Bir uygulamaya giriş yapmak, alışveriş yapmak veya mesaj göndermek için başkasından yardım istemek zorunda kalmamalıyız. Dijital bağımsızlık herkesin hakkı! #EkrandaVarsınErişimdeYoksun
Afet Yoktur!
Doğal Olayları Afete Dönüştüren, Doğa İle Uyumlu Olmayan Kapitalist Sistemin Kent Anlayışı Vardır!
Afete Dönüşen Her Doğal Olayda Sağlık Emekçileri İki Kez Afete Uğramaktadır!
İstanbul'da dün yağan yağmurlar adeta afete dönüştü. Altyapısı olmayan kentler, doğayla uyumlu olmayan kentleşme nedeniyle en küçük bir doğa olayı afete dönüşmektedir. Bunu pandemide, depremde ve yağan her yağmurda görüyoruz.
Öncelikle İstanbul da yaşayan halkımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Yaşanan her olayda ise sağlık emekçileri iki kez mağdur olmaktadır. İstanbul valiliği tarafından bugün için alınan okul tatili kararında tüm kurumlarda çalışan ve 8 yaş altı çocuğu olan kadın emekçiler izinli sayılmıştır. Fakat sağlık emekçisi kadınların çocukları yine çocuk olarak görülmemiştir. Bu karar kabul edilebilir değildir. Diğer kabul edilmeyecek karar ise çocukların bakım yükümlülüğünün sadece kadın ebeveynlere yüklenmesidir. Bu izin meselesi bile sistemin kadına yaklaşımını görmek açısından yeterlidir. Bu tutumu da kabul etmiyoruz.
Valiliğin sağlık emekçisi kadınları ve çocuklarını görmeyen bu kararını kınıyoruz.
Bu nedenle Valiliğin kararını protesto etmek ve 8 yaşından küçük çocuğu olan sağlık emekçisi kadınların da çocuklarıyla ilgilenebilmeleri için valilik tarafından verilmeyen idari izni protesto etmek ve bakım yükünü sadece kadınlara indirgeyen yaklaşımlar nedeniyle;
Sendikamız tarafından 15-16 Ekim 2026 tarihlerinde sekiz yaşından küçük çocuğu olan ve iki ebeveynin de sağlık emekçisi olması halinde koşulları uygun olan ebeveynlerden birinin çocuklarının yanında olması için iki günlük iş bırakma eylemi kararı alınmıştır. Bu durumdaki ebeveynlerden biri iş bırakma kararımız gereğince işe gitmeyecek ve çocuklarıyla ilgilenecektir.
İstanbul’daki 8 yaş altı çocukları olan tüm sağlık emekçileri ile kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz.
Sağlıklı ve yaşanılabilir kentler; doğa ile uyum içinde inşa edilen kentlerdir. Bu kapsamda da tüm belediye yönetimlerini gerekli bilimsel çalışmalara ağırlık vermeye ve tedbirleri almaya çağırıyoruz. Yerel yönetim seçimleri öncesi yayınladığımız "sağlıklı kentler nasıl olmalı?" deklarasyonumuzu bir kez daha okumalarını da tavsiye ediyoruz.
Sermaye ye kent rantı değil, sağlıklı yaşam için doğa ile uyumlu kentleşme diyoruz. 15.10.2026
SES GENEL MERKEZİ
Beyaz baston bağımsızlığımızın simgesidir. Erişilebilir sokaklarda özgürce ve güvenle hareket etmek hakkımızdır.
15 Ekim Dünya Beyaz Baston ve Güvenlik Günü’nde, hazırladığımız basın açıklaması metnimizle, cadde ve sokaklarda çektiğimiz videolarla, karşılaştığımız tehlikeleri görünür kılıyor; erişilebilir ve güvenli bir kamusal yaşam için sorumluları göreve çağırıyoruz.
Basın açıklaması metnimizi alttaki bağlantıdan okuyabilirsiniz. ⬇️
https://t.co/NeGCVE7Uya
#15Ekim,#Beyazbaston, #Erişilebilirlik, #Güvenliulaşım.
BAHÇELİ’NİN FRANSA ÜZERİNDEN GENÇLİĞE VERDİĞİ EMPERYALİZM DERSİ HÜKÜMSÜZDÜR!
"Fransa’daki eylemleri hedef göstererek gençliğin haklı öfkesini ve mücadele kararlılığını bastırabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Gençliğin eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık talepleri, sahte anti-emperyalist söylemlerle, tehditlerle ve yasaklarla ortadan kaldırılamaz. Gençliğin mücadelesini dış güçler edebiyatıyla karalamaya çalışanlar, önce bu ülkede gençliği geleceksizliğe mahkum eden düzenle yüzleşmelidir.
Sosyalist Düşünce Toplulukları olarak bir kez daha yineliyoruz: Gençliği geleceksizliğe mahkum edenlere, emperyalizmle işbirliği içerisinde olup anti-emperyalizm nutukları atanlara, baskı ve gericilikle gençliğin iradesini teslim almaya çalışanlara karşı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Emperyalizme ve sömürü düzenine karşı bağımsız, laik, eşit ve sosyalist bir Türkiye mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz."
🔗Açıklamanın tamamını okumak için: https://t.co/jlJCxFU734
Zorbalığa Geçit Vermeyeceğiz!
Halkın Haber Alma Hakkı Engellenemez!
Bugün Halk TV’ye yönelik gerçekleştirilen şafak baskını, kanala kayyum atanması ve binasına polis zoru ile girilmesi, iktidarın çizgisinde durmayan muhalif basını susturma operasyonunun en son halkasıdır. Muhalif televizyon kanallarına kayyum atanması, haber sitelerine getirilen erişim engelleri ve sosyal medya hesaplarının sansürlenmesi halkın haber alma hakkına, basın özgürlüğüne saldırıdır!
Ekonomik yıkımı, talanı ve halka karşı işlenen suçları açığa çıkaran basın emekçileri; gözaltılar, ev hapsi kararları ve tutuklamalarla sindirilmek, hizaya getirilmek istenmektedir. Gerçeklerin üstü siyasi baskılarla ve kayyumlarla örtülemez.
İktidarın tüm baskılarına rağmen halkın sesi olmaktan vazgeçmeyen basın emekçilerinin yanındayız!
Birlik ve Dayanışma Hareketi
KAYYUMLAR GİDECEK, HALKIN İRADESİ KAZANACAK!
AKP iktidarı, sürdürdüğü baskı ve sindirme politikalarını yaşamın her alanına yaymaya devam ediyor. Belediyelerden demokratik kurumlara, dijital mecralardan muhalif basına uzanan kayyum, sansür ve yasak politikalarının son hedefi Halk TV oldu.
Bu saldırılar birbirinden bağımsız değil; tek merkezden yürütülen, toplumsal muhalefeti susturmayı, halkın iradesini gasp etmeyi ve haber alma hakkını ortadan kaldırmayı, demokrasinin asgari kurum ve kurallarını ortadan kaldırarak otoriter Tek Adam rejimini kalıcı hale getirmeyi hedefleyen politikanın parçalarıdır. Son dönemde milyarlarca dolarlık fon yolsuzluğu, gündemdeki yerini korurken, muhalif basına yönelik bu müdahaleler, söz konusu yolsuzluğun üzerinin örtülmek ve muhalif medyada tartışılmasının engellenmek istendiğini de işaret etmektedir.
Yargıyı, kolluğu, kayyumları ve dijital sansürü birer baskı aracına dönüştürerek ülkeyi her geçen gün daha koyu bir karanlığa sürükleyenler bilmelidir ki bu çabaları beyhudedir! Tarih sayısız kere göstermiştir ki hiçbir iktidar baskıyla, yasaklarla ve zorbalıkla ömrünü sonsuza kadar uzatamamıştır.
KESK olarak Halk TV emekçileriyle dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ifade ederken; tüm emek ve demokrasi güçlerini bu hukuksuzluğa karşı ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki bu örgütlü kötülüğü dağıtacak olan ortak mücadele ve dayanışmadır!
Emeğin, barışın, özgürlüğün ve demokrasinin kazandığı bir geleceği mutlaka birlikte kuracağız!
Haftanın gelişmelerini değerlendirdiğimiz "Komünist Birlik Haftalık" bülteni 46. sayısıyla yayında.
📌 Komünist Birlik Haftalık 6 Ekim – 12 Ekim 2026
⚫ Mekke Anlaşmasından Çıkılmalıdır!
⚫ Fon Soruşturmasını Haberleştirmek Suç Değildir!
⚫ 10 Ekim Katliamı’nı Unutmadık, Unutmayacağız!
⚫ Smart Solar İşçilerinin Yanındayız!
⚫ Boğaziçi Üniversitesi Öğrencileri Hakları İçin Direniyor!
⚫ Sosyalist Liseliler’den Fransız Konsolosluğu Önünde Eylem: Direnişi Selamlıyoruz!
⚫ Birlik ve Dayanışma Buluşmalarına Çağrı: Yeni Osmanlıcı Karanlığa Karşı Emekçilerin Cumhuriyeti İçin Buluşuyoruz!
⚫ Aydınlanma Okulları Başlıyor!
⚫Sosyalist Düşünce Toplulukları Söyleşisine Çağrı
⚫Sosyalist Liseliler: Tunç’u Katleden Bu Düzeni Yıkacağız!
🔗 Bültenin tamamına ulaşmak için: https://t.co/ZIZc1pfIZw
Yeni Osmanlıcılık Emperyalizme Hizmet Demektir! Bize Emekçilerin Cumhuriyeti Gerek!
Birlik ve Dayanışma Gazetesi'nin 16. sayısını İstanbul Kadıköy, Avcılar ve Bağcılar’da emekçilere ulaştırdık.
Yeni Osmanlıcılığa geçit vermeyecek, memlekete ve geleceğimize sahip çıkacağız!
📍Kadıköy
Yeni Osmanlıcılık Emperyalizme Hizmet Demektir! Bize Emekçilerin Cumhuriyeti Gerek!
Birlik ve Dayanışma Gazetesi'nin 16. sayısını İzmir Buca ve İstanbul Osmanbey'de emekçilere ulaştırdık.
Yeni Osmanlıcılığa geçit vermeyecek, memlekete ve geleceğimize sahip çıkacağız!
📍İzmir Buca
10 Ekim Katliamı’nı Unutmadık!
Kahrolsun Emperyalizm, Kahrolsun Gericilik!
10 Ekim katliamının üzerinden 11 yıl geçti. Emperyalizm ve gericiliğin kol kola gerçekleştirdiği Ankara Gar katliamında 104 yurttaşımız hayatını kaybetti. Suriye’nin emperyalizm beslemesi IŞİD eliyle çökertilmesine yönelik projeye ortak olan AKP iktidarı, ülkemizde de bombalı katliamlarla iktidarını ayakta tutmaya çalışmış ve 10 Ekim katliamına giden yolu açmıştır.
IŞİD’i açıktan destekleyen ve “öfkeli bir grup genç” olarak tanımlayan AKP ve Suriye’ye yönelik emperyalist işgalde “devrim” gören zihniyetin dün ülkemizi sürüklediği karanlık bugün de devam etmektedir.
AKP’nin ülkemizi emperyalist projelere ortak kılması, katliamları, yoksulluğu ve geleceksizliği derinleştirmektedir.
10 Ekim katliamının üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen AKP iktidarı emperyalizmin çıkarları doğrultusunda Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’da gerçekleşen dönüşümde rol üstlenmeye çalışmakta ve ülkemizi yeni yıkımlara gebe bırakmaktadır.
10 Ekim katliamını gerçekleştiren IŞİD’in kalıntısı HTŞ bugün Suriye’de iktidara getirilmiş, AKP iktidarı bu emperyalist dönüşümde rol üstlenmiştir. Suriye’de gerçekleştirilen katliamların baş sorumlusu olan HTŞ ile 11 yıl önce Ankara’da Gar katliamını gerçekleştiren cihatçı zihniyet arasında bir fark bulunmamaktadır.
Ülkemiz ve bölgemiz emperyalizmden, gericilikten ve gözü dönmüş sermaye düzeninden kurtulmak zorundadır. Katliamların hesabının sorulması da insanca bir yaşamın ve barışın tesis edilmesi de bu bütünlüklü mücadelenin sonucunda sağlanacaktır.
10 Ekim katliamının 11. yılında hayatını kaybeden yurttaşlarımızı anıyoruz.
Emperyalizme ve gericiliğe karşı mücadeleyi yükseltecek, ülkemizi sürüklenmek istenen karanlıktan çıkaracağız!
Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi
10.10.2026
🔗https://t.co/FVapc4ZvYE
10 EKİM ANKARA GAR KATLİAMI’NI UNUTMADIK, HESAP SORACAĞIZ!
10 Ekim 2015’te emek, barış ve demokrasi için meydanları dolduran yurttaşları hedef alan katliamın 11. yılında, yaşamını yitiren 104 yurttaşımızı saygıyla anıyoruz.
Ankara Gar Katliamı cihatçı çetelerin saldırısından ibaret değildir. Emperyalizmin Ortadoğu’yu savaş ve yıkıma sürükleyen politikalarının ortağı ve uygulayıcısı olan, cihatçıları besleyip önlerini açan AKP iktidarı, katliamın doğrudan sorumlusudur.
Aradan geçen 11 yıla rağmen sorumluların cezalandırılması bir yana, Suriye’de iktidar koltuğuna oturtulmuş olmaları, bu gerici düzenin katilleri nasıl himaye ettiğini göstermektedir.
10 Ekim’in hesabı, yalnızca tetikçilerden değil, katilleri büyüten ve koruyan işbirlikçi düzenden sorulmalıdır.
Gerçek adalet; emperyalizme, gericiliğe ve sermaye egemenliğine karşı emekçilerin örgütlü mücadelesini büyütmekle, eşit, laik ve sömürüsüz bir ülkeyi birlikte kurmakla mümkün olacaktır.
Katliamın bütün sorumluları hesap verene ve bu karanlık düzen değişene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Birlik ve Dayanışma Hareketi
https://t.co/lUz1Xs64Y8
Gökhan Güngör ile Yol TV’de olacağız!
8 Ekim 2026 Perşembe günü Türkiye saatiyle 19.00’da, Almanya saatiyle 18.00’de Hasan Tatar’ın sunduğu “Engelsiz Yaşam” programındayız.
Beyaz baston, bağımsızlık ve erişilebilirlik üzerine konuşacağımız yayında hak kayıplarını ve yeni kazanımlar için taleplerimizi dile getireceğiz.
Yayın saatinde aşağıdaki bağlantıyı açıp sayfadaki “Canlı” bağlantısına tıklayarak programı izleyebilirsiniz:
https://t.co/OWKh6l1vi1
Hak kayıplarına karşı, bağımsızlık ve eşitlik için sesimizi yükseltiyoruz!
#EngelsizErişim #BeyazBaston #Bağımsızlık #YolTV @HasanTa31526012@gokhangungor35@yol_televizyonu
Kızamık yeniden artıyor!
2025’te 49 olan vaka sayısı, 2026 Eylül itibarıyla 1.103’e ulaştı.
Aşı kararsızlığı ve aşı reddi çoğaldıkça, yıllardır kontrol altında tuttuğumuz hastalıklar geri dönüyor.
@saglikbakanligi 'nın aşı politikası yok!
Ocak'ta 155 işçi,
Şubat'ta 129 işçi,
Mart'ta 151 işçi,
Nisan'da 190 işçi,
Mayıs'ta 214 işçi,
Haziran'da 228 işçi,
Temmuz'da 216 işçi,
Ağustos'ta 227 işçi,
Eylül'de 226 işçi,
Yılın ilk dokuz ayında en az 1736 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti…
İzmir halkının iradesi AKP'ye teslim edilemez demek için bildirilerimizi Karşıyaka'da emekçilere ulaştırdık.
Ne düzenin sahte umutlarına, ne de AKP karanlığına kentlerimizi teslim etmeyeceğiz!