Az önce acilden geldik. Çünkü yolda, konserde, insanların hareket halinde olduğu her yerde sigara içen bir adi, kızımın korneasını yaktı. Görme kaybının ne kadar olduğu belli değil henüz. Kendinden başka kimseyi düşünmeyen, saygısız, aşağılık insanlarsınız.Tiksiniyorum hepinizden
“Ahmet’in özelliği ne”
Defalarca söyledik. Ahmet; hastalık, kaza, bir varsayım üzerine ya da tanıdıkları tarafından öldürülmedi. Ahmet, 14-18 yaşları arasında 4 psikopat tarafından “öylesine” bilerek, takip edilerek katledildi. Mezarı tahrip edildi, ailesi tehdit edildi.
Tecrübeyle sabit, ne zaman böyle bir süreç yaşansa, bu ülkenin entelektüel dünyası, içindeki kini kusmak için uygun zemini bulur.
Genç arkadaşlar, üç kuruşluk beyinleriyle, safsatadan bozma argümanlarıyla sizi tarihinizden utanmaya davet edenlere prim vermeyin.
"Efendim Ermenilere şunu yaptık, Rumlara bunu yaptık, efendim yüzleşmeliyiz, efendim vicdan..." gibi tatavaları yutmayın.
Tarihin bütün yükünü sizin omuzlarınıza yüklemek isteyenler, bu ülkeye, bu millete düşmanlıklarını gizleme çabasıyla, sizdenmiş gibi "yaptık, ettik" falan diyecekler. Bilin ki sizden değiller, tam karşınızdalar.
Önce türlü alt kimlik ajandalarına "mağdur" kalkanı yaratıp sonra bunlar adına hareket ettiğini iddia edenleri "mazur" görmeyi dayatacaklar; bu, yeni bir numara değil.
Velhasıl, gardınızı düşürmeyin, boynunuzu eğmeyin. Ermeni meselesine "soykırım" deyip sizi inkarcılıkla mı suçluyorlar; Ermeni çetelerin katliamlarından tutun, dönemin savaş koşullarında sivil halkı korumaya kadar bir dolu gerçeği göz ardı eden birer Batı papağanı, efendilerinden iyi muamele görmek için onlar adına konuşan birer ev zencisi olduklarını hatırlatın. Asimilasyonla mı suçluyorlar; Türkiye'ye benzer koşullara sahip olup bunu yapmayan ulus-devlet örneği getiremeyecek olduğunun farkına varamayan birer kör cahil olduklarını hatırlatın. İsyanları kan dökerek bastırdığını için Cumhuriyet'i mi suçluyor; gülle bastıran devletleri sıralamalarını isteyip maytap geçin.
Son 100-150 yılda dünyada en çok katliama/soykırıma uğramış, bu coğrafyanın dört bir yanında vatanlarından edilmiş, son vatanları Türkiye'de onurlarıyla yaşamaktan başka bir niyetleri olmayan Türkleri, yine dönüp dolaşıp tarihin en azılı suçlusu diye sunmaya çalışacaklar. Bir adım bile geri basmayın.
Ciddiye alınacak bir yanları yok, ciddiye almayın. Utanacak bir kimliğiniz ve tarihiniz yok, başınız dik gezin.
Bu ülkede iki tür yurttaş vardır:
- Biri, az ya da çok bir şekilde bu Cumhuriyet'in hayrını görüp ona bağlı ve onun kurucularına minnettar olanlar.
- Diğeri, bu Cumhuriyet'in "hıyrının" üzerinde sörf yaparken sörf tahtasının üzerinden "ne hıyrını gördük" diye soranlar.
Sırrı Süreyya Önder için taziye mesajı yayınlamayan bir tek Mansur Yavaş ile Ümit Özdağ galiba. Sanatçımsılar, belediye başkanları, vekiller, genel başkanlar taziye sırasına girdi. Vakti zamanında şu açıklamayı yapabilen birisi için bu duyarlılık, barış elçisi tanımları falan çok ilginç gerçekten. Bu herifin postacılığını yaptığı örgüt binlerce vatandaşımızın katili. Bu binlerce vatandaşın arasında siviller de çokça. Bebek katillerini, canlı bombaları savunanları saygıyla anıp insanlıktan falan bahsediyorlar. Bu ülkenin aydını, siyasisi, ünlüsü topyekun milletine ihanet içerisinde.
Suça sürüklenen çocuk budur. Acıktığı için ekmek,üşüdüğü için mont çalan çocuk,suça sürüklenmiştir. Cebinde bıçak taşıyan,bir başka çocuğa sırtından saldırıp kalbinden bıçaklayan,yere düşünce kafasına tekme atan,hiçbir şey olmamış gibi sırıta sırıta metroyla kaçmayla çalışanlar, suça sürüklenmiş çocuk değil düpedüz katildir. Aksini iddia edenlerin içinde fokur fokur kaynayan bir Türk düşmanlığı kazanı vardır.
TTÖ (Taskafa Terör Örgütü)
Hiç mi şaşmaz, tornadan çıkmış gibi birbirinin aynı tipler.
Orta Amerika kartelleri gibi henüz ortaya çıkarılmamış bir yapılanma ile karşı karşıyayız.