Hücresinde kaloriferler akşamları bir iki saat açılıp geri kapatılıyormuş. Sıcak su her zaman var deniliyor fakat su ısınana kadar günlük su kotası doluyor. Su zaten tam da ısınmıyor, ılık olduğu için semaverde su ısıtıyor. Soğuk olduğu için de hasta olmamak için hızlıca duş alıyor.
2 battaniyesi var ama onlar da ısıtmıyor. Çocuklarının gönderdiği içliklerin hiçbirini almadılar, bundan dolayı bacakları üşüyor. 2 çorap üst üste giyiyorum ama buna rağmen ayaklarım donuyor dedi.
En alt katta olduğu için güneş ışığı koğuşa hiç gelmiyor. Bundan dolayı gün boyu lamba açık kalıyor. Sarı lamba olduğu için de gözlerini ağrıtıyor. Gündüzleri havalandırmaya çıkıyordu ama artık havalar soğuduğu için çıkamayacağını söyledi.
Kaldığı yer koğuş değil hücre. Hücre cezasından tek farkı tv ve masanın olması. Koca bir kışı 12 metrekarelik hücrede geçirecek.
Bugün Alparslan Hoca soğuktan sabaha kadar uyuyamadığını söyledi. "Hz. Yusuf'un kuyusundayım, duvarlar çok yüksek ve soğuk olduğu gibi aşağıda. Havalar soğuduğu için dışarı da çıkamıyorum artık, kışı 12 metrekarelik bir odada geçireceğim." dedi.
Sıcak evinde rahat rahat oturup talimatlar vererek tertemiz bir İslam alimine bu zulmü reva görenlerin gözüne uyku girmesin!
Eşine, çocuklarına dahi zulmedecek kadar gözleri dönmüş. Hakkı olan şeyi bile tırnaklarımızla kazıyarak alıyoruz. Düşmanlıkta bu kadar haddi aşmışlar.
Allah her şeyi görüyor ve yazıyor. Her şeyin hesabını da soracaktır elbet...