Bu insanın doyumsuzluğunun tablosudur.
Tüm ülke seni sevdi, saydı, tek kelimenle yollara yardıma düştü, tek bir isteğinle milyonlar yağdı.
İsteyip de yaptıramayacağın şey yoktu.
Sana, ne istersen iste, hayır diyecek insan yoktu neredeyse.
Tek bir cümlen milyonlarca beğenildi.
Bu ülkede kimsenin gelemeyeceği mertebeye, güven seviyesine getirdi insanlar seni.
Sen ne yaptın?
Ne yetmedi?
Daha ne istedin?
Ya derdin neydi be? Gerçekten derdin neydi?
Sesin vardı, insanlar seni seviyordu. Yıllarca güven kazandın. Yardımsever diye tanındın, örnek gösterildin. Bir insanın hayal edebileceği en büyük itibarlardan birine sahiptin.
Peki neden?
Üç beş kuruş için mi? Eğer doğruysa, buna gerçekten değer miydi?
İnsanların kaybettiği beş bin, on bin lira bir şekilde yerine gelir. Ama senin kaybettiğin itibar geri gelir mi? Bir gün aynaya baktığında kendine ne diyeceksin?
En çok da buna üzülüyorum. Çünkü insan bazen en büyük kötülüğü kendine yapıyor. Yıllarca emek verip kurduğun ismi, insanların sana duyduğu güveni, tek hamlede yerle bir ediyorsun.
Bir zamanlar insanlar seni alkışlıyordu. Şimdi ise herkes büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Eğer ortaya atılan iddialar doğruysa, gerçekten buna değdi mi?
İnsan para kaybeder, yeniden kazanır. Ama güvenini, itibarını ve insanların gözündeki yerini kaybederse, işte onu geri almak çok zordur.
Gerçekten yazık…
#haluklevent
@OguzhanUgur Hukuk devletinde "Kendi adıma çıkarmam gereken dersleri de çıkardım" dediğinizde yaptıklarınız yanınıza kâr kalmıyor Oğuzhan. Bunu sen de öğreneceksin..
Üstten üstten konuşmanın vebalini de ödeyeceksin muhakkak kandırılan Oğuzhan...
O jetleri kırmızı ışıkta yarım debriyaj bekletseniz dahi şu senkronizasyonu sağlayamazsınız.
Verilen mesaj nettir:
"Barışta 10 saniye sonra selamlama için tepenizden geçen güç savaşta daha cümleniz bitmeden tepenize biner."
Saf Gurur🇹🇷
Biraz önce aynı konuyu konuşuyorduk.
Cumhurbaşkanı Erdoğan tek bir hediye ile tüm dünyaya, özellikle Trump'a şunu söyledi;
ABD ve Türkiye harici NATO koca bir bürokratik yükten ibaret. Liderleri zannedilen kişilerin izinsiz tuvalette gitmeye bile yetkisi yok. Daha kendilerine verilen hediyeyi bile ülkelerine onlarca evrak hazırlamadan götüremiyorlar. Müttefik diye güvenip, silahlandırdığın adamların halini gör ve benimle olan anlaşmanın önemini hatırla.
Tabi Türkiye'deki muhalif grubun böyle şeyleri anlayıp, okuyabilme yeteneği olmadığı için onlar şu an başka saçma detaylardalar.
Trump’un danışmanı Miller:
“Erdoğan’dan zekice silah hamlesi!
NATO’ya katılan liderlere içinde mermi bulunan silah hediye etti fakat Avrupalı liderler bu silahları ülkesine sokamadı.
Daha bir silahı bile ülkesine sokamayan liderler savaş zamanı ne yapabilir?
Erdoğan tek hamleyle bunu dünyaya gösterdi.”
1. Almanya’dakiler size hiçbir şey getirmek zorunda değil.
2. Nussknacker çikolatarın kralıdır. En lezzetlisdir.
3. Ferrero Rocher artık Türkiye’de de mevcut. Neden getirelim ki? Kendiniz alın.
4. Yurtdışındaki türk diasporasını hor görenlerin bir de hediye beğenmemesi komik..
Özellikle Türkiye’den Almanya ve İngiltere’ye göç edenlerin önemli bir kısmı şunu anladı. Dünyanın birçok yerinde insanlar kira derdiyle, güvenlik sorunlarıyla, yalnızlıkla, sağlık sistemiyle ve farklı sosyal problemlerle mücadele ediyor. Sorunlar ülke değiştirince tamamen ortadan kalkmıyor, sadece şekil değiştiriyor. Mesele yaşadığın yeri kusursuz görmek değil, neyin iyi neyin kötü olduğunu aynı anda görebilmek. Sürekli başka ülkelerin iyi taraflarına, kendi ülkenin kötü taraflarına odaklanırsan hiçbir yerde mutlu olamazsın.
Muhteşem bir olay ya. Tüm ekibin ellerine sağlık.
Ne olduğunu anlamayanlar için olayı biraz açmak istiyorum.
Organ naklinde kan grubu ve doku uyumu önemlidir. Yani birine organ vereceğiniz zaman, uyumlu olması istenir.
Ayrıca öyle kafanıza göre birine organınızı veremezsiniz. Çünkü organ satışı yasaktır. Birine organı verebilmek için haklı bir sebebiniz olmalıdır. Bu bir akrabalık bağı olabilir, yılların dostluğu olabilir (ispat şartı ile). Yani etik kurulu "Ben bu kişiye organımı satmıyorum. Aramızda bir bağ var. Onun sağlığı için organımı bağışlıyorum." cümlesine ikna etmeniz gerekir. Bu nedenle yedi yabancı birine organınızı veremezsiniz. Çünkü arka planda bir satış olup olmadığını ispat etmek mümkün değildir.
Şimdi gelelim çapraz nakile.
Diyelim ki A kişisi ve B kişisi çok yakın. B kişisinin organ ihtiyacı var. A kişisi vermek istiyor ama uyum sağlanamıyor.
C kişisi ve D kişisi de çok yakın. D kişisinin de organa ihtiyacı var fakat C kişisi de onunla uyumsuz.
Fakat A kişisi D kişisine, C kişisi de B kişisine uyuyor. Bu durumda devlet diyor ki "Birbirlerinizin yakınına organlarınızı verebilirsiniz."
Bu durumda da satış olmadığından emin olunur. Çünkü herkes kendi yakınının sağlığı için organını veriyor.
Çapraz nakilde şöyle bir sıkıntı var; ameliyatlar aynı anda başlamalı. Yoksa birisi vazgeçerse zincir bozulur, mağduriyet olur. Mesela diyelim ki A kişisini ve D kişisini ameliyata aldınız. Ameliyat başarılı geçti ama C kişisi vazgeçti. Kolundan tutup zorla ameliyata sokamazsınız. Bu nedenle 4 ameliyatı da aynı anda başlatmanız gerekir.
Çapraz nakil olayı, uyum ihtimalini artırarak hastalar için büyük kolaylık sağlasa da uygulaması inanılmaz zor bir işlemdir. Tüm hastanenin bu işe entegre olması gerekir. Olayı yöneten bir kişi olsa da cerrahından ameliyathane hemşiresine, servis hemşiresinden hastane personeline kadar herkesin tecrübeli olması ve işini kusursuz yapması gerekir. Organ nakli dediğimiz konu zaten kendi başına çok kompleks bir işken, bu çapraz nakil olayı gerçekten muazzam bir şey.
Benim anlattığım 2'li çapraz nakildi. Yani 2 alıcı ve 2 verici var (aynı anda 4 ameliyat). Malatya bunun 7'lisini yapmıştı. Şimdi de 8'lisini yapmışlar. Gerçekten muhteşem bir olay. Başta Sezai Hoca olmak üzere tüm ekibi tebrik ederim. Elleri dert görmesin. Bu tarz öncü olayları ülkemizde daha çok görmek dileğiyle.