Mansur Yavaş: Yapılacak tek şey kaldı: CHP, Zafer, İyi Parti birleşmeli.
Maalesef evrensel hukuk kuralları devre dışı bırakıldı.
Masumiyet karinesi yok sayıldı.
Yargıtay ve Sayıştay kararları yok sayıldı.
Bize gelen müfettişler 2019 sonrasına bakalım öncesini boş verin diyor. Neden 2019 öncesi yani AKP devrini araştırmıyor sunuz? dediğimiz de talimat öyle diyorlar!
Bu ülke bu şartlarla yönetilemez. Atatürk'te birleşmek zorundayız.
Bütün Atatürkçülerin bir çatı altında toplanması zarurettir. Yapılacak tek şey kaldı: CHP Zafer, İyi Parti birleşmeli, ülkeyi federalizme sürükleyip parçalamak isteyen AKpkk ittifakından kurtulmalıyız.
Mansur Yavaş'ın konuşmasının devamı
Yurttaş TV you yube linkinde
👇🏾
https://t.co/s8NhCVxD6v
Osman Bölükbaşı
"Türkiye’yi yöneten siyasetçiler için,
Bunların bakiresi bile genelevden emeklidir.”
Kendi partisinden seçilip başka partiye geçen vekiller için;
"Düğünü biz yapıyoruz, gerdeğe başkası ile giriyorlar" demişti.
9 Eylül 1973 günü siyasete veda eden Osman Bölükbaşı, sebebini soranlara, şunları söyledi: "Yüzünde, göz izi yok sanarak, siyaset denilen Leyla’ya gönül verdim.
Sonradan anladım ki; benden önce, kırkbin kişinin
nikâhından geçmiş."
1977 yılı Aralık ayında, Adalet Partili 11 milletvekili,
bakanlık uğruna CHP'ye geçer.
Ardından, bir gensoru önergesi ile Demirel Hükümeti düşürülür.
Bu olaydan hemen sonra, Süleyman Bey'e "geçmiş olsun" ziyaretinde bulunan Osman Bölükbaşı,
kendisine şunları söyler:
"Süleyman Bey, üzülme. Benim bağrım, ihanetin Karacaahmet Mezarlığı'na döndü.
Senin bağrındaki ise, daha köy mezarlığı."
12 Eylül sonrası kurulan partiler için değerlendirme yapan Bölükbaşı ANAP için şunları söyler ve haklı çıkar;
"ANAP, bulunmuş eşya deposu gibi. Bilirsiniz, tramvaylarda, otobüslerde bulunan her çeşit eşya,
bir ambarda depolanır. Bunların içinde, ayakkabılar,
şapkalar, cüzdanlar ve aklınıza ne gelirse herşey vardır.
Ayrıca bunların, birbiriyle bağdaşacak hiçbir yanı yoktur.
Tesadüfen biraraya gelmişler, dağılacaklardır.
"Biliyorsunuz, ben bu milleti severim. Bilirim ki,
bu millet de beni sever. İkimizin bu hali, birbirini sevip de,
evlenemeyen oğlanla kızın kaderine benziyor.''
Demirel'in yeni yeni parladığı yıllar. Partisiyle birlikte Kırşehir'e gider.Kalabalık, izzet, ikram, deve kesmeler ve alınan reaksiyon ziyadesiyle mutlu eder Demirel'i.
Sonra da Bölükbaşı memleketine gider. Hemen şakşakçılar Demirel'e raporu verir. Bölükbaşı'nın memlektinde sana deve, ona koç kestiler.
Seni daha iyi ağırladılar derler. Demirel Bölükbaşı'nı bir yerde görür, yanına gider, üstad memleketinde
bana çok iyi davrandılar. Deve kestiler, sağolsunlar der.
Sonrada inceden ayar vermek için üzüntülü bir şekilde
duydum ki sanada koç kesmiş hemşerilerin, ayıp etmişler der.
Bölükbaşı yine kendinden
emin şekilde Demirel'e döner ve "Evlat, bizim oralarda
deveye deve, koça koç keserler" der...
“Evlilik insan hayatının en büyük kumarıdır. Bu kumarda kazandığını söyleyen bazı yalancılara rastlanır. İlk günlerde döperle (dopink veren) kazanırsın, sonunda floş ruayelle (kumar) kaybedersin. Bu yüzüğün esareti, celladın kemendinden daha acımasızdır. Hayattaki en pahalı hovardalık evliliktir”.
Bölükbaşı Kızılay’da dolmuş durağında beklerken
kendini tanıyan bir vatandaşın, “Sizde mi dolmuş kuyruğunda sıra bekliyorsunuz?” sorusuna karşılık şunu söylemiştir, “Ne yapalım yavrum zamanında cebimizi doldurmadık şimdi dolmuşu dolduruyoruz”.
“Koltuğunun altında haç taşıyan, fakat hacı görünmeye çalışan, gavur diye öldürüp, şehit diye namaz kıldıran
siyasetçilerden sakınılmalıdır”.
“Demokrasi mücadelesinde ahlak ve fazilet imtihanın da
çok düşük not alanlar günün birinde muarızlarına karşı
edep ve nezahet müdafiliği yapmaya kalkıştıkları takdirde
“güveyi evine gebe olarak gelmiş olmasına rağmen,
kayınvalidesinden küpe takmak üzere kulağını deldirmesine müsaade isteyen hain gelin” gibi tiksintiyle karşılanır”.
“Meydanlarda rahman diye alkışlarsınız, sandık başına gidince şeytana sarılırsınız”.
“(Doğru söylüyorsun diyen kalabalıklara);
Ben doğruyum ama ne çare, ah birde sizi doğru yola
getirebilseydim, harmanı bol tanesi az milletim”.
"Hayatım boyunca bütün sektörleri tetkik ettim,
en kârlısının "din ticareti" olduğunu gördüm."
Günümüz siyasetçileri için, 40 yıllık kaşar bunların
yanında bakire kalır'.
1975'te, Senato seçimleri sırasında, AP'den adaylık teklifi gelince kendilerine teşekkür eden Bölükbaşı şu cevabı verir:
"Halkın, gönlünde bayrak gibi direğe çektiği insanlar,
başkasının koltuğu altına giremez."
"Anadolu Fırtınası" dinmişti.
Koca Bölükbaşı, o gün bugün şunları mırıldanır:
Kulluk, g”ran (ağır) geldi dünyada kula,
Hürriyet aşkı ile düştük bir yola,
Sonunda leylâmız gitti bir pula,
Bize inkisârı (kırgınlık), hicrânı (keder) kaldı.
OSMAN BÖLÜKBAŞI
bir gün Mecliste, Parmağı ile MENDERES'i işaret ederek ;
"Dünyadaki tüm ticari faaliyetleri
araştırıp inceledim, DİN TİCARETİNDEN DAHA KÂRLI
BİR SEKTÖR GÖRMEDİM, BUNU EN İYİ BAŞARANLARDAN BİRİSİ DE, SENSİN; DİN TÜCCARI MENDERES" deyince, Demokrat partililer
BÖLÜKBAŞI'nın üzerine yürür, kendisine sonra, 3 oturuma, katılmama cezası verilir.
BÖLÜKBAŞI'dan kurtulmak, hapse atmak için,
Milletvekili Seçildiği KIRŞEHİR il statüsünden
çıkartılıp, ilçe yapılır.BÖLÜKBAŞI'nın böylece,
vekilliği düşürülüp, Komünizm propagandası
yapmaktan dosya hazırlanıp, hapse atarlar…!
Bir sonra ki seçimde BÖLÜKBAŞI, Ceza evinden,
Bağımsız Aday olur ve oyların %90'nını alıp, yeniden milletvekili olup, hapisten çıkar…!
Ve ilk oturumda, MENDERES'in gözünün içine baka baka;
"TÜRK MİLLETİ SEN GİBİ, AMERİKAN UŞAĞI, DİN TÜCCARI HAİNLERİN SURATINA HER DAİM,
ŞAMARI böyle İNDİRİR" der…!
Ben işte bugün O; ONURLU, YÜCE TÜRK MİLLETİNİ
ÖZLÜYOR, ARIYORUM…!
Muzaffer Kılıç
“Aşk olsun sana çocuk, aşk olsun “ dizesini özgür ve tam bağımsız Türkiye isteğiyle, dönemin gaddar,acımasız,rövanşist muktedirleri tarafından,hayatlarının baharında idam sehpasına yollanan “Deniz” Gezmiş ve ve arkadaşları için yazılmıştı, büyük şair Can Yücel tarafından…Bugün ise onların torunu, benim oğlum yaşındaki bir başka Deniz korku duvarlarını yıkarak, olağanüstü Odtü’lü zekası ve cesaretiyle, dünyanın en sempatik ve sarsıcı sanatı mizahı, orantısız bir yaratıcılıkla, kimseye torpil yapmadan, herkesin nasibine düşeni eşit bir şekilde dağıtarak, tek kişilik oyunuyla ülke gündemine oturmuş durumda…Yaptığı sadece mizah, komedi ve sanat…Fakat şansızlığı veya cesurca seçimi, 70 lerin, 80 lerin, 90 ların mizahçı ,karikatürist ve komedyenlerinin aksine, hoşgörüsüz, tahammülsüz, eleştiriye, mizaha sıfır toleranslı, kendine dokunanın, taraf olmayanın bertaraf edildiği siyasi iktidar iklimine denk gelmesi… Benim kızım ve damadımda Odtü’lü ve Deniz’in okul arkadaşları…Ben onların Deniz’i sahiplenmesinden biliyorum, Deniz tek ve yalnız değildir…Hayatlarını işgal etmiş bu sevgisiz, gaddar, otoriter rejime isyan ediyorlar en demokratik yolla…Sanatla…Tıpkı bizim 12 Eylül askeri darbesinin uygulamalarına sanatla direnmemiz gibi…Deniz’e takılan ters kelepçe, sizin aklınızın, beyninizin, düşünce!! yapınızın çağdaş dünyadan kopuk ters olmasından kaynaklıdır…Deniz dosdoğru, siz bize terssiniz!!!Yolun açık olsun Deniz’im, abilerin, kardeşlerin yanında…Milyonlarla…👏👏👌👌✌️✌️🙏🏻🙏🏻❤️❤️👏👏👏👏 @idgoktas@onurakinresmi #yasak #denizgöktaş #denizgöktaşserbestbırakılsın
🚨SON DAKİKA | ZONGULDAK’TA İZDİHAM!
Seçilmiş ve mazbatalı CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yüzbinlerle beraber yürüyor!
Birilerinin sokağa çıkacak yüzü yokken, seçilmişler yüzbinlerle yürüyor.
AKP il yönetimi bu görüntülerden rahatsız olmuş, “acaba hiç böyle bir karar verilmese miydi” diyorlarmış.
O halde onlara inat paylaşalım: YÜRÜ ÖZGÜR BAŞKAN, YÜRÜ!