İhmal etmeyelim, mutlaka okuyalım İnşallah Kıymetli Müslüman kardeşlerim :) Allah (ﷻ) kabul eylesin 🤲🏻
SENE SONU - SENE BAŞI DUÂLARI
Hicrî Sene Sonu (29 Zilhicce 1447 / 15 Haziran 2026 Pazartesi)
Hicrî Sene Başı (1 Muharrem 1448 / 16 Haziran 2026 Salı)
Hicrî Sene Sonu Duasının, Zilhicce ayının son günü akşam ezanı okunmadan evvel 3 kez okunması tavsiye edilmektedir.
Hicrî Sene Başı Duasının ise, Muharrem ayının ilk günü akşam ezanı okunmadan evvel 3 kez okunması tavsiye edilmektedir.
EVLENİYOR MUSUN?
Bizim Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ağzı biraz bozuk hocamız vardı. Bir gün derste, hiç beklemediğimiz bir yerde sözü evliliğe getirdi ve dedi ki:
“Evleneceğiniz kadında üç şeye bakın: bileği, çekmecesi ve annesi.”
Gençtik. Önce güldük, sonra şaşırdık. Bilek ne alaka, çekmece ne alaka, anne ne alaka?
Meğer adam, bir cümlenin içine bir medeniyetin evlilik terazisini koymuş.
Bilek dediği yalnız kemik inceliği değildi. Zarafetti. İnsanın hareketine sinmiş ölçüydü. Bir bardağı tutuşunda, bir çocuğun başını okşayışında, sofraya ekmek koyuşunda belli olan o ince kadınlık hâliydi.
Çekmece dediği yalnız eşya düzeni değildi. İç dünyanın aynasıydı. Dağınık bir çekmece bazen dağınık bir ruhun, titiz bir çekmece bazen emanet bilen bir kalbin işaretidir. Çünkü insan evvela küçük şeylerde belli olur. Büyük laflar herkeste vardır; asıl insan, mendilini nereye koyduğunda anlaşılır.
Anne dediği de yalnız genetik değildi. Zamanın insanda neyi büyüttüğüne bakmaktı. Güzellik yaşlanınca hırsa mı dönmüş, huya mı? Yüz çizgileri merhametle mi derinleşmiş, öfkeyle mi? Bir kadın annesine benzeyebilir; bazen yüzüyle, bazen sesiyle, bazen de kırıldığı yerde verdiği tepkiyle.
Ben de bugün o hocanın sözüne birkaç şey eklemek isterim.
Evvela kadına değil, kendine bak.
Sen yurt tutacak adam mısın?
Yuva kurmakla ev açmayı aynı şey sanmıyor musun?
Belâ gelince kapının eşiğinde duracak mısın, yoksa ilk rüzgârda savrulacak mısın?
Fakirlik, hastalık, borç, dert, gurbet, kırgınlık geldiğinde o evin direği olabilir misin?
Çünkü evlilik yalnız sevda treni değildir. Evlilik biraz da nöbettir.
Birbirinin uykusuna, hastalığına, suskunluğuna, yaşlanmasına nöbet tutmaktır.
Sonra karşındakine bak.
Kavga ve gürültü içinde büyümüş bir kalp mi getiriyor sana? Eğer öyleyse, o evin yankısı sizin evinizde de duyulur mu? İnsan çocukluğunun sesini kolay susturamaz. Bazıları sevgiyi bağırmadan anlatamaz; bazıları huzuru görünce bile huzursuz olur.
Kadın olmanın keyfini yaşayan biriyle mi evleniyorsun, yoksa dünyaya erkek gelmediği için kendine küsmüş biriyle mi? Bu ince bir meseledir. Çünkü kendi varlığıyla barışık olmayan insan, başkasının varlığına da huzur veremez. Kadınlığını yük bilen de, erkekliğini tahakküm sanan da yuvaya denge değil, hesap getirir.
Dedikoduya teşne biriyle mi evleniyorsun?
Başkasının kusuruyla beslenen bir dil, bir gün kendi evinin etini de yer. Bugün komşuyu çiğneyen yarın seni de çiğner. Çünkü gıybet, önce dilin değil, kalbin bozulmasıdır.
Bir de şuna bak:
Merhameti var mı?
Hayvana, çocuğa, yaşlıya, garsona, kapıcıya, hastaya, düşküne nasıl davranıyor? İnsan kendinden güçsüz olana nasıl davranıyorsa, gerçekte odur. Büyük sofralarda takınılan nezaket aldatabilir; ama küçük bir öfke anı insanın bütün terbiyesini ele verir.
Ve nihayet şunu unutma:
Evlilik, iki kişinin birbirini beğenmesi değildir sadece. İki soyun, iki evin, iki çocukluğun, iki yaranın, iki duanın, iki korkunun aynı çatı altında imtihana girmesidir.
Onun için eski insanlar “hayırlı kısmet” derdi. “Güzel kısmet” demezdi, “zengin kısmet” demezdi, “hayırlı” derdi.
Çünkü güzellik solar. Para azalır. Heves geçer. Ama huy kalır. Edep kalır. Merhamet kalır.
Bir de insanın zor günde kim olduğu kalır.
O yüzden evleneceğin kişiye bakarken yalnız gözünle bakma.
Soyuna sopuna değil, haline bak.
Sözüne değil, susuşuna bak.
Gülüşüne değil, öfkesine bak.
Süsüne değil, çekmecesine bak.
Gençliğine değil, annesinin yaşlanışına bak.
Ve hepsinden önce aynaya bak:
Ben bu yuvaya yük mü olurum, yoksa omuz mu?
Yusuf Ziya Gümüşel Hocayla ilgili ürpertici bir iftira yaşandı.
Davada, kararı, Yargıtay oybirliğiyle bozdu, savcı tahliye istedi.
Yalan dolan iftira ile bir âlimin hayatı cehenneme dönüştürüldü. Mahkeme de isnat edilen suçların hepsini delilleriyle reddetti.
Yusuf Ziya Hocanın suçsuzluğu tescil edilmesine rağmen bölge adliye mahkemesi (istinaf) heyeti, bazı vicdansız ideolojik yapıların baskısıyla yargıtayın bozma kararına direnme ve tutuklulukların devamına karar verdi.
Çok büyük bir zulüm var.
Bu zulmün durdurulması gerekiyor.
#YusufZiyaHocayaAdalet
@abakingurlek@adalet_bakanlik@TC_icisleri
🇵🇸 HIZLICA ELDEN ELE YAYALIM ⚠️
Siyonist Terörist Türkiye'de
Daha önce ifşa ettiğimiz çifte vatandaş Armağan Bayraktaroğlu şuanda
Antalya Konyaaltı ilçesinde tatil yapıyor.
İsrail Ordusunda görev yapmış ve hala İsrail Ordusuna bağlı Polis Teşkilatında aktif görev yapan Matan Baron
(Armağan Bayraktaroğlu) ifşamız sonrası Türkiye Cumhuriyeti'ne, Cumhurbaşkanına ve vatandaşlara
küfür ve hakaretler etmişti.
Şimdi yeniden tatil için Türkiye'ye geldiğini tespit ettiğimiz bu alçak teröristi ihbar ediyoruz! Yetkililere çağrımız bir an önce bu teröristi derdest edin! Filistin Aktivistleri peşinizde! Soykırıma katılıp ülkemizde rahatça gezemeyeceksiniz!
Yaşasın Özgür Filistin Kahrolsun Soykırımcı İsrail! ✊🏻🇵🇸🇹🇷
Videodaki amcaya ulaşabilen varsa iletişim bilgilerini bize atabilir misiniz? Gerekli şartlar sağlanırsa İnzar Turizm olarak ilk kafilemizde amcayı ücretsiz olarak biz umreye götürmek istiyoruz… 🕋
Algida 'nın Bazı Alt Markaları Maalesef Bilinmeden Tüketiliyor.
Özellikle Bu Yıl Piyasaya Giren
OANDO ve Açık Satılan La Galateria Gibi Markalar Paylaşalım ki Herkes Dikkat Etsin ⚠️
Maddi imkânsızlıklar nedeniyle kutsal topraklara gidemeyen yaşlı bir vatandaş, Kur’an kursunun camındaki Kâbe fotoğrafına dokunup ellerini yüzüne sürerek adeta hasretini dindirmeye çalıştı.
@ayaserenat@drsalihselman Her işi hikmetli, her olayda bir hikmet var, büyüme var, olgunlaşma var, daha çok tanıma var. Göçüp gideceğimiz dünyaya ne çok mâna yüklemişiz….. acizim aciz olanı istemem/ faniyim fani olanı istemem. Ruhumu rahmana teslim ettim gayr-ı istemem.