— CHP lideri Özgür Özel: “Çok büyük bir emperyalist projenin bir parçasını yaşadığımıza inanmaya başladım.
Tom Barrack’ın ‘Demokrasi bu ülkeye çok, merhametli bir monarşi lazım’ dediği ve Cumhur İttifakı’nın sahiplendiği bu söylemlerden sonra ben uyku uyuyamadım.”
Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz.
Bugün Tarihi Ulus Hali’nde esnafımızla, vatandaşlarımızla bir aradaydık. El sıktık, yüz yüze baktık, umut gördük.
Millete sırtını dönenin yolu daralır. Yönü şaşar.
Bizim yolumuz açık, yönümüz millettir.
Millet bizimledir!
Özgür Özel, Ulus Hali'ni ziyaret etti:
-Benim 3 tane çocuk var, düzeltin bu ekonomiyi.
-Seni Yaratan'a kurban olurum, dualarım hep seninle.
-Ben Haymanalı'yım, Kemal'e bir daha oy verirsem benim kulağımı kessinler, biz sana oy vereceğiz.
AİHM yoluna çıktık.
33 yıl sonunda bu adımı atarken düşündüklerim ve duygularım sorulduğunda söylediklerim:
2 Temmuz 1993’te, yaş döngüsü tanımlarına göre henüz birkaç yılı geride bırakmış bir yetişkin olarak kendi yolumu çizmeye başladığımda bana bir meteor çarptı. Otuz üç yıldır, en sıradan günde bile en beklenmedik anda yeniden yaşanan, unutulamayacak izleriyle içimde hep korlu bir köz ateş bıraktı bana o meteor.
Unutturmamanın da bir görev olduğunu bildiğim uzun başka bir yola çıkmak zorunda kaldım.
Şimdi bir yanım hep babasını özleyen o genç yetişkin kız. Bir yanım, o gün bir günde bütün ömrünü tüketmişçesine yaşlanan; hep kırgın ve kendiyle kalmış bir dermansız. Bir yanım, adalet peşinde yorgun, yılgın ama kendine de nefes bırakmadan mücadele için gücünü kamçılayan bir inat.
Sivas Katliamı’nın 33. yılındayız. Olmaz denilecek her şey oldu. İnsanlık suçu zaman aşımına uğratıldı. Şeriatçı katiller önce Cumhurbaşkanı’nın özel affına mazhar oldular. Bu ideolojik tercihle hep mağdur ve mazlum olarak anılan, ama insanları gözünü kırpmadan benzin dökerek yakan vahşiler; bizim AYM’ye yaptığımız zaman aşımı kararına itiraz başvurusunu 12 yıl bile isteye işleme almayan iktidarın güdümlü yargısı tarafından aynı merciye yaptıkları serbestlik başvurusunun ivedilikle 1 yıl içinde sonlandırılmasıyla serbest bırakıldılar. Oysa hüküm giymiş, müebbet hapis cezasına çarptırılmışlardı.
İşin en acı tarafı tüm muhalefet de kendi konjonktürel kısır gündeminden gayrı
bu konuyu konuşmadı tweet muhalefeti bile kepenk kapattı. Göstermelik kınamalar ikinci güne kalmadı.
Şimdi AİHM yoluna çıkıyoruz. Otuz üç yıl boyunca defalarca türlü gelişmeyi anlattık. Sayısız yazı yazdım. Uzunca bir zamandır kendimi yinelediğim ve hep aynı şeyi söylediğim bu tekrarı sorguluyorum. Artık sözüm kelimelerden kopuyor; kelimeler harfleniyor ve etrafımda dönüyor.
Bugün yeniden sorulduğunda, bu duygumla ifade etmek için 33 kelime seçtim:
Kor, har, yangın, vahşet, acı, keder, yanık, yara, kabuk, kan, karanlık, dip, kısır döngü, isyan, sessizlik, yalnızlık, sürgün, kül, duman, utanç, inkâr, cezasızlık, bekleyiş, özlem, ağıt, hafıza, vicdan, direniş, inat, hakikat, adalet, hesaplaşma, umut.
@HalukBi52885783@sokakkedisitv Maalesef. İyice derinleşti ve bize en ufak bir siyasi alan bile bırakmıyor. Özel/İmamoğlu için bir alan varsa bile nato izin verdiği için olacak…
Dün Buğra Bey’in savunmasını yaptım. Benden sonra Engin Abi savunma yaptı. Bugün de Aynur Abla savunmasını yapacak.
Kendi adıma gerçekten yorucu bir gündü. Bu zulmün en kısa sürede sona ermesini umut ediyorum. Dosyada çok büyük haksızlıklar var;
Allah yardımcıları olsun.
@emrahgulsunar Tutuklanan her siyasetçi iktidarın karizmasını çizip biraz daha güçsüz gösteriyor. Seçime adil şartlarda girmeye yürek olmadığını ortaya koyuyor. Bunun da siyaseten bir maliyeti var.
@kritisch_kritik Adamın bu dediği doğru. Burada kastettiği köylüyü avrupadan çıkan sol tanımlamalarda bulamayız. Çünkü bu köylü avrupada yok. Bizim köylümüz asya/ortadoğu karışımı başka bir kafa. Ekonomik durumla da hiç ilgisi yok. Bugün pek çok holdingin patronu bile halen köylü.
Taha Akyol'un yazısında yer verdiği araştırmamızın dikkat çektiği noktalardan biri şu: mutlak butlan kararı yalnız muhalefet değil, iktidar seçmeninde de ciddi düzeyde kaygı uyandırıyor. Muhalefet seçmeninde demokratik kaygılar öne çıkarken, iktidar seçmeninde de bu karar toplumsal birliğin ve düzenin zarar görmesi ile ilgili endişe yaratıyor.
Ekrem İmamoğlu, Bülent Kuşoğlu'nun 'devlet aklı' yorumuna cevap verdi: Nasıl devlet aklıysa akşam üniversite kapatıp sabah geri açıyor. Vatandaşın en basit sorunlarını çözemiyor, her gün bir yenisini ekliyor.
“Gülünç bir açıklamadır. İktidar içerisindeki bir takım siyasetçi ve bürokrata bir tür sorumsuzluk zırhı giydirme girişiminden başka bir şey değil. Nasıl devlet aklıysa akşam üniversite kapatıp sabah geri açıyor. Vatandaşın en basit sorunlarını çözemiyor, her gün bir yenisini ekliyor. Bunlara maşa olanlar da ‘devlet aklı’ laflarıyla ortaya gülünç ifadeler saçıyor.
Siz kimsiniz, millete sormadan bu ülkenin siyaseti için karar alma yetkisini size kim verdi? 2026’da mıyız, yoksa 1996’da mıyız? Türkiye’yi eski karanlık yıllarına, vesayet anlayışına döndürmeye çalışan bir yapıdır bu, sahibi de Erdoğan’dır.
Bugün Türkiye’nin ekonomisi çökmüştür, asayişi çökmüştür, gıda enflasyonu patlamıştır, teknoloji yarışında geri kalınmıştır, ülke doğum oranlarında Avrupa ülkelerinin bile altına düşmüş durumdadır. Belli ki ‘devlet aklı’ diyerek millete yutturmaya çalıştıkları yapı yeterli olamıyor bu ülke için. O yüzden biz millet aklını işleteceğiz.
Türk devletinin aklı, milletinin aklını rehber edinirse anlam taşır. Devlet yönetimi ne zaman milletin aklından, halkın vicdanından, kamunun menfaatinden ve adaletten uzaklaşırsa, orada akıl kendini inkâr eder ve birilerinin hizmetine girer. Burada devlet aklı gider, vesayet aklı gelir.
Bunların ‘devlet aklı’ dediği, beceriksizlik ile iç içe geçmiş kötülüğün perdesi olarak kurgulanmıştır. Meşruiyetini yurt dışında arayan bir anlayış, devlet aklının yanından geçmez. Belki başka devletlerin aklı olabilir kastettikleri. Koltuk uğruna Cumhuriyeti, demokrasiyi ortadan kaldırmaya çalışan akıl, benim devletimin aklı olmaz.
O yüzden bu kavrama sarılanlar bugün Türkiye’de gülünç haldedir. Bu devletin aklı, her gün devletine ve milletine hizmetini onur, şeref ve izzetiyle yapan, siyasete değil, işini iyi yapmaya odaklanmış, çalışkan ve fedakar memurlardır, ter döken işçilerdir, dirsek çürüten öğrencilerdir. Yolunu şaşıran varsa onların aklını takip etsin, onlar elbet bizi doğru yola götürecektir.”
(İlke TV)