahmet,
Fars dilini bilir de, sevip söyler Türkçe'yi."
Özetle, İstiklal Marşını Arapça okuyanlar bağımsızlığın anlamını kavrayamayan mankurtlardır. @zaferpartisi
Barzani’nin yayın organına demeç veren TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, PKK’nın kurucularından Sakine Cansız’ın Paris’te öldürülmesini FETÖ’cülerin provokasyonu olarak nitelendirmiş. Kimmiş bu FETÖ’cüler? Devlet protokolunda 2 numara olan bir ismin kendi devletini ve istihbarat örgütünü böyle aşağılamasına az rastlanır.
Numan bey, Sakine Cansız ve benzeri Mehmetçik katillerini ortadan kaldırdığımız için PKK’dan özür mü dileyeceksiniz? PKK ile mücadele edenleri yarın cezalandıracak mısınız? Allah aşkına siz ne yapıyorsunuz? @zaferpartisi
Ben Arapmıyım? TÜRK oğlu TÜRK’üm Burası Türkiye Cumhuriyeti’dir. İSTİKLAL MARŞI TÜRKÇE okunur, TÜRKÇE söylenir. Bu milletin değerleriyle oynayanlar bilsin ki; millet günü geldiğinde hesabını sorar. 🇹🇷
#istiklalmarşı
1. Adı Nüzhet Kandemir:
Washingtin Büyükelçimizdi.
Nasıl mı büyükelçi oldu:
Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi.
Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'nde Türkiye Daimi Temsilci Yardımcılığı yaptı.
BM Cenevre Ofisi'nde Uluslararası Memur ve Bölüm Müdür Yardımcılığı yaptı. Türkiye Cumhuriyeti Bağdat Büyükelçiliği görevinde bulundu.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı yaptı.
Sonra Washington büyükelçiliğine atandı.
Bütün mesleki kariyeri dış işlerindeydi.
Sonunda Washington'a büyükelçi oldu.
2. Adı Fahrettin Altun.
İstanbul Üniversitesi sosyoloji bölümünü bitirdi.
SETA İstanbul Genel Koordinatörlüğü görevini yürüttü.
Sabah, Akşam, Daily Sabah, Kriter, Anlayış, Yöneliş ve Küre gibi çeşitli yayın organlarında köşe yazarlığı ve yayın yönetmenliği yaptı.
İletişim Başkanlığı yaptı.
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanlığı görevine atandı.
Sonra Vatikan Büyükelçisi oldu.
Dışişleri tecrübesi sıfır.
Eski Türkiye ile yeni Türkiye arasında korkunç fark var.
Radyo Televizyon Sinema bölümü mezunu İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı’na bağlanan birimler:
• Jandarma Genel Komutanlığı
• Sahil Güvenlik Komutanlığı
• İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanlığı
• Jandarma Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı
• Eğitim Dairesi Başkanlığı
• Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
Fırat Yılmaz Çakıroğlu bugün yaşasaydı öğretmen olacaktı.
Fırat’ı ve tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun, vaktiyle bir Fırat varmış, var olsun.
11 yıl önce başlatılan terörle müzakere sürecinde, kampüslere yuvalanan PKK'lılar tarafından şehit edilen Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nu şehadetinin yıl dönümünde rahmetle anıyorum.
#FıratYımazÇakıroğlu
Ey Trabzonlular, ey Trabzonspor taraftarı,
Galatasaray medyası, önde gelen isimleri sizi YİNE 1 haftadır dolduruyor, gaza getiriyor. Bu gaza gelip gelmemek sizin elinizde.
Ne siz bizden nede biz sizden korkmuyoruz. Bu Fransızların oyununa gelmeyin diyoruz. Gelin bu sözleri dinleyin...
Galatasaray yıllarca sizi sömürdü, şampiyonluklarınızı çaldı, oyuncularınızı ayarttı. Sizi bir maşa gibi kullandı.
Sizi öyle bir manipüle ettiler ki medyaları ile, Türkiye'nin belkide en milliyetçi şehri Trabzon, Fetullah Gülen denen teröristin yaptığı sözde şike kumpasını destekler oldu, Fetö ağzı ile konuşur oldu 3 temmuzdan beri.
Sizin elinize, UEFA sitesinden bir resim verdiler ona bile kandınız. Adını da tescilli liste koydular inandınız. Biriniz bile "lan bu şike listesi ise Juventus, Milan nerede bu listede diyemedeniniz, araştırma dahi yapmadınız. Beyninizi yıkadılar sizin.
Galatasaray'ın adı bilinmezken biz (Fenerbahçe) siz Trabzonspor ile çekişirdik. Bir siz şampiyon olurdunuz bir biz. Birde Beşiktaş vardı. Bu Gs Ms yoktu.
Bunların manipülasyonu ile Ünal Karaman, Hami Mandıralı, Fatih Tekke gibi şerefli, onurlu insanların çıktığı kulübü, Galatasaray'ın arka bahçesi yaptınız. Sözlerim ağır gelebilir ama bunu sizde zaten söylüyorsunuz.
Yinede siz bilirsiniz. Biz Fetö ile savaşmış ona yumruğu indirmiş, otobüsü kurşunlanmış, yılmamış, yıkılmamış, yanak okşatmamış, onun bunun arka bahçesi olmamış, dünyanın en büyük Spor kulübü FENERBAHÇE'YİZ. Kimseden korkumuz çekincemiz yok.
Karşımızda mert rakip isteriz. Sizde mert olun, onun bunun davasının, hedefinin bir aleti omayın isteriz.
Gerisi size kalmış. Vesselam.
Nihat Genç: Bu Mustafa Sabri'lerin, Dürrizade'lerin, Molla Sait'lerin, İskilipli Atıf'ların çocuklarına mı terk edeceğiz bu ülkeyi? Hepsi vatana ihanetten suçüstü yakalanmış insanlar. İngilizlerin yanında Kuvay-ı Milliye'ye ateş açmış Anzavur'un çocukları!
KADİR MISIROĞLU'NU, MHP MİLLETVEKİLİ YÜCEL BULUT'TAN DİNLEYELİM!
''Ölenin ardından konuşmak, bizim örfümüze pek uygun değil...
Ama rahmetli, bir çok ölen hakkında çok şey söylemiş, çoğu iftira olan yakıştırmalar yapmayı adet edinmişti.
Pek vicdan sahibi değildi.
O zamanlar Ortadoğu Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapıyordum.
Birgün elime bu şahsın gençliğinde yaptıklarına ilişkin belgeler ulaştığı gibi, olayın canlı şahitlerinden de dinleme fırsatı bulmuştum.
"Hocaların Hocası" namıyla bilinen merhum İlahiyatçı Mehmet Müftüoğlu'yla yaptığı ortaklık içinde, hacca gitmek için başvuran hacılarımızın parasını nasıl buharlaştırıp zimmetine geçirdiğini" uzun uzun dinledim.
O günlerde bir de Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'a "pezevenk" demiş ve fakat daha sonra, "Ben öyle birşey demedim." diyerek ortalara düşmüştü.
Oturdum bunun bütün geçmişini kaleme aldım.
Hayatı boyunca yaptığı rezaletleri birbir yazdım.
Ve tabi Mehmet Akif Ersoy'a yaptığı hakaretleri de gündeme getirdim.
Üstelik İNGİLİZ vatandaşlığına geçtiğini de anlattım.
Yazı çok ilgi gördü ve ulusal basının tamamında yer aldı.
Kadir Mısıroğlu çıktı bana ağır mı ağır bir cevap verdi. Ve dedi ki "yazıda yer alan herşey iftiradır, dava açıp kendisiyle hesaplaşacağım." "Buyur Aç" dedim.
Sanıyorum elimde hiç bir şey olmadığını düşünüyordu. Şahsıma 10.000 TL tutarında bir tazminat davası açtı ve kendisine iftira ettiğimi, söylenenlerin hepsinin yalan olduğunu ileri sürdü.
Mahkeme huzurunda tek tek ne kadar iddiam varsa ispatladım.
Bilirkişiler, ses kayıtları üzerine inceleme yaptı ve Kadir Mısıroğlu'nun Mehmet Akif Ersoy'a "pezevenk" dediğini tespit ederek, mahkemeye bu yönde rapor sundular.
Hacıları dolandırdığına ilişkin iddialarım da mahkeme huzurunda ispatlanmış oldu.
İngiliz vatandaşlığına geçmeyi bile savundu. "Çok kibar davrandılar, ülkemde görmediğim nezaketi İngilizlerden gördüm" gibi saçma sapan şeyler söylemeyi tercih etti.
Uzatmayayım. Davayı ben kazandım, Kadir Mısıroğlu kaybetti. Ağzına geleni saydı. Bir hayli kin kustu. Muhatap olmadım. "Tarihçilik" adı altında zehir kusan bu şahsın gerçek kimliğini gözler önüne serdim.
Kimseyle derdim yok...
Ama gençlerimizi kendi ecdadına, kendi mazisine, kendi devlet büyüklerine ve tarihine kim düşman ediyorsa; mazisi mutlaka bir çamur deryasıdır.
Bunu göstermek istedim.
Sabah öğrendim ki ölmüş kendisi...
"Kul Hakkıyla gelmeyin" diyen Yüce Allah'ın huzuruna yüzlerce kişinin hakkıyla gidiyor.
Bir tanesi de benim...''
Yücel BULUT
MHP Tokat Milletvekili