"O musluğun adı bütçe:
Memura kapalı, büyük şirketlere hep açık"
Ek artış diye önerdiği 1000 TL ile memur ve emekliye ayda 6,5 milyar TL ödeyecek olan iktidar,
18 şehir hastanesini işleten 7 şirkete yedi ayda 71 milyar TL aktardı.
#yakıngözlüğü
https://t.co/UHRA5WPgkP
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'tan “Mücahit Birinci” iddiasına yanıt: “Yargıyla ne alakası var?” (Cumhuriyet)
—
“Yargıyla ne alakası var” demek, “biz kendi aramızda çözeceğiz” anlamına geliyor muhtemelen…
Madımak Katliamı'nı hiç unutmadım.
Bu katliamı önleyebilmek mümkünken önlenmediğini de.
Türkiye'nin yazarları, şairleri, düşünce insanları, emekçileri, öldürme kastıyla yakılan bir otelde hayattan koparıldı.
Onları saygıyla anıyorum.
Laiklik hayattır.
#madımakaklımda
Tokyo metrosunda dünyanın en prestijli restoranlarından biri yer alıyor:
Sadece 10 koltuk var.
99 yaşında bir mükemmeliyetçi tarafından işletiliyor.
Rezervasyon için yalvaran milyarderleri geri çeviriyor.
Ustalık için 6 kuralı hayatınızı sonsuza dek değiştirecek:
@melihaltinok Annenizin ruhu şad olsun. Sizlere de sabırlar diliyorum. Aşılardan sonra çok şey olumsuz anlamda arttı. Allah sebep olana günyüzü göstermesin
Annenin ölümü
Annemin bir süredir CRP değeri yükseliyor, sonra hastanede müdahaleyle düşürülüyordu.
Sonuncusunda 18 gün hastanede kaldı. Kan nakli, yoğun ve ağır antibiyotikler işe yaramadı. Çok yoruldu, bitap düştü. Hekimler şüphelendikleri tanı için kemik iliği biyopsisi ve PET taraması gerektiğini söylediler. Annem kabul etmedi.
"Beni buradan çıkar. Durumun farkındayım. Hastane odalarında, yoğun bakımda kalmak istemiyorum. Allah'ın dediği olur. Evime gitmek istiyorum" dedi.
Hayattaki rehberim olan annemin sözü benim için emirdir; tabii ki dediğini yaptım. Tıpkı hekimlerin, tıp otoritelerinin televizyonlarda, "Aşı olmayan vatan hainlerine yaşama hakkı tanımayacağız" diye arsızca parmak salladığı pandemi başladığında arayıp "Büyük bir oyun oynuyorlar oğlum, inanma. Kimseyi dinleme, aşı da olma" nasihatine uyup çevremi, sağcısıyla solcusuyla 32 kısım tekmili birden medyayı karşıma aldığım gibi.
Hastaneden çıktıktan sonra 5 gün evde kalan annem geçen pazar günü, kardeşlerimle birlikte yastığını düzeltirken kollarımızda huzur içinde gözlerini kapadı. Öyle ki son nefesini verdiğini hissetmedik bile.
İnsan gerçekten yaşadığı gibi ölüyormuş. Soğukkanlılığını yitirdiğine, panik yaptığına, modaya uyduğuna, aklına yatmayanı yaptığına tek bir kez bile şahit olmadığım Türkan Altınok da sakin bir şekilde, son anlarında bile bizlere yük olmamaya çalışarak dimdik hayata gözlerini yumdu.
Vasiyeti üzerine "ortalığı velveleye vermeden" kaldırdığımız cenazesini, 45 yıl önce kaybettiği sevgilisinin, babam Ali Altınok'un üstüne defnettik.
İnsanın bu hayatta kendisini koşulsuz seven tek canlı olan annesini kaybetmesi elbette derin bir yalnızlık hissi yaratıyor. Anne diyerek kimliksizleştirdiğin, kendinle adeta bir bütün olarak hissettiğin canlının, "diğerleri gibi" başka bir insan olduğunu anlıyorsun. Adını hatırlıyorsun, başka ilişkileri olduğunu akıl ediyorsun.
İşte bu saatten sonra anne-çocuk ilişkisi dışında bir diyalog başlıyor aranızda. Aklında kalan sözlerinin, davranışlarının, tavırlarının başka anlamlarını keşfediyorsun. Senin de anneni aslında koşulsuz sevdiğini, dolayısıyla iki insan arasında bu boyutta bir sevginin pekâlâ mümkün olduğunu anlıyorsun. Ölümün son olmadığını, kimsenin bir yere gitmediğini de...
Bu dünyadaki ömrümün sonuna kadar annemle beraberim. Sonrası, Allah cömerttir. (SABAH)
Direnmeseler, işverenin Kod 46 hukuksuzluğuyla yaşamak zorunda kalacaklardı.
Yetmezmiş gibi "Çocuklarınız da işe giremez" imasıyla canlarını yakan kamu görevlileri vardı.
Ne oldu?
Hak arayışı suç muymuş?
Söz olmasın diye selam almaya çekinen bir devlet görevlisi duruşundan bugün gelinen hal, dirayetli haberciliğiniz için için teşekkürler @timursoykan
Öyle çürüdük öyle bittik ki, daha nasıl utanacağız bilemiyorum.
Tanburi Cemil Bey’in 1912-1915 yılları arasında kemençe ile taş plağa kaydettiği “Çeçen Kızı” yorumu efsanedir. Elime gitar için özel yapılmış keman yayı geçince dayanamadım, giriş ezgisini çaldım. Cemil Bey’in yorumunu birazcık gitara aktarabildiysem ne mutlu bana.
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, eski AKP'li başkan Hilmi Türkmen hakkında "görevi kötüye kullanmak" ve "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlamasıyla suç duyurusunda bulundu.