Gazzeli Meryem. 💔
Yurtdışında tedavi gördü. İsrail’in olmadığı yerde çiçek açtı Meryem, iyileşti.
Keşke bütün Gazzeli çocuklar, haydut devletin zulmünden kurtarılabilseydi.
Gazze'ye gönüllü giden Dr. Tanya Haj-Hassan:
“Cansız bir çocuğu kucağımda tuttum—onu kurtaracak hiçbir ekipman yoktu. Bu bir savaş değil, masumların katliamı.”
Hiçbir esirin sağ çıkamadığı bir hücreye kapatıldı. İnsanlık için mücadele eden bir doktor, her gün aşağılanıyor, her gün işkence görüyor.
Dr Hüsam vaktiyle avukatına şöyle demiş: “Eğer Enes’e ulaşırsan bizi dünyaya hatırlatmasını, acılarımızdan bahsetmesini söyle.” Gazeteci Enes’in vefatından haberi olmayacak kadar dış dünyayla irtibatı kesilmiş.
İnsanın zoruna giden Dr Hüsam ve misallerinin bir kez değil, her gün acı ve işkenceyle bin kere öldürülmesi.
#DrHussamEbuSafiyya
Ali ve Sukayna, Lübnan’da katledilen yeni evli çift.
Lübnan’da her gün bu fotoğraftaki gibi insanlar katlediliyor ve sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi davranılıyor.
İsrail, Lübnan’daki 12 köye tahliye emri verdi. İşlediğiniz topraktan, doğduğunuz evden men ediliyor ve bombalanıyorsunuz. Üstelik t.rörist ilan edilerek.
Bunun adı etnik kıyım. İsrail Lübnan’ı da Gazzeleştiriyor ve demografik yapıyı kendi lehine çeviriyor. Dünya siyonizme esir olmuş.
"Soy judío y estuve en Gaza como médico humanitario, lo que hacía antes Israel era un genocidio lento, ahora es total. Los israelíes son excelentes torturando, lo hacen a todas horas y han matado a médicos violándolos hasta la muerte".
Médicos humanitarios judíos denuncian el genocidio sionista en Gaza y las brutales torturas a las que someten a los médicos palestinos, como al doctor Adnan al-Bursh, jefe del departamento de ortopedia del Hospital Al Shifa, que fue violado hasta la muerte.
Sin embargo, esto no es ningún escándalo en Occidente... ningún crimen, por horrendo que sea, importa si quién lo hace es EEUU e "Israel2.
Buraya bırakın maden ocağı açmayı ya da sondaj vurmayı; çayırlarında yürüyen insan, kırılgan bir cevherin üzerinde yürür gibi narin adımlar atmalıdır.
Ülkemizin mücevher değerindeki yerlerinden biridir, bir hazinedir.
Modern dünyanın "hazırcılığına" karşı verilmiş
en samimi derslerden biri.
89 yaşındayım, hâlâ toprağın koynundayım.
Şimdikiler dükkandan yiyor, ambardan değil.
Toprakla bağı kopanın, hayatla bağı zayıflar.
— Trabzon📍Düzköy
Göğüs Cerrahı Ersin Arslan, 17 Nisan 2012'de suça sürüklenmiş (!) 17 yaşındaki Murat Geceken adlı cani tarafından acımasızca katledildi. Bıçaklandıktan sonra tamamen ölmesi için dakikalarca kimseye müdahale ettirmedi. Katil tasarlayarak adam öldürme suçundan müebbet hapis alması gerekirken 18 yaşından küçük olduğu için 24 yıla çarptırıldı. İnfaz kanunundan faydalanarak 2028'de yani 2 yıl sonra aramıza katılacak. Ekmeğini suyunu vergilerimizle veriyoruz. Aşıları, sağlık bakımı herşeyi tam. Tıpkı diğer katiller gibi! Ersin abinin hayatı elinden alındı. Annesi 2022'de oğluna hasret vefat etti.
Artık katil beslemek istemiyoruz.
Adalet istiyoruz. #ersinarslan
Takvimler Nisan ortası,
tüm dünya baharı selamlıyor ama
Trabzon yine kendi bildiğini okuyor!
Dağların sisi, karın sesi, Trabzon’un asil çehresi,
her daim ise bitmeyen bir memleket sevdası...
Yalanın ömrü kısadır. Dün bütün etnik bölücülere koştur koştur video kesiti gönderdiniz. Sizlerde zerre utanma duygusu olsa şunu yapmazsınız. Bazı arkadaşlar sizlerin ikiyüzlü tutumunuza aldanıyor. Dün başı kapalı hekim arkadaşımıza ondan “utandığınızı” söyleyen sizlerin, yalanın ve iftiranın ağzına yuva yaptığı sizlerin, siyasetin batağında bocalayan sizlerin rant kapısını kapatmak üstümüze vazifedir. Size makul olanlar diyerek oy verenlerin de vebali kendileri üzerindedir.
Vallahi sizden değiliz, billahi sizin gibi değiliz.
Giresun’un eşsiz doğası ve bereketli toprakları bugün ciddi bir tehdit altında. Yıllardır emeğiyle geçinen insanlar, toprağına sahip çıkmaya çalışırken, doğayı tahrip edecek projelerle karşı karşıya bırakılıyor. Madenler için doğayı yok etmeyin!
Bu topraklar yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda bir yaşam alanı, bir kültür ve gelecek nesillere bırakılması gereken bir miras. Fındık üretimiyle dünya çapında değer yaratan bu bölgenin, doğayı yok edecek girişimlerle riske atılması kesinlikle kabul edilemez.
Temiz su kaynaklarının zarar görmesi, toprağın verimsizleşmesi ve ekosistemin bozulması sadece bugünü değil, yarını da geri dönülmez şekilde etkileyecek sonuçlar doğurur. Kısa vadeli kazanç uğruna uzun vadeli kayıpların göz ardı edilmesi, hem bölge halkına hem de ülkemize büyük bir haksızlıktır.
İnsanın doğasına ve yaşam hakkına sahip çıkmak herkesin sorumluluğudur. Tarımın, üretimin ve doğal dengenin korunması, hem yerel halk hem de ülke için hayati önem taşır.
Doğa yok olursa, geri kazanmak mümkün olmayacak !